McLaren F1’in Brunei Kraliyet Koleksiyonu’ndan çıkan nadir bir örneği açık artırma sahnesine çıkıyor. Hamilton ve Schumacher imzalı, kusursuz biçimde restore edilmiş bu F1, 90’lı yılların saf otomobil anlayışının temsilcisi.
McLaren F1, otomobil dünyasında sadece hızla değil, detaylarla ve geçmişiyle de efsaneleşmiş bir model. F1’in mimarı Gordon Murray ve ekibinin amacı dünyanın en hızlı otomobilini yapmak değildi. Amaçları Formula 1 teknolojisini ve karbon fiber yapıyı doğrudan yol otomobiline taşımaktı. Bu iddialı fikir, yoğun emek ve doğru mühendislikle bir araya geldiğinde ise bugün bile dünyanın en çok aranan, koleksiyonerlerin peşinde koştuğu bir zamansız klasik ortaya çıktı. Bir dönem Brunei Sultanı’nın koleksiyonunu süsleyip rekortmen F1 pilotlarının imzasını taşıyan 14 numaralı McLaren F1 çok özel bir etkinlikte açık artırmaya sunulacak.
Tasarım ve Mühendislik Üzerine

McLaren F1’in yaratım süreci, 1988’de Gordon Murray’in “dünyanın en saf sürüş hissine sahip otomobili” vizyonuyla başladı. O dönem Formula 1’de Honda ile büyük başarılar kazanan McLaren, bu teknik birikimi doğrudan yola aktarma fırsatına sahipti. Murray, F1’in sadece hızlı değil aynı zamanda hafif, dengeli ve mekanik olarak saf bir otomobil olmasını hedefledi. Bu hedef doğrultusunda F1’e ABS ve çekiş kontrol gibi temel elektronik destekler bile eklenmedi.

F1’in güçlü olduğu kadar hafifliği de yakalayıp her açıdan mükemmel olması gerekiyordu. Bu amaçla yola çıkıldı ve F1 tamamen karbon fiber monokok şasiye sahip ilk seri üretim yol otomobili olarak tarihe geçti. Şasisi yalnızca 100 kg civarındaydı ve bu, o dönemin alüminyum şasilerinden yaklaşık %50 daha hafifti. Buna ek olarak, sürücü konumu da alışılmışın dışındaydı. Sürücü koltuğu tam ortadaydı ve bu sayede hem görüş hem de ağırlık dağılımı optimize edildi. Orta konumlu oturma düzeni sürücüye simetrik direksiyon tepkisi ve adeta go kart sürüş hissi veriyordu.

Motor bölmesinde ise BMW M tarafından özel olarak geliştirilen V12 ünitenin yer almasına karar verildi. 6.1 litrelik bu doğal emişli motor 627 beygir güç ve 650 Nm tork üretiyordu. Titanyum pistonlar ve magnezyum alaşımlı karter sayesinde motor 7.500 devire kadar pürüzsüz şekilde tırmanabiliyordu. Şanzıman ise Weisman tarafından tasarlanmış altı ileri manuel bir üniteydi ve doğrudan şasiye monte etmek yerine titreşimi azaltmak için izole bağlantı elemanları kullanıldı.
Unutulmaz Le Mans Galibiyeti

Başlangıçta McLaren F1 resmi yarışlar için tasarlanmamıştı ve Gordon Murray daha iddialı detaylara sahip pist uyarlaması konusunda otomobilin karakterine zarar verebileceği için temkinliydi. Yine de 1995 Le Mans 24 Saat yarışında hafif değişikliklerle hazırlanmış F1 GTR, 59 numaralı araç olarak birinciliği kazandı. Bu başarı F1’in sadece yol otomobili olarak değil, yarış pistinde de ne kadar etkili olabileceğini gösterdi.
14 Numaralı Şasi: Brunei Kraliyetinden Dünya Yoluna

Toplam 64 adet üretilen F1’lerden biri olan 14 numaralı bu örnek özel bir geçmişe sahip. İlk olarak Brunei Kraliyet Ailesi’ne teslim edilen otomobil, Titanyum Sarısı gövde ve siyah deri-Alcantara iç döşemelerle tamamlanmıştı. Daha sonra İngiltere’ye dönerek McLaren Cars eski direktörü David Clark üzerinden el değiştirdi ve Woking’de kapsamlı bir servisten geçti. Ardından Amerika’ya gitti ve New York ile Kaliforniya’da birkaç yıl boyunca keyifle kullanıldı. Bu süre zarfında Montvale, New Jersey resmi servisinde bakım ve onarımları yapıldı.

2006 yılında yeni uzun dönem sahibine geçen F1, o dönemde sadece 3.224 mildeydi. 2007’de McLaren Woking’de yapılan kapsamlı restorasyon sırasında araç Ibis Beyazı rengine boyandı ve Yüksek Aerodinami Kiti ile donatıldı. Bu kit sabit arka spoyler, GTR tipi ön tampon ve splitter ile LM-spec çamurluk havalandırmalarını içeriyordu.

Aynı restorasyon sırasında iç mekan da yeni yarış tipi sürücü koltuğu, karbon fiber yüzeyler, revize edilmiş klima sistemi ve daha fazla yarış detayıyla LM spesifikasyonuna geçirildi. Ayrıca aracın ön farları, egzoz sistemi ve beş kollu OZ Racing GTR tarzı jantları yenilendi. Tüm bu restorasyon ve özelleştirmelerin maliyeti o dönemde 500.000 doları aştı.

Restorasyon sonrası 14. F1, Amerika’nın hem doğu hem batı kıyısında keyifle kullanıldı. Araç, 2018 yılında McLaren Philadelphia tarafından motoru indirilerek tekrar elden geçti. Bu servis sürecinde yakıt hücresi değişti ve bakım masrafı 50.000 doları aştı. Bugün otomobil 13.711 milde ve yeni sahibiyle yapacağı unutulmaz yolculuklara neredeyse ilk günkü haliyle hazır.
Efsane İmzalar

Açık artırmaya çıkan bu F1 iki farklı dönemden iki Formula 1 rekortmeninin imzalarını taşıyor. İlk olarak 12 Mart 1996’da Michael Schumacher, o dönemde Ferrari ile sezon açılışı sonrası aracın kapı eşiğine imzasını attı. 2007’deki restorasyonun ardından ise Lewis Hamilton imzası sol bagaj bölmesinde yerini aldı. Bu imzalar F1’in hem pistte hem de yol kullanımında efsaneleşmiş mirasını bu örneği üzerinde somutlaştırdı.
Açık Artırmada Bir Koleksiyon Parçası

14 numaralı şasiye sahip bu otomobil Brunei kökeni, geçirdiği detaylı revizyonlar ve taşıdığı imzalar ile koleksiyon dünyasında benzersiz bir yere sahip. Şimdi de RM Sotheby’s tarafından Birleşik Arap Emirlikleri’nde düzenlenen ve 21 milyon dolarla sonuçlanması beklenen açık artırmayla yeni sahibini bulacak. Yeni sahibi bu F1’i garajına koyduğunda yalnızca bir otomobil değil, otomotiv tarihinin sayfalarında kendine sağlam bir yer edinmiş bir efsaneyi sahiplenmiş olacak.
*Görsel: RM Sothbey’s


