Türkiye’nin yeni dikey dizi projelerinden Düşes, 13 Mayıs’ta yayına giriyor ve Venedik’teki Teatro La Fenice lansmanıyla Avrupa’ya açıldı. OGGUSTO olarak Venedik’te projenin sahibi İki Dakika Creative House, dizinin oyuncusu oyuncu Pelin Karahan ve yaratıcı ekiple konuştuk.
Mobil ekran için üretilen dikey diziler son dönemde dünya eğlence sektörünün en hızlı büyüyen alanlarından biri haline geldi. Türkiye’de bu formatın en dikkat çeken örneklerini üreten İki Dakika Creative House, yeni dizisi “Düşes” ile şimdi Avrupa sahnesine çıkıyor. Dizi 13 Mayıs 2026’da yayına girecek. Venedik’in tarihi opera binası Teatro La Fenice’de gerçekleşen özel lansmanda diziden ilk görüntüler izleyiciyle buluşurken; Pelin Karahan, Seçkin Özdemir, Erdal Özyağcılar, Mustafa Kotan, Ece Yosmaoğlu ve şirketin kurucusu İlkin Kavukcu da projeye dair merak edilenleri anlattı.
OGGUSTO olarak katıldığımız lansmanda, Türkiye’de hızla büyüyen dikey dizi formatının geleceğini, Düşes’in çıkış hikâyesini ve Avrupa planlarını konuştuk.
La Fenice’deki Lansmandan Notlar

Venedik’in en önemli kültür sanat yapıları arasında gösterilen Teatro La Fenice, bu kez Türkiye’den çıkan yeni nesil bir dizi formatına ev sahipliği yaptı. İki Dakika Creative House’un Avrupa açılımı için düzenlediği özel davette, şirketin dikey dizilerinden hazırlanan İtalyanca seçki ilk kez davetlilerle buluştu.
1792 yılında açılan Teatro La Fenice, opera tarihinin en köklü sahnelerinden biri olarak kabul ediliyor. Adını küllerinden yeniden doğan anka kuşundan alan yapı, geçirdiği büyük yangınların ardından yeniden inşa edilmesiyle Venedik’in kültürel hafızasında özel bir yere sahip. İki Dakika Creative House’un Avrupa yolculuğu için bu sahneyi seçmesi de etkinliğin en çok konuşulan detaylarından biri oldu.
İtalya’nın sanat, medya ve iş dünyasından isimlerin katıldığı lansmanda; Yeni Nesil Aile’nin başrol oyuncusu Eda Ece ile birlikte Düşes ekibi de yer aldı. Pelin Karahan, Seçkin Özdemir, Gökberk Demirci, Erdal Özyağcılar, Melisa Doğu ve Zeynep Özyağcılar’ın yanı sıra yönetmen Mustafa Kotan ve senarist Ece Yosmaoğlu da geceye katılan isimler arasındaydı.
İki Dakika Creative House’un Yayındaki Dizileri
- Yeni Nesil Aile: Eda Ece, Sumru Yavrucuk ve İbrahim Selim’i bir araya getiren aile komedisi. 50 bölümlük dikey formatın ardından projenin 95 dakikalık yatay film versiyonu da hazırlandı.
- NKBİ – Ne Ki Benden İstediğin: Ülkü Hilal Çiftçi ve Çağan Efe Ak’ın başrollerini paylaştığı romantik gençlik dizisi. Genç izleyiciler arasında geniş bir karşılık bulan yapımın 65 dakikalık yatay versiyonu da bulunuyor.
- Semt Çocuğu: Mahalle komedisi tonunu merkeze alan 60 bölümlük dikey dizi.
- Düşes: Pelin Karahan, Erdal Özyağcılar, Nurseli İdiz ve Seçkin Özdemir’in rol aldığı yeni mahalle komedisi. Dizi, 13 Mayıs itibarıyla dijital platformlarda izleyiciyle buluşuyor.
Düşes Dizisi Konusu ve Dizi Hakkında Bilgiler

- Tür: Romantik komedi
- Yapım Şirketi: İki Dakika Creative House
- Yönetmen: Mustafa Kotan
- Senaryo: Ece Yosmaoğlu
- Oyuncu Kadrosu: Pelin Karahan, Seçkin Özdemir, Erdal Özyağcılar, Nurseli İdiz, Gökberk Demirci, Nergis Kumbasar, Melisa Doğu, Yeşim Salkım, Fatma Toptaş, Mustafa Enis Bilir, Zeynep Özyağcılar, Necati Kutlu, Selda Güdükoğlu, Yağmur Çelik
- Konu: Düşes, aşk, mahalle ilişkileri, aile dinamikleri ve gündelik hayatın içinden çıkan komik karşılaşmalar etrafında şekillenen romantik komedi dizisi. Hikâye, “Lüks mü, huzur mu? Aşk mı, mantık mı?” sorularının arasında kendi yolunu bulmaya çalışan Yurdagül’ü merkezine alıyor.
- Yayın Tarihi: 13 Mayıs 2026
- Yayın Formatı: Dikey dizi
- Bölüm Süresi: Yaklaşık 2 dakika
- Bölüm Tarihleri: Her Çarşamba 10’ar yeni bölüm
- Yayın Platformları: Instagram, TikTok ve YouTube
Düşes Dizisi Ekibiyle Venedik’te Konuştuk
İlkin Kavukcu: Herkes Telefona Bakıyordu Ama Aradığını Bulamıyordu

Daha önce televizyon haberciliği, yöneticilik, ekran önü gibi çok farklı deneyimleriniz olmuş. Sonra bir anda Türkiye’nin ilk profesyonel dikey dizi stüdyosunu kuruyorsunuz. Bir yıldan kısa sürede 650 milyonun üzerinde organik izlenmeye ulaşmak gerçekten çok büyük bir rakam. Bu fikir ilk nasıl doğdu? ‘Burada yeni bir medya dili doğuyor’ dediğiniz an neydi?
Aslında ben kariyerim boyunca tek bir şey yaptım, hikâye topladım. 1999’da CNN Türk’ten başlayan habercilik dönemi, sonrasında Habertürk ve SkyTürk yılları… Hep aynı refleksti. Londra’da kendime bir süre ara verdim, döndüğümde Türkiye’de hem haberciliğin hem de izleyicinin yön değiştirdiğini gördüm. Herkes artık telefona bakıyordu ama ne klasik televizyon ne de sıradan sosyal medya videoları aradığını verebiliyordu.
O dönemde Çin ve ABD’de dikey drama formatının nasıl büyüdüğünü takip ediyordum. Ama o modellerin birebir Türkiye’de işlemeyeceğine emindim. Çünkü bizim dizi kültürümüz çok daha güçlü bir prodüksiyon, oyunculuk ve hikâye anlayışı üzerine kurulu. Kendime tek bir soru sordum: 90’ların Türkiye’sinde neyi özlüyoruz? Aile komedileri, mahalle hikâyeleri, ortak gülme kültürü… Bugünün televizyon ekonomisinde bu hikâyelerin nefes alması zor. Mobil ekran tam da onlara yeniden alan açıyordu.
“Burada yeni bir medya dili doğuyor” dediğim an, Yeni Nesil Aile’yi yayınladığımız ilk haftalar oldu. Tamamen organik şekilde izleyici diziyi kendisi buldu. Yorumlarda “biz tam da bunu özlüyormuşuz” diyenleri okuduğumda anladım. Bu sadece bir format değişikliği değil, izleyicinin uzun süredir aradığı bir his.
İlkin Kavukcu: La Fenice, Hikâyemiz İçin Çok Doğru Bir Sahneydi

Henüz iki yıl önce bu işe başlarken bugün Avrupa lansmanını dünyanın en önemli kültür sanat noktalarından biri olan Teatro La Fenice’de yapmak… Üstelik Venedik’ten Avrupa açılımını başlatmak… Size kişisel olarak ne hissettiriyor? Bundan sonraki hayal; Avrupa’da sadece içerik ihraç eden değil, oralarda hikâye üreten bir yapı kurmak mı?
Çok duygusal bir an. La Fenice’nin adını küllerinden yeniden doğan anka kuşundan aldığını öğrendiğimde, bu sahnenin neden tam da bizim için doğru yer olduğunu daha net gördüm. Çünkü biz de aslında hikâye anlatımının yeni bir ekrana, yeni bir dile doğuşunun hikâyesini anlatıyoruz. Türkiye’den çıkan bir kadın yapımcı olarak Avrupa’ya bu sahnede adım atmak, sadece profesyonel değil çok kişisel bir an benim için.
Hayalim çok açık: İki Dakika’nın yalnızca Türkiye’den içerik ihraç eden bir şirket olmasını istemiyorum. Avrupa’da yerel hikâyelerin lokal senaristlerle, lokal yönetmenlerle ve lokal oyuncularla üretildiği bir yapı kurmak istiyoruz. Şu anda üzerinde çalıştığımız, Venedik’te başlayıp İstanbul’da devam eden yeni proje tam olarak bu vizyonun ilk somut adımı.
Hedefimiz; aynı hikâye evrenini farklı dillerde, farklı kültürlerde yaşatabilen, Türkiye merkezli ama bölgesel ve global ölçekte üreten bir dikey dizi ağı kurmak. Klasik dizi ihracatından çok daha katmanlı bir model bu. Venedik’te bu ilk adımı atmış olmak, bu hayalin artık sadece bir hayal değil, gerçek bir başlangıç noktası olduğunu hissettiriyor.
Mustafa Kotan: Henüz Kimsenin Denemediği Hayallerim Var

Türkiye’de çok saygın ve güçlü işlere imza atan bir yönetmensiniz. Dikey diziler ilk gündeme geldiğinde açıkçası birçok insan bunu ‘sosyal medya işi’ gibi gördü. Siz neden bu formatın içinde olmayı kabul ettiniz? Size göre dikey diziyi klasik dijital içerikten ayıran en büyük fark ne?
Dünyada sektörü takip ediyorum. Dikey formatın yurt dışında çok popüler örnekleri var. Bunu bildiğim bu fırsatı kaçırmak istemedim. Dikey formatta daha iyi hikaye, daha iyi cast ve daha iyi prodüksiyonla büyük başarı yakaladığımızı görüyorum.
Bu formatta tempo inanılmaz hızlı. Bir-iki dakikalık bölümlerde hikâyeyi, duyguyu, cliffhanger’ı aynı anda kurmanız gerekiyor. Yönetmen olarak bu hız nasıl yönetiliyor? Ve önümüzdeki dönemde bu alanda yapmak istediğiniz, ‘henüz kimsenin denemediği’ hayalleriniz var mı?
Sadece işini iyi yapan ekip kurduğunuzda, sizi anlayan senarist ve yapımcıyla bir araya geldiğinizde her şey çok hızlı ilerliyor. Bunun üzerine size inanan oyuncu eklendiğinde enerjiniz yükseliyor. Henüz kimsenin denemediği hayallerim var. Şu anda proje aşamasında, önümüzdeki sezon gerçekleştirmek istiyorum.
Pelin Karahan: Mimiklerimin Bu Formatta Daha Güçlü Çalıştığını Fark Ettim

Bir oyuncu için dikey dizi neyi değiştiriyor? Çünkü kamera dili çok daha yakın, ritim çok daha hızlı ve seyirciyle temas çok daha direkt. Bu format oyunculuğunuzu nasıl etkiledi? Oyuncu olarak sizde değiştirdiği bir şey oldu mu?
Dikey dizi bizim alışık olduğumuz formattan çok farklı. Ritm, tempo, yakınlık çok farklı. Çekim başlamadan önce yönetmenimiz Mustafa Kotan “Sen kendi bildiğin gibi oyna, hiçbir şeyi değiştirme, hareketlerini kısıtlama, ekstra bir şey yapma, sen neysen onu yap” dedi. Onun daha önce dikey formatta dizi çekmesi benim için artıydı. Beni yönlendirdi. Ben de bildiğim gibi oynadım.
Tabii izlerken de şunu fark ettim, ben biraz mimikli bir oyuncuyum. Mimiklerin özellikle komedide, dikey formatta benim çok işime yaradığını gördüm. Çünkü yüz ve detaylar daha çok görünüyor dikey formatta. Komedi, dikey formata çok yakışıyor bence.
Pelin Karahan: Düşes Benim İçin Çok Anlamlı Bir Zamana Denk Geldi

‘Düşes’ için “Bu kez ben karaktere değil, karakter bana güç verdi” dediniz, çok güzel bir cümleydi. Düşes size ne öğretti? Ve daha Türkiye lansmanı yapılmadan Venedik’ten Avrupa’ya açılmak bir oyuncu olarak sizde nasıl bir heyecan yarattı?
Evet bu sefer karakter bana güç verdi. Türkiye’de zaman zaman her kadının yaşadığı bazı zorluklar, duygusal geçişler olabiliyor. Biz birbirimizden çok güç alan bir milletiz. Bazen korkuyoruz, kaygılanıyoruz ama başkasının cesaretli bir tavrı bize güç veriyor. Dizide de öyle oldu. Yurdagül’ün hayata bakışı çok farklı. Ben hiçbir zaman öyle bir kadın olmamama rağmen onun hayata bakışı, rahatlığı, olayları safça ele alması ve onun içinden güçlenerek çıkması, gerçekten çok etkiledi. O yüzden çok anlamlı bir zamanlama oldu.
Türkiye’den önce Venedik’te bir lansman yaptık. İnanılmaz gurur duydum. Çok heyecan verici. Zaten format olarak da dijital dünyada bambaşka bir işin içinde buldum kendimi. Kendi ülkemizde lansman yapmadan önce Avrupa’ya adım atmak ve bunu çok anlamlı ve büyüleyici bir şehir olan Venedik’te yapmak benim için çok mutluluk verici. İzleyiciden güzel dönüşler bekliyorum. Bu ritmi ve kaliteyi yakalamışken bunun devamı gelsin.
Ece Yosmaoğlu: Dikey Diziler Yazarlara Yeni Bir Özgürlük Alanı Açıyor
Senaryo tarafında düşündüğümüzde dikey dizi çok başka bir matematik gerektiriyor. Çünkü izleyicinin karar verme süresi artık birkaç saniye. Bir senarist olarak bu formatta sizi en çok zorlayan şey ne oldu? Hikâye anlatımında tamamen yeniden öğrendiğiniz bir şey var mı?

Elbette dikey dizideki matematik kuvvetli bir tempo gerektiriyor ve aynı zamanda seyircide karşılık bulacak duyguyu da barındırması şart. Bölümlerin hem kendi içinde anlam barındırması hem de hikayenin bütününe hizmet etmesi sanırım en zorlandığım denklem oldu. Seyirci 35’inci bölümde de hikayenize dahil olabilir, dikey dizide bunu kontrol etmek imkansız. Hikayeyi ortasından okumaya başlayan izleyiciyi de yakalayabilmek benim için önemliydi.
Bir yandan çok kısa süreler, diğer yandan güçlü karakterler yaratmak zorundasınız. Ama sanırım bu formatın çok heyecan verici bir tarafı da var. Sizi en çok heyecanlandıran şey ne? Dikey diziler, senaryo dünyasında yeni bir özgürlük alanı mı açıyor?
Beni en çok, yapılmamışı denemek heyecanlandırdı. Robert Frost’un ‘Gidilmeyen Yol’ şiirinde söylediği gibi… Hikaye anlatmanın farklı yollarını keşfetmekten ayrı bir keyif duyduğumu söyleyebilirim. Dikey dizilerin de bu noktada yazarlara hem yeni düşünme biçimleri hem de özgürleşmek adına alan açtığını düşünüyorum.


