white banner

Cedi Osman: "Gözlerim Her Maç Öncesi Ebru’yu Arar"

06.07.2026
Cedi Osman: "Gözlerim Her Maç Öncesi Ebru’yu Arar"

Yazı Boyutu:

Türkiye Milli Basketbol Takımı kaptanı Cedi Osman ile sahadaki liderlik rolünü, Avrupa şampiyonluğu yolculuğunu, kariyerindeki dönüm noktalarını ve eşi Ebru Şahin’le birbirlerine nasıl destek olduklarını konuştuk. Cedi için başarı, yalnızca performanstan değil, dengeyi koruyabilmekten de geçiyor.

Başarı çoğu zaman görünen sonuçlarla konuşuluyor; kazanılan kupalar, kırılan rekorlar ya da ulaşılan hedeflerle. Oysa bu başarıların arkasında çoğu zaman disiplin, denge ve güçlü bir destek sistemi yer alıyor. Milli takım kaptanı Cedi Osman da kariyer yolculuğunu anlatırken en çok bu unsurların altını çiziyor.

adidas işbirliğiyle, OGGUSTO, Magnet Quarterly ve KEIN ortaklığında hazırlanan bu özel projede Cedi Osman ile Avrupa şampiyonluğundan liderliğe, motivasyondan günlük rutinlerine kadar birçok konuyu konuştuk. Eşi Ebru Şahin’le kurdukları destek sistemi ise sohbetimizin en samimi başlıklarından biri oldu.

Avrupa Şampiyonluğu Yolculuğu ve Sırbistan Maçı

Türkiye Milli Basketbol Takımı kaptanı Cedi Osman ve eşi Ebru Şahin, Ebru'nun eşinin sırtına kollarını dolayarak omzuna nazikçe başını yasladığı, sevgi ve desteği açıkça sergileyen, Cedi'nin kariyerindeki liderlik ve başarı yolculuğunda dengeyi bulmasında eşinin paha biçilmez desteğini simgeleyen samimi bir an.

Son Avrupa Şampiyonası, sadece bir sportif başarı değil, aynı zamanda bir hikâye yazımıydı. Turnuvaya başlarken finale çıkacağınızı biliyor muydun? Senin için o sürecin kırılma anı neydi? “Buradan döneriz” dediğin ya da tam tersi, her şeyin dağılıyor gibi göründüğü bir an oldu mu?

Biliyorduk demek sporun ruhuna çok uygun olmaz. Sporda bu kadar kesin konuşmak doğru değil ama tabii ki finale çıkmak ve daha fazlası, şampiyon olmak istiyorduk. Çok iyi bir takımımız vardı, çok iyi hazırlanmıştık. Bu yüzden ilk günden itibaren hep zirveyi hedefledik. Hedeflemekten daha önemlisi bunu başarabileceğimizi de hissediyorduk. O pozitif hava vardı takımda. İlk günden itibaren de sahaya koyduğumuz performansla bunun ne kadar gerçekçi bir beklenti olduğunu da göstermiş olduk. Belirli bir kırılma anı vardı diyemem ama belki de turnuvanın gidişatını belirlemesi açısından gruplarda oynadığımız Sırbistan maçı çok önemliydi. Orada verdiğimiz mesajla sonuna kadar gidebileceğimizi herkese göstermiş olduk.

Milli Takım Kaptanlığı ve Getirdiği Sorumluluklar

Kaptanlık, dışarıdan bakıldığında bir unvan gibi duruyor ama aslında çok yönlü bir pozisyon. Takımın enerjisini taşımak, kriz anlarında yön vermek, bazen kendi duygularını geri plana atmak gibi pek çok durum söz konusu. Sen kaptanlığı daha çok bir sorumluluk mu, yoksa bir refleks olarak mı yaşıyorsun?

Kaptanlık her takım sporunda çok özel bir duygu. Hele ki milli takımlarda kaptan olabilmek çok büyük bir onur ve ayrıcalık. Harun Abi, Hidayet Abi, İbrahim Abi, Kerem Abi, Ömer Abi, Ersan Abi, Meço -o kendini biliyor ama bilmeyenler için; Melih Mahmutoğlu-… Çok önemli isimler bu takıma kaptanlık yaptı son 20 senede. O yüzden öncelikle bu takıma kaptanlık yapabildiğim için çok mutlu olduğumu söylemek isterim. Tabii ki çok büyük bir sorumluluk, göğsünüzde ay yıldızlı bayrağı taşıyorsunuz. Bütün Türkiye sizinle tek nefes oluyor, sizinle seviniyor, sizinle üzülüyor. O duyguyu sahada hissedebiliyorsunuz. Ülkede çocuklar, gençler sizi izleyip belki de basketbola gönül veriyor. O yüzden kaptanlığı daha çok gurur veren bir sorumluluk olarak anlatabilirim. Bu duygu sadece benim için geçerli değil, milli takımdaki her bir oyuncu aslında kaptandır. Her bir oyuncunun çok büyük bir sorumluluğu vardır. Bu takımın başarısının arkasındaki pay da bu aile olabilme hissi zaten.

Ebru Şahin ile İlişkilerinde “Destek” ve Mental Denge

Cedi Osman, adidas çizgili bej ceketi, siyah eşofman altı ve adistar spor ayakkabılarıyla kaldırımda kararlı adımlarla yürürken, saha dışı stilindeki dengeyi ve performansı günlük hayatına entegrasyonunu vurguluyor.
Türkiye Milli Basketbol Takımı kaptanı Cedi Osman, eşi Ebru Şahin'i deniz kenarında sırtında taşırken çekilen bu karede ikili, neşeli ve samimi halleriyle birbirlerine olan güçlü destek ve dengeyi yansıtan doğal bir anı sergiliyor.

Ebru ile ilişkinizde “destek” kavramı çok net hissediliyor ama bu destek her zaman görünür değil. Sen onun varlığını en çok hangi anlarda hissediyorsun? Bu sahadaki performansını nasıl etkiliyor?

Kariyerim boyunca Ebruyla tanıştıktan sonra da olmak üzere çok fazla maça çıktım. İyi oynadığım zamanlar da oldu ritmimi kaybettiğim zamanlar da. Çocukluğumdan beri ailemin desteğini tamamen hissetsem de eşim olarak Ebru en yakınımda ve en yalın duygularımı bilen, gören kişi. Gözlerim her maç öncesi onu arar çünkü onun orda oluşu beni çok rahatlatıyor ve güvende hissettiriyor. Aynı şehirde olsak da olmasak da maçtan önce telefonla görüntülü konuşuruz, o bizim totemiz. Ve her zaman “Kendin ol, özgüvenini ve dengeni koru, hiçbir şeye takılmadan ileriye bak ve finalmiş gibi yüzde yüzünü koy der bana. Bir de parolayı unutma!” Bu bana ekstra motivasyon veriyor, o yüzden iyi ki o var.

Bir sporcunun kariyeri iniş çıkışlarla dolu ve çoğu zaman bu dalgalar çok görünür yaşanıyor. Böyle anlarda seni gerçekten dengede tutan şey ne? Bu noktada “+1” dediğin kişi ya da alan kim oluyor?

Maalesef bu her sporun içinde var ama önemli olan çıkışları uzun süreye yaymak inişleri de kısaltabileceğimiz kadar kısaltmak. Çünkü ister istemez performansımız etkileniyor. Ebru beni bu konuda çok geliştirdi. İşler iyi veya kötü gitsin her zaman bana destek olur. Ama aynı anda yapıcı şekilde eleştirir de. Çünkü sporun mentalini biliyor ve ben Ebru’nun beni yükselttiği kadar eleştirmesini de seviyorum. Beni tanıyan ve iyiliğimi isteyen dış bir gözün bana dürüst olduğunu bilmek, denge bulmayı ve kendimi hatırlamayı kolaylaştırıyor. Bahsettiğimiz inişlerden daha kolay çıkmamı sağlıyor. Maç bittiğinde eve gidip çoğu zaman maçın tekrarını açar birlikte izleriz ve yanlışlarımı, doğrularımı tartışırız. Bu gerçekten benim için çok önemli ve çok değerli.

Kariyerindeki Dönüm Noktası ve “You Got This” Anı

Mutlu anlarını yansıtan Cedi Osman ve eşi Ebru Şahin, yeşil ağaçların gölgesinde el ele gülümseyerek yürüyor, birbirlerine verdikleri güçlü destek sistemini ve yaşamlarındaki dengeyi sembolize ediyorlar.
Türkiye Milli Basketbol Takımı kaptanı Cedi Osman ve eşi Ebru Şahin, rahat spor kıyafetleriyle dışarıda bir bankta oturmuş, birbirlerine gülümseyerek samimi bir anı paylaşırken, kariyer ve kişisel hayat dengesinde birbirlerine verdikleri önemli desteği gözler önüne seriyor.

“You Got This” dediğimiz anlar bazen büyük başarılar değil, çok küçük kararlar oluyor. Senin kariyerinde kimsenin görmediği ama senin için dönüm noktası olan bir “You Got This” anı var mı?

Tabii bu bilinen bir hikâye ama ailemle Türkiye’ye gelmemiz diyebilirim. Annem, babam, Caner ve ben. Bugünden baktığınızda çok başarılı bir hikâye gibi görünüyor ama o zaman ne olacağı belli olmayan bir yolculuktu. Evet bir potansiyel vardı ama aileniz sırf sizler için tüm hayatını geride bırakıp Türkiye’de yeni bir hayat kuruyor. Bu kolay alınacak bir karar değil. O karar bugün gördüğümüz tüm hikâyenin başlangıç noktası aslında.

Sokak Kültürü, Günlük Stil ve adidas adistar Tercihi

Stiline baktığımızda sporun içinden gelen ama sadece sporla sınırlı kalmayan bir tavır görüyoruz. Sokak kültürüyle bağın nasıl? Senin için stil, performansın bir uzantısı mı yoksa tamamen ayrı bir alan mı?

Türkiye Milli Basketbol Takımı kaptanı Cedi Osman, beyaz Adistar spor ayakkabıları ve siyah şeritli Adidas çorapları ile gündelik stilini sergileyerek kariyerindeki denge ve liderlik kavramlarını aktardığı söyleşide, performans ve şehir yaşamı arasındaki entegrasyona dikkat çekiyor.

Basketbol zaten “street style” ile çok iç içe; hatta bu stilin gelişmesinde basketbolun çok önemli bir katkısı da var. Dolayısıyla ben de günlük stilimde bunu takip etmeye çalışıyorum. Moda artık sporcuların çok daha fazla dahil olduğu bir alan haline geldi. Kendi stilimi; yaptığım işin beni yansıtan bir uzantısı olarak değerlendirebilirim.

Saha içinde çok net bir kimliğin var ama saha dışında daha farklı bir ritmin olduğu hissediliyor. Bu iki alan arasında nasıl bir geçiş yapıyorsun? Kendini en çok nerede “kendin” gibi hissediyorsun?

Ben iki tarafta da kendimim. Benim hayatımın çok basit bir matematiği var; sahada da saha dışında da nasıl mutluysam, kendimi nasıl iyi hissediyorsam öyle davranıyorum. Her iki alan için de “Şöyle olmam lazım” diye kendime bir “kimlik” dayatmıyorum. Dolayısıyla o geçişi yapmak da zor olmuyor. Neysem oyum.

adistar gibi performans odaklı bir parçayı gündelik hayatına nasıl entegre ediyorsun? Senin için bu tarz bir sneaker sadece sahaya mı ait, yoksa şehirde de bir duruşu temsil ediyor mu?

adistar performans ayakkabısı olmasının yanı sıra stilimi de yansıtabildiğim karaktere sahip bir ayakkabı. Ben artık saha ve şehir ayrımı olduğunu düşünmüyorum. Tarz için sınır söz konusu değil bence. adistar, sportif yapısıyla bana iyi hissettirirken, onunla şehirde klasik ve trendi birlikte temsil edebiliyorum. Stilimle uyumlu olduğu için günlük hayatımda çok rahatlıkla kullanıyorum.

*Bu içerik adidas iş birliğinde hazırlanmıştır.

Zeynep Merve Kaya
Zeynep Merve Kaya Tüm Yazıları
white banner
Popüler Yazılar
İlgili Yazılar
Daha keyifli ve kişiselleştirilmiş bir OGGUSTO deneyimi için