white banner

Elektronik Müzik Devi Armin van Buuren ile Özel Röportaj

17.09.2025
Elektronik Müzik Devi Armin van Buuren ile Özel Röportaj

Yazı Boyutu:

Grammy adayı ve beş kez DJ Mag Top 100’de dünyanın en iyi DJ’i seçilen Armin van Buuren, 20 Eylül 2025’te KüçükÇiftlik Park’ta hayranlarıyla buluşuyor. Kendisiyle İstanbul sahnesi, 30 yılı aşkın kariyeri ve yeni gösterisi “THE ORB” üzerine sohbet ettik.

20 Eylül’de KüçükÇiftlik Park’ta “THE ORB”u İstanbul’a getiriyorsun. “THE ORB” konsepti, çok duyulu bir deneyimi ifade ediyor. Bu ismi seçerken neye odaklandın? Küre, bütünlük mü, yoksa sonsuzluk mu?

“THE ORB” adıyla aklımda tek bir şey vardı: Bütünlük ve yolculuk hissi. Küre, sınırları olmayan bir alan gibi hissettiriyor. Seyircinin hem görsel hem işitsel olarak içine girebileceği bir dünya yaratmak istedim. Sonsuzluk da bu deneyimin bir parçası çünkü müzik, zaman ve mekânın ötesine geçiyor.

Elektronik Müzik Devi Armin van Buuren ile Özel Röportaj

Açık havada olmak bu deneyimi nasıl değiştirecek?

Açık havada olmak, gösteriyi daha da özgürleştiriyor. Havanın, ışığın ve mekânın enerjisi seyirciyle kurduğum bağı güçlendiriyor. İnsanlar gökyüzünü, rüzgârı hissedip müziğe daha çok dahil oluyor, deneyim çok daha canlı ve samimi hale geliyor.

Bu turnede çalmaktan en çok keyif aldığın parça hangisi?

Her turnede farklı parçalar beni heyecanlandırıyor ama özellikle yeni albümüm “Breathe”den bazı şarkıları sahnede ilk kez çalmak beni çok mutlu ediyor. İnsanların tepkisini görmek ve parçaların enerjisini canlı olarak hissetmek inanılmaz bir his.

Yeni albümün “Breathe” ile dinleyicilerine nasıl bir hikâye anlatmayı hedefledin?

Elektronik Müzik Devi Armin van Buuren ile Özel Röportaj

“Breathe”, hayatımızda dengeyi bulmak, zihnimizdeki karmaşayı sakinleştirmek üzerine bir albüm. Benim için bir yeniden keşif ve odaklanma dönemi. Dinleyiciye de kendi iç yolculuklarında biraz nefes alabilecekleri ve duygularını hissedebilecekleri bir deneyim sunmayı amaçladım.

30 yıldır sahnedesin ve beş kez “Dünyanın En İyi DJ’i” seçildin. Hangi dönemde kendini en çok geliştirdiğini hissediyorsun?

Her dönem kendime farklı şeyler kattı ama özellikle kariyerimin ortasında, yani dünya çapında turneler ve albümler arasında yoğun bir ritim içinde olduğum yıllarda çok şey öğrendim. Bu unvanlar bana sorumluluk da yüklüyor. Sadece müzik yapmak değil, kültürü ve genç yetenekleri desteklemek gibi bir misyonu da beraberinde getiriyor.

“In and Out of Love”, “Blah Blah Blah”, “Great Spirit” gibi hit’leri yaratmanın bir formülü var mı? Müzik yapım sürecinde nasıl bir yaklaşım sergiliyorsun?

Hit parçaların sihirli bir formülü yok. Her zaman hislere odaklanırım, melodinin ve enerjinin insanlara dokunmasını isterim. Stüdyoda deneme yanılma yöntemiyle çalışırım, farklı fikirler denerim ve en önemlisi, parçaların sahnede nasıl hissedileceğini düşünürüm.

Elektronik Müzik Devi Armin van Buuren ile Özel Röportaj

Tomorrowland, Ultra, Lollapalooza… Festivallere nasıl hazırlanıyorsun? Organizasyonların DNA’sına göre şovlarını nasıl adapte ediyorsun?

Her festivalin kendine özgü bir ruhu ve enerjisi var. Bu yüzden önce mekân, seyirci ve festivalin atmosferine bakarım. Setlerimi buna göre şekillendiririm ama her zaman kendi tarzımı ve vizyonumu da korurum. Böylece hem festivalin DNA’sına uyum sağlar hem de kendi imzamı sahneye yansıtabilirim.

Sahne dışında ne dinliyorsun? Elektronik müzik dışında hangi türler seni etkiliyor?

Sahne dışında genellikle piyano müziği ve ambient dinlerim. Ludovico Einaudi, Stephen Moccio, Carbon Based Lifeforms gibi sanatçılar bana ilham veriyor. Bu müzikler sakinleşme ve yaratıcı enerjimi yeniden toplama konusunda bana yardımcı oluyor.

Senin müzik kahramanın kim? Dinlemekten hiç bıkmadığın o albüm hangisi?

Müziğe ilham veren çok kişi var ama klasik ve film müziği bestecilerinden çok etkileniyorum. Albüm olarak sürekli dinlemekten keyif aldığım bir eser söylemek zor, ama Ludovico Einaudi’nin bazı albümleri bana her zaman huzur ve ilham veriyor.

Elektronik Müzik Devi Armin van Buuren ile Özel Röportaj

En yaratıcı olduğun anlar ne zaman? Stüdyoda mı, seyahatte mi… Gündüz mü, gece mi?

En yaratıcı olduğum anlar, seyahatteyken veya farklı ortamlar deneyimlerken oluyor. Stüdyoda da çok üretken olabiliyorum ama bazen yeni şehirler, yeni insanlar ve yeni mekânlar ilham veriyor. Gündüz veya gece fark etmiyor; önemli olan o anın duygusal yoğunluğu.

Kariyerindeki en büyük “yanlış hamlen” neydi ve sana ne öğretti?

Büyük bir yanlış hamle olarak düşündüğüm şeyler genellikle deneme yanılma süreçlerim. Ama her yanlış, bana sabır, esneklik ve kendi sesimi bulma konusunda çok şey öğretti. Önemli olan hatalardan ders çıkarmak ve ilerlemeye devam etmek.

Elektronik Müzik Devi Armin van Buuren ile Özel Röportaj

Seyirciyi okumak için baktığın işaretler var mı?

Evet, seyircinin enerjisini ve tepkilerini gözlemlerim. Beden dili, dans etme şekilleri, alkışlar ve hatta sessizlikler bile bana hangi parçanın daha etkili olduğunu gösterir. Bu, setin dinamiklerini gerçek zamanlı ayarlamamı sağlar.

Türkiye’deki hayranlarına İstanbul konseri öncesi bir mesajın var mı?

İstanbul’daki harika seyircilerime söylemek isterim ki, “THE ORB” gösterisiyle sizlere unutulmaz bir deneyim yaşatmak için sabırsızlanıyorum. Sürprizlerim var geceye özel. Gelin birlikte müzikle nefes alalım ve bu geceyi birlikte unutulmaz kılalım! Ayrıca bu etkinliğin gerçekleşmesini sağlayan NTR TEAM ekibine de teşekkür etmek isterim.

Öykü Gönül
Öykü Gönül Tüm Yazıları
white banner
Popüler Yazılar
İlgili Yazılar
Daha keyifli ve kişiselleştirilmiş bir OGGUSTO deneyimi için