white banner

Meme Kanseriyle Mücadelede Dayanışma ve Güzelliğin İlham Veren Hikayesi: Sarılarak Saralım

23.10.2025
Meme Kanseriyle Mücadelede Dayanışma ve Güzelliğin İlham Veren Hikayesi: Sarılarak Saralım

Yazı Boyutu:

Meme kanseri, yalnızca fiziksel bir mücadele değil, aynı zamanda duygusal ve sosyal de etkileri olan bir yolculuk. Estée Lauder Şirketleri’nin bu amaca yönelik, 30 yılı aşkın süredir sürdürdüğü Meme Kanseri Kampanyası ve Pembe İzler Kadın Kanserleri Derneği ile Türkiye’de yürüttüğü PinkLine projesi, tam da bu noktada kadınlara şefkatle el uzatıyor.

Pandemi döneminde başlayan PinkLine, ücretsiz online terapi, beslenme desteği ve güzellik seanslarıyla 3.000’den fazla kadının hayatına dokunurken, kanser tedavisi gören kadınlara hem içsel güç hem de kendilerini iyi hissetme fırsatı sunmayı hedefliyor.. Bu yıl Türkiye’de “Sarılarak Saralım” kampanyasıyla bir adım öteye giden bu iş birliği, kemoterapi sonrası değişen beden algısını güzellik ritüelleriyle kucaklıyor ve kadınlara “sen güçlüsün” mesajını zarifçe fısıldıyor. Estée Lauder Şirketleri Türkiye’nin uzman güzellik danışmanları ve Pembe İzler’in gönüllü uzmanlarıyla yaratılan bu sinerji, sadece farkındalık yaratmıyor, aynı zamanda her seansta ve her hikayede, kadınların dayanışmayla yeniden ışıldamasını sağlıyor. Estee Lauder Şirketleri Türkiye Genel Müdürü Nazlı Koruyan Altıpat ve Pembe İzler Kadın Kanserleri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Seral Çelik ile bu ilham verici yolculukta, makyaj ve bakımın ötesinde, umudun ve dayanışmanın nasıl bir değişim yarattığını konuştuk.

Estée Lauder Şirketleri’nin 30 yılı aşkın Pembe Kurdele hareketi ve Pembe İzler Kadın Kanserleri Derneği’nin misyonu, PinkLine Projesi’nin pandemi döneminde başlayan yolculuğuyla nasıl birleşti ve bu yıl Türkiye’deki kampanyanın odağındaki Sarılarak Saralım’ı sizden dinleyebilir miyiz?

Seral Çelik: Meme kanseri tanısı aldıktan itibaren kadınlar için yeni bir dönem başlar. Doktorlar, hastaneler, tedaviler, kontroller hayatının ayrılmaz bir parçası haline gelir. Bu süreç kadınların kendi sağlıklarıyla ilgili yüzlerce soruya yanıt aradığı, kaygılarının arttığı bir dönem. Öte yandan kaygının başka bir boyutu da sosyal hayatına yansır. Tedavi süreci nedeniyle evinde, işinde, ailesiyle ve çocuklarıyla kurduğu ilişkide de yeni bir dönem başlar. Bunlar da sağlıkla ilgili kaygılarına eklenir. Özellikle kemoterapi sonrası dökülen saçlar, kaşlar ve kirpikler kadınları hem fiziksel hem psikolojik olarak fazlasıyla etkiler. İşte bu dönemde, ailesi, arkadaşları ve doktorlarından kendini anlamalarını bekler. Bu doğal bir beklentidir. Zorlu bir süreç yaşıyordur ve bu süreçte desteğe çok ihtiyacı vardır. Bu ihtiyaçları düşünerek başladı projemiz PinkLine. Pembe İzler Kadın Kanserleri Derneği olarak meme kanseriyle mücadele eden pek çok gönüllü kadının ortak fikriydi. Öncelikle psikoterapi seanslarıyla başladık. Ücretsiz, online olarak gönüllü psikologlarımızla hastalarımızı buluşturduk. Sonra beslenme ve diyet seanslarını ekledik. Bu seanslara katılan hastaların geri bildirimleri çok olumluydu. Böylece bu hizmetimizi, büyütmek ve geliştirmek istedik. İşte o zaman yolumuz Estee Lauder Şirketleri Türkiye ile kesişti. Aramızda bir sinerji doğdu.

Estée Lauder Şirketleri Türkiye’nin güzellik uzmanlarıyla onkoloji tedavisi nedeniyle saçları, kaşları, kirpikleri dökülen hastalara, yine online, birebir ve ücretsiz güzellik seansları uygulamaya başladık. Çünkü biliyoruz ki, kemoterapi sürecinde yaşanan bu yan etkiler, hastaları derinden etkiliyor; “Kanser olduğumu saçlarım, kaşlarım, kirpiklerim döküldüğünde anladım” diyecek kadar…

Seral Çelik

Estée Lauder Şirketleri, meme kanseri farkındalığında öncü bir şirket olarak, hastalıkla mücadele eden kadınlara bu uzun soluklu projeyle de destek oldu. Aramızdaki sinerji ile PinkLine’a yeni bir modül ekledik. Estée Lauder Şirketleri Türkiye’nin güzellik uzmanlarıyla onkoloji tedavisi nedeniyle saçları, kaşları, kirpikleri dökülen hastalara, yine online, birebir ve ücretsiz güzellik seansları uygulamaya başladık. Çünkü biliyoruz ki, kemoterapi sürecinde yaşanan bu yan etkiler, hastaları derinden etkiliyor; “Kanser olduğumu saçlarım, kaşlarım, kirpiklerim döküldüğünde anladım” diyecek kadar… Sonuç; hastalarımız PinkLine sürecinden çok memnun. En zor zamanlarında onlara uzatılan bir el gibi… Bu, hastalarımızı sarıp sarmalamak değil mi? İşte bu nedenle, bu yıl “Sarılarak Saralım” mottosu, bu zorlu hastalıkla mücadele eden kadınların en çok ihtiyaç duydukları şefkat duygusu hatırlatması açısından da çok değerli bir kampanya… Estée Lauder Şirketleri Türkiye’yi, hem meme kanseri farkındalık alanında yaptığı başarılı kampanyası hem de hastaların yolculuğuna destek vermesi nedeniyle gönülden kutluyoruz.

Meme Kanseriyle Mücadelede Dayanışma ve Güzelliğin İlham Veren Hikayesi: Sarılarak Saralım

Nazlı Koruyan Altıpat: Estée Lauder Şirketleri olarak, 1992 yılında başlatılan Meme Kanseri Kampanyası ile bu alandaki farkındalığı artırmak adına küresel ölçekte güçlü bir hareket başlattık. 33 yıl önce, Evelyn H. Lauder’in eştasarımcısı olduğu ikonik Pembe Kurdele’nin lansmanı ile kurulan ve şirketimizin en büyük küresel kurumsal sosyal etki programı olan bu kampanya kapsamında Türkiye’de de anlamlı ve faydalı bir projeye başlamak istiyorduk.

Pembe İzler (Pİ) Kadın Kanserleri Derneği ile yolumuz aslında Seral Hanım’ın da belirttiği gibi; bu zorlu süreçten etkilenen kadınlara kendilerini iyi ve güçlü hissettirirken yanlarında olduğumuzu da bilmelerini sağlamayı hedefleyen bir proje kurgusu ararken kesişti. PinkLine’ı çok beğendik ve projeye destek verirken Estee Lauder dokunuşunu da güzellik seanslarıyla eklemek istedik.

Kanser tedavisi gören kadınlar, eğitimli güzellik danışmanlarımızla birebir 30 dakikalık online seanslar gerçekleştiriyor. Bu seanslarda, kemoterapi sürecinde yaşanan kaş, kirpik ve saç kaybının yarattığı psikolojik etkileri hafifletmek için kaş kaleminin doğru ve etkin kullanımı, göz kalemi ile kirpik etkisi verme, cildi daha aydınlık gösterme gibi çeşitli yöntemler, danışanlara Estée Lauder Şirketleri markalarının ilgili ürünleri hediye edilerek uygulamalı olarak anlatılıyor. Bu proje, sadece fiziksel güzelliği değil, aynı zamanda kadınların içsel gücünü ve dayanışmasını da ortaya çıkaran bir platform.

2020’den bu yana 3.000’den fazla kadına 7.800’ün üzerinde seansla sağlanan onkolojik beslenme, psikolojik terapi ve güzellik seanslarının kadınların yaşam kalitesine nasıl bir etkisi oldu? Sarılarak Saralım’ın bu anlamda ne gibi destekleri olacak?

S. Ç: Yaşamlarına oldukça olumlu bir etkisi oluyor; danışanların psikolojik, sosyal ve bedensel olarak güçlenmesine katkıda bulunuyor. Şöyle düşünün: Hayatınız, sağlığınız için en çok endişe duyduğunuz dönemde bir psikolog ile buluşuyor ve ondan destek alıyorsunuz. Biliyoruz ki, ilk seanslar gözyaşlarının aktığı, hastanın içini döktüğü seanslar oluyor. Sonra kendi farkındalığını, gücünü keşfetmeye doğru evriliyor.

Meme Kanseriyle Mücadelede Dayanışma ve Güzelliğin İlham Veren Hikayesi: Sarılarak Saralım

Kanser tedavisi sırasında doğru beslenme çok etkili. Bu noktada da uzmanından bedenini güçlendirecek, beslenme ile ilgili bilgiler alıyor. Kemoterapi süreci ise hastanın eve kapandığı bir dönem. Hem enfeksiyon etkenlerinden korunmak istiyor hem de çevreden hasta olduğuna dair bakışlardan uzak durmak istiyor. Dışarı çıktığında üzüntülü gözlerle kendine bakılması, kaygılarını artırıyor. Güzellik seansları ise kendi beden algısını olumluya çevirebiliyor. Tüm bu modüller, kadınların kendilerini daha iyi hissetmesine neden oluyor. Kendini iyi hissetmesi, ailesi, eşi, çocukları, sevdikleri ya da çalışma arkadaşlarıyla daha olumlu ilişki kurmasına neden oluyor. Yani içindeki gücü keşfetmeye yöneliyor. Sonuçta, hayata bakışı değişiyor ve yaşamla kurduğu bağ da güçleniyor, yaşam kalitesi de artıyor. “Sarılarak Saralım” mottosu, aslında Estée Lauder Şirketleri Türkiye ile birlikte yürüttüğümüz PinkLine ile çoktan başlamış oldu. Bu yıl, “Sarılarak Saralım” diyerek sözlü olarak da ifade etmiş olduk.

N. K. A: “Sarılarak Saralım” kampanyası, şirketimizin yıllardır liderliğini yaptığı pembe kurdele sembolünden ve PinkLine Projemizden ilham alarak meme sağlığı konusunda toplumsal farkındalık yaratmayı hedefliyor. Bu kampanya, yalnızca bir sembol olmanın ötesinde, kadınlar arasındaki dayanışmayı, empatiyi ve birlikte iyileşme gücünü simgeliyor. Pembe kurdele, aslında bir kadınlık dayanışması hareketidir. Bu simge, bizi yalnızca bir araya getirmiyor, aynı zamanda birbirimize umut veriyor, güç katıyor.

Bu yıl Çağla Şıkel, Tuvana Büyükçınar ve Şebnem Bozoklu gibi güçlü, başarılı ve duyarlı kadınların desteği, toplumsal duyarlılığı artırma konusunda çok önemli bir adım oldu. Onların desteğiyle, sadece farkındalık yaratmakla kalmıyor, aynı zamanda bu önemli konuda insanların içindeki gücü uyandırmayı hedefliyoruz. Bu yılki proje, “Sarılarak Saralım” sloganıyla daha da anlam kazandı. Her bireyin, özellikle kanser gibi ciddi bir hastalık sürecinde, moral ve motivasyona ihtiyacı var. Meme sağlığına dair farkındalık yaratmanın, bu tür projelerin bir araya getirdiği kadın dayanışmasının, sadece tedavi sürecinde olanlar için değil, toplumun genelinde de çok büyük bir önemi olduğunu düşünüyorum. Bu yüzden, kadınların kendilerini yalnız hissetmedikleri, güç buldukları ve hayatla bağlarını yeniden kurdukları bir ses yaratmak istedik.

“Sarılarak Saralım” mottosu, bu zorlu hastalıkla mücadele eden kadınların en çok ihtiyaç duydukları şefkat duygusu hatırlatması açısından da çok değerli bir kampanya…

Seral Çelik

Farkındalık bir mesajdan ibaret değil, aynı zamanda tüm toplumu dönüştüren bir güce sahip. Bu yüzden, her kadının bu projeye dahil olabilmesi ve destek alabilmesi için elimizden geleni yapmalıyız. “Sarılarak Saralım” bir kampanyadan öte, tüm kadınları kucaklayan bir hareket, birlikte, güçlü bir şekilde hayatla daha sağlam bir bağ kurmalarını sağlayan bir çağrı niteliği taşıyor.

Güzellik seansları ve kişisel bakım, kemoterapi sürecindeki psikolojik zorlukları hafifletmede ne kadar etkili? Bu kampanyanın ekip içi motivasyon ve bilinç üzerindeki etkileri nasıl?

N. K. A: Aslında kişisel bakım, tahmin edilenden çok daha derin bir anlam taşıyor; sadece dış görünüşümüzü şekillendiren bir şey değil, aynı zamanda kendimizi nasıl ifade ettiğimizle, dünyaya bakış açımızla, içsel gücümüzle de doğrudan ilişkili. Özellikle kanser gibi zorlu bir süreçten geçenler için, fiziksel değişiklikler (saç dökülmesi, cilt değişimleri, yorgun bir ruh hali) motivasyon ve özgüven kaybına neden olabiliyor, bu da duygusal dayanıklılığını olumsuz etkileyebiliyor. Bu noktada, kişisel bakım ve güzellik uygulamaları bir anlamda kadınlara, kendilerini yeniden tanımaları, hatırlamaları, en iyi şekilde hissetmeleri için bir araç sunuyor; sadece estetik değil, aynı zamanda kendini ifade etme biçimi haline geliyor. Kadınlar, tedavi sürecinde sahip oldukları fiziksel değişimlere karşı koymak yerine, onlarla barışıyor ve bunları kendi tarzlarına, kendilerini en iyi hissettikleri hâle dönüştürüyorlar. Bu tür bir bakım, fiziksel bir değişimden çok, bir kimlik inşa etme ve bir duruş sergileme meselesi.

Estée Lauder Şirketleri Türkiye olarak biz de, güzellik uzmanlarımızla birlikte bu yolculuğa çıkarken, kadınlara sadece estetik açıdan yardımcı olmakla kalmıyoruz; aynı zamanda onların içsel güçlerini de onlara hatırlatmaya çalışıyoruz. Bu yüzden, güzellik seanslarının yalnızca fiziksel bir etkisi değil, duygusal ve psikolojik anlamda da büyük bir katkısı olduğunu biliyoruz. Kadınların kendilerini iyi hissetmeleri, bu zorlu süreçteki en büyük iyileşme adımlarından biri. Seanslar sonrasında güzellik uzmanlarımızdan çok anlamlı geribildirimler alıyoruz; her bir seansın onların hayatına ne kadar dokunduğunu, ellerindeki mesleki güçlerinin böyle bir işte değerlendirilmesinin onlar için ne derece değerli olduğu gibi görüşler duymak bize de bu projenin hem uzmanlar hem de danışanlar için karşılıklı bir işlevsellik taşıdığını gösteriyor.

Danışanlar kadar uzmanlarımız da seanslar sonrasında dayanışmanın ve desteğin gücünü derinden hissediyorlar. Çalışan bağlılığı, bu etkiyi büyütmemizdeki en büyük gücümüz. Estee Lauder çalışanları olarak yalnızca başarılı iş sonuçları elde etmeyi değil, aynı zamanda birbirimize, içinde yaşadığımız topluma ve gezegenimize karşı duyarlı davranmayı da taahhüt ediyoruz. Organizasyonumuzun her noktasında çalışanlarımız bu bağlılıkları ilham verici şekillerde hayata geçiriyor.

Meme Kanseri Kampanyamız ise bu taahhüdün en güçlü örneklerinden biri. Her yıl çalışanlarımız, kampanyaya yönelik iletişim faaliyetlerine gönüllü olarak destek verirken bu inisiyatif kapsamında düzenlenen farkındalık ve eğitim etkinliklerine büyük ilgi gösteriyorlar. Bu çabalar sadece farkındalık yaratmakla kalmıyor, aynı zamanda anlamlı diyalogları ve değişimi de teşvik ediyor.

S. Ç: Kanser tedavisi, zorlu ve çok uzun süren bir yolculuk olabiliyor. Özellikle kemoterapi, bulantıdan halsizliğe kadar pek çok yan etkisiyle yaşanıyor. Bunlardan biri de saçların, kaşların, kirpiklerin dökülmesinin yanı sıra ciltteki kuruma, renk değişikliği gibi etkiler oluyor. Fiziksel görünümün değişmesi, kadınların psikolojik olarak kendini farklı hissetmesine yol açıyor. Aynaya bakmaktan kaçınabildikleri bir dönem diyebiliriz. Aynı zamanda bu değişim, çevresindeki kişilerin hasta olduğunu ilk bakışta anlamalarına yol açması da açısından da onları rahatsız ediyor. Çünkü duygusal olarak kırılgan oldukları bu süreçte çevresinden bazen tamamen iyi niyetli de olsa duydukları bir cümle onları olumsuz etkiliyor.

Örneğin, “Hasta mısın? Neyin var?” soruları, “Güçlüsün sen, atlatırsın”, “Çok da gençmişsin” gibi iyi niyetli cümleler bile onları bazen olumsuz etkiliyor. Bazı kadınlar bunlardan çok etkilenmese bile, özellikle küçük çocukları olan genç anneler, çocuklarının endişeli bakışlarıyla karşı karşıya kalıyorlar. Çocuklarının kaygısı, anneyi daha çok etkiliyor. Bu durumda, bazı güzellik uygulamalarını öğrenmek, uygulamak kadınlara kendini çok daha iyi hissediyor. Psikolojik ve sosyal yönden dayanıklılıklarını artırıyor. Danışanlarımızdan aldığımız olumlu geribildirimler, Pİ Kadın Kanserleri Derneği olarak “Hadi daha çok kadına bu imkânı verelim, daha çok kadının hayatına dokunalım” duygusuyla daha çok çalışmamızı sağlıyor.

*Bu içerik Estee Lauder iş birliğinde hazırlanmıştır.

Esra Er Kursan
Esra Er Kursan Tüm Yazıları
white banner
Popüler Yazılar
İlgili Yazılar
Daha keyifli ve kişiselleştirilmiş bir OGGUSTO deneyimi için