İlissos İmbros, sadece bir akşam yemeği adresi değil; dededen kalan taş değirmenin gölgesinde, kuşaktan kuşağa aktarılan bir misafirperverlik geleneğiyle yaşayan bir mekân.
Gökçeada’nın en karakteristik köylerinden Zeytinliköy’de, taş sokakların sonunda sizi sıra dışı bir hikâye bekliyor. İskenderiye’den başlayıp Gökçeada’ya uzanan bu zaman yolculuğu, İlissos İmbros Restaurant’ın avlusunda ete kemiğe bürünüyor.

Adını Yunan mitolojisinden alan “İlissos”, nehirler kadar eski ve derin bir öykü taşıyor. Masif mermer masalar, İskenderiye limanlarından bu avluya gelmiş sandalyeler, duvarlardaki tabelalar… Her detay, geçmişin izlerini bugünün sofralarına taşıyor.
Ve bu atmosferin ruhu: Stelyo Berber. Yalnızca restoranın sahibi değil, aynı zamanda sofraya sesiyle de eşlik eden bir müzisyen. Onun söylediği şarkılar, duvarların içindeki anılara ses veriyor; rebetiko notaları arasında zaman sanki biraz duruyor.
İlissos İmbros’ta yemek, sadece tat alma deneyimi değil; bir öykünün, bir ezginin, bir adalı mirasın parçası olmak demek. Ve bu hikâyeyi yaşamanın en güzel yolu, o taş avluda bir masa bulup günü zamansızlığa bırakmak.
Neden İlissos İmbros?
Gerçek “Cittaslow” ruhuyla buluşmak isteyenlere…
İlissos, sadece yavaş şehir Gökçeada’nın değil, yavaş yaşam felsefesinin de özünü yansıtıyor. Aceleye hiç yer yok; her şey zamanını biliyor, müzik ritmini, yemek ise kıvamını buluyor. Huzurlu, özenli ve abartısız bir deneyim arayanlara…
Yemeğin bir hikâyeye dönüştüğü sofralar için…
İlissos’ta tabaklar sadece lezzetle değil, geçmişle de dolu. Her malzeme yerinden, her tarif bir gelenekten geliyor. Rum usulü musakkadan ciciryaya uzanan menüde, tatlar kadar anlatılar da doyurucu.
Gökçeada’da yalnızca yemek değil, bir akşam yaşamak isteyenlere…
Avluda başlayan yemek, rebetiko notalarıyla devam ediyor. Stelyo ve Pelin’in canlı performansları, geceye müzikli bir karakter kazandırıyor. Bu atmosferde zamanın akışı başka, sohbetin ritmi daha içten.
İlissos İmbros Restaurant’a Gitmeden Önce Bilmeniz Gerekenler
- Kategori: Rum mutfağına özgü tariflerle şekillenen, geleneksel ve hikâyesi olan bir meyhane
- Konum: Gökçeada, Zeytinliköy – taş sokakların sonunda, restore edilmiş tarihi bir zeytinyağı değirmeni
- Mimari & Dekorasyon: 130 yıllık taş yapı, sade tahta masa ve sandalyeler, avluda kuyu ve değirmen kalıntıları, sokak ruhunu taşıyan dış masalar
- Mutfak: Mevsimsel malzemelerle hazırlanan zengin meze dolabı, Rum usulü musakka, enginar carpaccio, sıcak fava, karides güveç
- Etkinlikler: Her akşam rebetiko eşliğinde spontan danslar; Stelyo Berber ve eşi Pelin Hanım’ın canlı müzik performansları
- Ne Giyilir?: Rahat ayakkabılarla, köyün taş sokaklarına uygun bir kıyafet tercih edilmeli
- Rezervasyon: +90 531 220 02 86
- Instagram: @ilissos_imbros
OGGUSTO’nun İlissos İmbros Deneyimi

Zeytinliköy’ün taş sokaklarında ilerledikten sonra ulaştığımız İlissos’un avlusu, bir restorandan öte, âdeta bir zaman kapsülü. 130 yıllık İskenderiye masasında otururken duvarlardaki her detay geçmişin izini fısıldıyor.
Akşamı, enginar carpaccio ile açtık — ince, taze, zeytinyağının dengesiyle hafızalara kazınan bir lezzet. Vişneli yaprak sarma ise ekşi-tatlı dengesini tam kıvamında sunuyordu. Karides güveç, sıcak ve baharatlı sosuyla akşamın favorilerinden oldu.

Yemekler kadar atmosfer de dikkat çekiciydi. Sahneye Stelyo ve Pelin çıktı, rembetiko şarkılarla akşamı yorumladılar. Her nota, her söz köyün taş duvarlarına çarpıp büyüdü. Servis hem hızlı hem de incelikli olmasıyla kusursuzdu. Masalar arasında sıcak sohbetler, neşeli yüzler vardı. İlissos’un avlusu, kalabalık değil keyifli; gösterişli değil özenliydi. Zeytinliköy’ün o benzersiz Rum atmosferinde, müzikle ve lezzetle sarılmış bir gece geçirdik.
OGGUSTO’nun Özel Notları: İlissos’a gitmeden önce bir tavsiye: Rezervasyon mutlaka gerekli. Yaz sezonunda mekân oldukça yoğun, bu yüzden erken saatte gitmek hem masa bulmak hem de Zeytinliköy’ü sindire sindire gezmek için ideal. Köyün taş sokaklarında yürümek başlı başına bir deneyim; bu yüzden topuklu ayakkabılar yerine rahat bir çift ayakkabı tercih etmek akıllıca olur.

Zeytinliköy, Gökçeada’nın içinde âdeta başka bir evren. Kendine has iklimi, taş mimarisi ve sakin ritmiyle Ege’nin en özgün köylerinden biri. İlissos ise bu atmosferin en lezzetli durağı. Yaz aylarında oldukça kalabalıklaşsa da eylül gibi daha sakin dönemler, köyün gerçek büyüsünü keşfetmek için harika.
İlissos’ta her akşam rebetiko tınıları yükseliyor; canlı müzik, bu eski taş değirmenin avlusunu geceye bağlıyor. Ama burası sadece müzikle değil, duruşuyla da fark yaratıyor: İlissos’ta plastik şişelere yer yok. Köyün kaynak suyu filtrelenip şişelere doldurularak ücretsiz sunuluyor. Gazlı içecek yerine ise balla tatlandırılmış ev yapımı limonata ve karadut suyu ikram ediliyor.

Alkollü içeceklerde de aynı özen hissediliyor. Mekân, Hoşköy’den Türkiye’nin en eski üreticilerinden Melen Şarapları’nı sunuyor. Ada şarapları hâlâ gelişme sürecinde olduğu için, lezzet standardını korumak adına bu seçim özellikle yapılmış.
Organik malzemeler, yavaş ve lezzetli sofralar, müzik ve samimiyet… Gökçeada’ya gelip burada bir akşam geçirmemek, adanın ruhunu eksik yaşamak olur.
İlissos İmbros Menüsü


İlissos İmbros’un mutfağı, yalnızca tariflerle değil; kökleri İskenderiye’ye, gövdesi Zeytinliköy’e uzanan bir hikâyeyle şekilleniyor. Menü, mevsime ve eldeki malzemeye göre değişiyor. Bahçeden toplanan otlar, aile yadigârı tarifler ve Akdeniz’in kıyılarından esinlenen tabaklar, her akşam sofrada yeniden canlanıyor.
Mutfakta günlük ve yerel ritim belirleyici. Stelyo Bey’in annesinden kalan reçetelerle şekillenen mezeler, geleneksel ama sürprizli dokunuşlarla güncelleniyor. İşte bu sezonsal çeşitliliğin içinden birkaç öne çıkan tabak:
- Enginar Carpaccio: İnce dilimlenmiş enginarın limon ve zeytinyağıyla ferahlatıldığı, üzerine birkaç damla sakız aromasıyla son dokunuş yapılan imza tabaklardan biri.
- Rum Usulü Musakka: Patlıcan, kıyma ve beşamelin alışıldık uyumuna tarçınlı domates sos ve fırınlanmış keçi peyniri katılıyor. Gelenekselden kopmadan özgünleşen bir lezzet.
- Vişneli Yaprak Sarma: Hafif tatlı ve ekşi dengesini mükemmel kuran bu sarma, vişnenin sürpriz katkısıyla çok katmanlı bir lezzete dönüşüyor.
Bu sofrada menü her gün değişebilir ama ruhu sabit kalır: Samimi, köklü ve karakterli.
Ilissos İmbros’un Mimarisi & Dekorasyonu

İlissos İmbros, Zeytinliköy’ün taş sokaklarının sonunda, 130 yıllık bir taş yapının içinde yer alıyor. Mekân, Stelyo Berber’in dedesinden miras kalan eski bir zeytinyağı değirmeninin özenli restorasyonu ile bugünkü halini almış.
Avludaki kuyu ve değirmene ait taş kalıntılar hâlâ yerinde duruyor; bu tarihî izler, mekâna güçlü bir karakter kazandırıyor.
Taş duvarlar, sade tahta masa ve sandalyelerle birleşiyor; dekorasyonda gösterişten uzak, sıcak bir sadelik hakim. Mekânın avlusu kadar, dışarıya taşan birkaç masası da Zeytinliköy’ün sokak ruhunu doğrudan sofraya taşıyor.

Gün içinde güneşin, akşam saatlerinde ise rebetiko ezgilerinin eşlik ettiği bu atmosfer, zamanda bir pencere açıyor.


