white banner

Boran Kuzum, Netflix ABD Dizisi “Big Mistakes”te Neler Yaşadı?

09.04.2026
Boran Kuzum, Netflix ABD Dizisi “Big Mistakes”te Neler Yaşadı?

Yazı Boyutu:

Boran Kuzum, Netflix’in ABD yapımı Big Mistakes dizisindeki rolünü, set sürecini ve global kariyer hedeflerini OGGUSTO’ya verdiği röportajda anlattı.

Boran Kuzum, Big Mistakes dizisiyle uluslararası projelerdeki yerini güçlendiren bir adım attı. 9 Nisan 2026 itibarıyla yayına giren dizide, Kuzum’un hayat verdiği Yusuf karakteri, hem hikâye içindeki konumuyla hem stiliyle dikkat çekiyor. Bu kapsamlı röportajda Kuzum, projeye dahil olma sürecinden ABD’deki set düzenine, role olan yaklaşımından stil tercihlerine birçok konuyu samimi şekilde anlattı.

Big Mistakes dizisi üzerinden ilerleyen söyleşi, Kuzum’un kariyerinde yeni bir dönemin nasıl şekillendiğini ve bundan sonraki hedeflerini ortaya koyuyor.

  • Röportaj: Özge Dinç
  • Video: Berat Soner Çapin
  • Görsel Tasarım: Meltem Kıraç

Big Mistakes Dizisi Hakkında

  • Yayın Tarihi: 9 Nisan 2026
  • Platform: Netflix
  • Yönetmen: Dean Holland
  • Senaristler: Daniel Levy, Rachel Sennott
  • Oyuncular: Daniel Levy (Nicky), Taylor Ortega (Morgan), Laurie Metcalf (Linda), Boran Kuzum (Yusuf), Jack Innanen (Max), Abby Quinn (Natalie)
  • Konusu: Big Mistakes, istemeden suç dünyasının içine çekilen iki kardeşin kontrolsüz hatalarla dolu hikâyesini merkezine alıyor. Nicky ve Morgan, yaptıkları bir dizi yanlış hamle ve beceriksizlikleri sonucunda kendilerini Rus mafyasıyla baş başa bulur. Mafya, dikkat çekmeyecek profilleri sayesinde bu iki kardeşi kendi işlerinde kullanmaya karar verir ve süreci yönetmesi için Yusuf karakterini görevlendirir.
    Suç ve komediyi bir araya getiren dizi, organize olması gereken bir dünyanın en dağınık ikilisi hâline gelen bu kardeşlerin hem hayatta kalma çabasını hem yaptıkları hataların yarattığı zincirleme sonuçları izleyiciye aktarıyor.

Boran Kuzum’la ABD galasına gitmeden bir gün önce bir araya geldik. Boran, Netflix’in ABD yapımı suç-komedi dizisi “Big Mistakes”te oynuyordu ve diziyi izlemeyi, röportaj yapacağım günün sabahında tamamlayabildim. İş için dizi izlemek genellikle göründüğü kadar zevkli değildir ama bu yapım, komedi damak tadıma uyduğu için hızla izleyip bitirebilmiştim.

Boran’ın İngilizce bir yapımda parlayışını, ana bir karakter olarak yer alışını izlemek de bu zevke dahildi. Özellikle Türk kültüründen eklediği motifler, arada sinirlenince ağzından kaçan Türkçe kelimeler beni çok eğlendirdi. OGGUSTO Özel röportajlarında kıstasım, sadece gerçekten haber değeri olması: Bu da öyle bir an ve isimdi.

Boran’la Cozy’de bir araya geldik. Galadan bir gün önce olduğu için çok heyecanlıydı, gözlerinin içi gülüyordu. Onu yıllar önce bir kapakta konuk etmiştik ama bu kez ben de ona, sadece bu diziyi, sadece oyunculuğunun bu kutlama anını sormak istedim.

Özge Dinç: Tersten başlayacağım Boran: Bu kombininle sanki karşımda “Big Mistakes”te oynadığın Yusuf’u görüyor gibiyim. Diziden dolayı seçtiğin bir tarz mı?

Boran Kuzum: Yok, tuhaf bir şekilde Yusuf benim de giyebileceğim şeyleri giyiyordu. Kostüm tasarımcılarımız çok iyiydi ve bize çok fazla oyun alanı veren kostümler getirdiler.

Ö. D: Stiline en çok önem veren oyunculardan birisin. Bu konu hakkında ne söylersin?

B. K: Biz oyuncuların çalışma alanında her şey biraz birbirinin içine geçmiş durumda. Ben de bir role hazırlanırken karaktere uygun look book’lar hazırlamayı çok seviyorum. İçten dışa değil, biraz daha dıştan içe hazırlanıyorum. Look book karelerinin birçoğunu moda dergileri arşivlerinden seçiyorum. Bir karakterin ne giydiği bana o karakterle ilgili çok fazla oyun veriyor.

Ö. D: Sadece iyi fotoğrafa bakmayı değil, fotoğraf çekmeyi de çok sevdiğini biliyorum.

B. K: Fotoğraf çekmeyi çok severim. Kamerayı bir fotoğrafçı profesyonelliğinde kullanamam bir kamerayı, o kadar teknik bilmiyorum ama fotoğraf çekmeyi severim. Biraz daha kolay kullanılabilen kameralarım var. Gittiğim yerleri, arkadaşlarımı, anıları fotoğraflıyorum genelde.

Ö. D: Şimdi diziye dönüyorum. Diziyi bu röportajı yaptığımız sabah bitirdim. Gurur anı! Çok da eğlendim.

B. K: Ben de çok beğendim bu arada. Şimdi PR sürecindeyiz, işlerimizi tanıtıyoruz ya, insan sevdiği iş olduğu zaman daha bir özgüvenle ve mutlulukla geliyormuş gerçekten.

Ö. D: Projeye nasıl dahil oldun? Nasıl şekillendi?

B. K: Rol için audition gönderdim. Daha önce rolün milliyeti farklıydı, sonra ben oynadığım için Türk yapmaya karar verdiler.

Diziye seçildiğim haberini aldığımda heyecandan Bostancı’da kayboldum.

Big Mistakes dizisinin gergin bir sahnesinde, Boran Kuzum siyah kapüşonlu üstü ve şapkasıyla, alnı hafif yaralı ve gözlüklü bir adamın beyaz gömleğinin boyun bağcığını tutarak harabelerle dolu bir alanda ona öfkeyle bakarken, karşısındaki adamın şaşkınlığı ve çaresizliği gözlerinden okunuyor.
Boran Kuzum, “Big Mistakes” dizisinde, Netflix

Ö. D: Seçildiğini duyduğun ilk an ne yaptın?

B. K: Haber aldığım gün Bostancı Tren İstasyonu’na kuzenimi götürüyordum. Ve sonra haber aldığımda Bostancı’da kayboldum. Navigasyona bakmadan doğru yolu bulamadım.

Ö. D: Dizi süreci nasıldı ve nasıl bir setti? Set, Türkiye’den farklı mıydı?

B. K: Ben, biraz hazırlanmak ve adapte olmak için, dizi çekimine başlamadan yaklaşık iki hafta önce ABD’ye gittim. Sonrasında 2,5 ay kadar dizinin çekimleri devam etti. Çok güzel ki, sektörümüz burada da teknik anlamda ilerledi. O yüzden Türkiye’yi aratmayan bir setti. Ama farklılık olarak, orada hafta sonum vardı. Biz burada hafta sonu çok çekim yaparız. O sebeple ABD setinde hayatımda ilk defa hafta sonu yaşadım. Set saatleri ise hemen hemen aynıydı.

Ö. D: Global sahneye taşınmak, bu proje özelinde bir adım mıydı yoksa zaten globalleşmek senin planın mıydı?

B. K: Ülke olarak da globalleşiyoruz bence. Bu dijital platformların genç sanatçılara yardımıyla birlikte, artık çok fazla coğrafyaya hitap edebilmeye başladık. İşimizin doğası gereği de, ne kadar çok seyirciye hitap edersek o kadar tatmin ediyor. Global bir projede yer almak uzun yıllardır benim hedeflerimden biriydi ve bunun için çalıştım, emek gösterdim.

Önce menajer bulmakla ve İngilizcemi ilerletmekle işe başladım. Ondan sonra bir sürü kâğıt işleri, izinler, çalışma vizesiyle uğraştım; onlar uzun sürdü.

Global bir projede yer almak uzun yıllardır hedeflerimden biriydi ve bunun için çok çalıştım, emek gösterdim.

Koyu dalgalı saçlı ve hafif sakallı Boran Kuzum, kırmızı gömleğinin üzerine iliştirilmiş mikrofonla kahverengi dokulu bir koltukta otururken, Big Mistakes dizisi röportajı sırasında sağ elini kulağına doğru götürüp düşünceli bir ifadeyle kadrajın dışına bakıyor, loş ışık altındaki arka planda gri tuğla detayları ve kahverengi perdeler görülüyor.
Boran Kuzum, OGGUSTO röportajı

Ö. D: Bundan sonrasında planın Türkiye’de kalıp global işler yapmak mı, yoksa bir noktada ABD’ye gitmek mi?

B. K: Eğer ki kendinizi global bir düzlemde hissederseniz zaten hangi coğrafyada olursa olsun doğru hikâyeyi yaptığınız noktada, izleyicisine bir şekilde kavuşuyor diye düşünüyorum. Bunun da ülkemiz açısından çok güzel örnekleri var. Festivallerde gösterilen filmlerimiz, oyuncularımızın başarılarının daha global bir platformda görülmesi örneklerine artık daha sık rastlıyoruz.

ABD’de yapılan dizileri biz burada hepimiz izlediğimiz için ABD yapımında olmanın tabii ki avantajı var. Ama bu benim için “ABD’de iş yaptım ve sadece orada devam etmek istiyorum” demek değil. Aksine şimdi burada daha fazla iş yapmak istiyorum.

Ö. D: Senin için oyunculuk anlamak üzerine mi kurulu, anlatmak üzerine mi?

B. K: Anlatmak üzerine kurulu. Çünkü benim anlamam, ne anladığımı gösteremeden, anlatamadan hiçbir şey ifade etmez. Kendimi anlamak için zaten terapiye gidiyorum.

Ö. D: Yusuf karakterinden nasıl söz edersin? Mesela dedin ya, “Türk kültüründen motifler koydum.” Belki birkaçından bahsetmek istersin.

B. K: Yusuf, hayallerinin peşinde koşan, hayallerini gerçekleştiremediği için kendini çok başka bir dünyanın içinde bulan, çok katmanlı bir karakter. O katmanlarını da bölümlerden bölümlere yavaş yavaş görmeye başlıyoruz.

Türk kültüründen kattığımız nüanslar aslında biraz doğalında gelişti. Yönetmenlerin beni biraz rahat ve özgür bırakmasından dolayı yapabildim ve bu da bir oyuncu için çok konforlu bir şey. Yusuf, yüksek sesle konuşan bir karakter olduğu için özellikle sinirlendiği noktalarda ben anadilime dönmeseydim muhtemelen çok gerçek bir karakter olmazdı.

Bir gün doğalında çıktı ve onu o şekilde korumaya karar verdik. Onun dışında dizide, bizim kültürümüzden böyle küçük detaylar var: El öpme başına koyma gibi, Yusuf’un ne yapacağını bilemediği anlarda yaptığı hareketler de, yine sadece bizim insanımızın anlayacağı ve muhtemelen dünyanın her yerinde “Bu çocuk ne yapıyor?” diyecekleri şeyler.

Big Mistakes’te bizim kültürümüzden küçük detaylar var: El öpme başına koyma gibi, Yusuf’un ne yapacağını bilemediği anlarda yaptığı hareketler de, yine sadece bizim insanımızın anlayacağı ve muhtemelen dünyanın her yerinde ‘Bu çocuk ne yapıyor?’ diyecekleri şeyler.

Boran Kuzum, Netflix’in Big Mistakes dizisinden bir sahnede, Yusuf karakteri olarak, siyah cübbeli ve beyaz stola takmış, bitkin görünen bir adamın omzuna kolunu atmış, yanında ciddi ifadeyle yürüyen uzun saçlı bir kadınla ağaçlık bir alanda toprak yolda endişeli ve koruyucu bir duruş sergiliyor.

Ö. D: Setlerde seni en çok ne rahatlatır? Genellikle set alışkanlığın nedir?

B. K: Set benim için terapi yeri gibi. Kendime en güvende ve huzurlu hissettiğim yer. Bir yönetmenin “kayıt” dediği andan, “kestik” dediği ana kadar geçen yer, benim sıfırlandığım alan gibi; hep öyle hissettim. Sette olmayı seviyorum. Özellikle sevdiğim ve içinde olmaktan mutluluk duyduğum bir iş ise, çoğu oyuncunun yaşadığı gibi, setin olmadığı günler bile sete gittiğim olur.

Görsel: Boran Kuzum, “Big Mistakes” dizisinde, Netflix

Ö. D: İşinle ilgili bugüne kadar aldığın en sert eleştiri neydi ve sana ne öğretti?

B. K: Biz sosyal medya çağında bu işi yapmaya başlayan genç oyuncular olarak, eleştiri yığınının içinde yaşadık ve büyüdük. Neyse ki, ben çok başından beri o dünyaya mesafeli yaşadım. Benim, düşüncelerine ve eleştirilerine önem verdiğim bazı insanlar var. Dolayısıyla o yığının içinden böyle gerçekten kayda değer eleştirileri almak her zaman daha verimli oluyor.

Çok yıkıcı bir eleştiri aldığımı hatırlamıyorum. Doğru yapıldığı takdirde hiçbir eleştiri yıkmamalı zaten. Ama aldığımız eleştiriler, bizi bir yere taşıyacaktır.

Biz sosyal medya çağında bu işi yapmaya başlayan genç oyuncular olarak, eleştiri yığınının içinde yaşadık ve büyüdük.

Boran Kuzum, Big Mistakes dizisi röportajı için bacak bacak üstüne atmış, kırmızı gömlek ve siyah pantolonla kahverengi tonlarında, dokulu bir koltukta oturuyor ve hafifçe gülümsüyor; arka planda koyu gri fayans duvar, yanan bir mum, altın renkli bir panel ve modern bir iç mekan düzenlemesi dikkat çekiyor.
Boran Kuzum, OGGUSTO röportajı

Ö. D: Bir role evet derkenki kriterin zaman içinde değişti mi?

B. K: Şöyle değişti. Şimdi geneline baktığımız zaman ideal bir dünyada ben her zaman hikâyeyi önceliğe koydum. Hikâyenin ne anlattığıyla ve benim nasıl bir katkıda bulunacağımla ilgilendim.

Ama tabii hayat şartları bazen öyle olmuyor. Ben şanslı bir oyuncuyum ki, çok iyi projelerle işe başladım. Ama gerçekliğe baktığınız zaman, o dönemde benim okuldan yeni mezun olmuş genç biri olarak iş seçme lüksüm yoktu. Ve iş seçmek için bütün oyuncular için zaman zaman şartlar ve kriterler değişir. Bu da bence eleştirilmemesi gereken bir şey.

Ö. D: Zamanla ilgili bir şey sormak istiyorum. Zamanla yarışıyormuşsun gibi hissediyor musun?

B. K: Hep. Bu, genel olarak hepimizin modern dünyadaki problemlerinden biri. Hayatını dengeye sokmuş ve belli bir rutinde yaşamayı başaran insanlara ben çok gıpta ediyorum. Bir de bizim stabil bir işimiz olmadığı için kendimi sürekli zamanla yarışıyor gibi hissediyorum.

Ö. D: Her şeyi kaçırıyorum, her şeyi öğrenmeliyim duygusuna sahip misin?

B. K: Hayır, onun yerine ben öğrenmek ve kaçırmamak için gerçekten çaba sarf ettim. O anlamda yaşımın gerektirdiği gibi yaşadığımı düşünüyorum. Mesleğimde kendim ve işim için çok yatırım yaptım. O yüzden o anlamda kaçırdığım bir şey olduğunu düşünmüyorum.

Ö. D: Çok film izler misin? İzleyebildiğim kadar izliyorum ama öyle çok film izleyen bir sinefil değilim. Orada da belli bir janrı mı takip ediyorsun?

B. K: Ben filmleri normal bir seyirci gibi izliyorum. Tabii ki izlerken ister istemez arka planını düşünüyorsun; teknik olarak nasıl çekilmiş ya da bu sahneyi kim bilir ne şartlarda çekmişlerdir diye ama açıkçası bir seyirci gibi izlediğim çok oluyor.

Ö. D: Zaman demişken geleceğe dair hissettiğin temel duygu ne: Heyecan mı, belirsizlik mi? Ya da düşünüyor musun geleceği?

B. K: Hepsi var. Heyecan var, hepimizde olduğu gibi belirsizlik var ama artık kaygı yok. Kaygı yerine biraz daha öyle anı yaşamaya odaklanıyorum. Bana her negatif duygunun ömrü iki günmüş gibi geliyor. İki gün sonra onun hissi geçiyor ve yerini başka bir şeye bırakıyor zaten. Bunun bilincinde olmaya başladıktan sonra hiçbir şeyi o kadar kafaya takıp buna takılı yaşamamaya başladım.

Geleceğe ilişkin heyecan var, hepimizde olduğu gibi belirsizlik var ama artık kaygı yok. Kaygı yerine biraz daha öyle anı yaşamaya odaklanıyorum. Bana her negatif duygunun ömrü iki günmüş gibi geliyor.

Boran Kuzum, Big Mistakes dizisi için yapılan röportajda, kırmızı ceket ve siyah pantolon giymiş olarak, loş ışıklı modern bir ortamda bacak bacak üstüne atmış, eli çenesinde düşünceli bir ifadeyle kahverengi koltukta oturuyor.
Boran Kuzum, OGGUSTO röportajı

Ö. D: Bunun ne yararını gördün?

B. K: Daha huzurlu bir insan oldum. Daha sakin, günün tadını çıkarmaya başlayan birine dönüştüm. Çünkü geçmiş, gelecek, hepsini düşünüp kaygıya girdiğimiz zaman kendimizi içinden çıkılmaz bir halde buluyoruz.

Ö. D: Meslekte kaçıncı senen bilmiyorum. Bu seneler nasıl geçti, muhasebesini yapıyor musun?

B. K: 11 sene. Bunu yeni fark ettim ben de. Bana sanki 5-6 sene gibi geliyor. 11 sene inişlerle çıkışlarla geçti ama güzel geçti. Minnettarım.

Bence meslekteki ilk kutlamamı ikinci işimde, ‘Muhteşem Yüzyıl: Kösem’de yaptım.

Boran Kuzum, Muhteşem Yüzyıl dizisindeki karakterine bürünmüş, yüzünün bir yanı vurgulu bir ışıkla aydınlatılmış, koyu fon önünde, üzerinde yeşilimsi tonda işlemeli ve altın motifli tarihi bir yelek ile aynı tonda yakalı gömlek giymiş olarak ciddi bir ifadeyle kameraya bakıyor.

Ö. D: 11 senenin kutlama anı senin için hangisiydi? Mesela bu dizi onlardan biri bence.

B. K: Kesinlikle, kutlandı. Bence ilk kutlamayı ikinci işimde, “Muhteşem Yüzyıl: Kösem”de yaptım. O da benim için; çünkü tarihi çok seven biri olarak tarihi bir karakteri oynamak hep hayalimdi. Ankara’dan İstanbul’a bunların hayaliyle gelmiştim. O zaman benim için çok heyecan verici bir süreçti.

Ö. D: Mezun olur olmaz bir projede mi oynamaya başladın?

B. K: Önce “Analar ve Anneler” (2015) adlı dizide oynadım, sonra “Muhteşem Yüzyıl: Kösem”de (2016).

Görsel: Boran Kuzum, Muhteşem Yüzyıl dizisinde

Ö. D: Çok iddialı bir başlangıç olmuş. Ankara’dan gelirken bir ABD yapımına uzanacağını hayal etmiş miydin, yoksa hayal ettiğinden büyük bir şey mi oldu sence?

B. K: Bu taraflarını hiç hayal etmemiştim. Ben İstanbul’a konservatuvar okumaya geldim. O zaman iyi bir oyuncu olup olamayacağımla ilgili kaygı duyuyordum. Konservatuvar kazanmış olmak bunun bir göstergesi değildir çünkü.

Özcan Alper’in ‘Sonbahar’ filmi, kesinlikle benim oyuncu olmak istediğimi net bir şekilde zihnime kazıyan bir filmdi.

Ö. D: İnsan birden oyuncu olmaya mı karar veriyor? İçinden mi geliyor yoksa bir şey izliyor da “İşte bu ben bunu istiyorum” mu diyor? Öyle bir şey hatırlıyor musun?

B. K: Hatırlıyorum. Özcan Alper’in “Sonbahar” filmi. Kesinlikle benim oyuncu olmak istediğimi net bir şekilde zihnime kazıyan bir filmdi. Okuduğum bir oyun da John Osborne’un “Öfke” oyunu. Bizim mesleğin empati kurdurmak konusunda ne kadar önemli bir yeri olduğunu ve bu mesleği niye yapmam gerektiğini bana hatırlatan bir oyundu. Ve bunun dışında bir sürü his ve anı. İşte yaptığım okul oyunu, kendimi ilk defa sahnede bir rol oynarken bendeki kalan o his; tüm bunlar.

Ö. D: 11 yıllık meslek hayatım inişler çıkışlarla geçti dedin ya, inişli dönemlerini nasıl atlatıyorsun?

B. K: Atlatamıyorum. Onlar bir şekilde dönüşüyor. Atlatmak zorunda değilim gibi hissediyorum artık. Bir duyguda negatif bir şey varsa bitirene kadar, sonuna kadar yaşamak daha iyi geliyor bana.

11 yıllık meslek hayatım inişlerle çıkışlarla geçti. İnişleri atlatamıyorum. Onlar bir şekilde dönüşüyor. Atlatmak zorunda değilim gibi hissediyorum artık.

Ö. D: Gün içinde seni bir yerlerde görsek genelde ne yapıyor olursun?

B. K: Evdeyimdir ve muhtemelen aylak aylak yatıyorumdur. Çünkü burada olduğum zamanlar benim için tatil zamanları ya da arkadaşlarımla vakit geçirdiğim zamanlar. Mesela uzun zamandır tiyatro oyunu izlememiştim. Bu ay arkadaşlarımın oyunlarına gittim. Ve örneğin Esra Dermancıoğlu’nun yazıp yönettiği “İyi Değilim ama Anlatacak Kadar da Kötü Değilim” oyununu çok sevdim.

Ö. D: Çok seyahat eder misin? Seyahat alışkanlığın nasıldır?

B. K: Bir gittiğim yere, özellikle de ilk defa gittiğim yerse, o ilk adım attığım ve belki bir daha hiç adım atmayacağımı bildiğim sokağın tadını çıkarmaya çalışıyorum. O anları, insanları, siluetleri fotoğraflamayı seviyorum.

Ben oyuncu olmasam tur rehberi olurdum. Gezmek kadar gezdirmeyi de severim.

Boran Kuzum, kahverengi güneş gözlükleri ve günlük kıyafetleriyle, arkasında antik Atina Akropolisi'nin görkemli Parthenon'u ve diğer yapıları ile ağaçlarla kaplı bir tepede kayalık bir zeminde rahatça oturuyor.

Ö. D: Yurtdışında nerelere gidiyorsun? Dünyanın her yerini gezeceğim diyen insanlardan biri misin?

B. K: Evet, ben oyuncu olmasam tur rehberi olurdum. Gerçekten. Gezmek kadar gezdirmeyi de severim.

Ö. D: Bize nereyi çok iyi gezdirirdin?

B. K: Atina’yı, Paris’i çok iyi gezdiririm. Ben anlayabileyim diye hep oraları rehberle gezdim. Topkapı’yı, Sultanahmet bölgesini çok iyi gezdiririm.

Görsel: Boran Kuzum Atina’da
Kaynak: Boran Kuzun Instagram hesabı

Ö. D: Şu an nasıl bir his içindesin? Diziyi bugünden itibaren insanlar izleyecek. İnsanların tepkilerini izlemek nasıl bir his?

B. K: Çok heyecanlıyım. Uzun zamandır içimde beklettiğim bir şeyi, başında da söylediğim gibi, gerçekten iyi olduğunu düşündüğüm bir işi seyirciyle paylaşmak için çok sabırsızlanıyorum.

Sıkça sorulan sorular
Big Mistakes Dizisi Ne Zaman Yayınlandı?

Netflix’in ABD yapımı Big Mistakes dizisi 9 Nisan 2026 tarihinde izleyiciyle buluştu.

Big Mistakes Dizisinin Konusu Ne?

Suç ve komediyi bir araya getiren dizi, organize olması gereken bir dünyanın en dağınık ikilisi hâline gelen bu kardeşlerin hem hayatta kalma çabasını hem yaptıkları hataların yarattığı zincirleme sonuçları izleyiciye aktarıyor.

Boran Kuzum Big Mistakes Dizisinde Hangi Rolde?

Boran Kuzum, dizide Yusuf karakterine hayat veriyor. Karakter, çok katmanlı yapısı ve hikâye içindeki dönüşümüyle öne çıkıyor.

Big Mistakes Hangi Türde Bir Dizi?

Dizi, suç ve komedi unsurlarını bir araya getiren bir yapım olarak konumlanıyor ve tempolu anlatımıyla dikkat çekiyor.

Big Mistakes Dizisi Hangi Platformdan İzlenir?

Big Mistakes dizisi, Netflix platformu üzerinden izlenebilir. Diziye Türkiye’den de erişim sağlanabiliyor.

Özge Dinç
Özge Dinç Tüm Yazıları
white banner
Popüler Yazılar
İlgili Yazılar
Daha keyifli ve kişiselleştirilmiş bir OGGUSTO deneyimi için