Göcek’in doğayla uyumlu zarif koylarında konumlanan MIORI, yalnızca bir restoran değil; zamanı yavaşlatan, duyguları derinleştiren ve her anı anlamlı kılan bütünsel bir yaşam alanı.
MIORI’nin ruhu; sadeliği zarafetle, doğallığı incelikle birleştiriyor. Doğanın ritmine saygılı mimarisi, altı farklı gastronomik istasyona yayılan yaratıcı mutfağı, sanatla kurduğu şiirsel bağ ve günün her saatine özel tasarlanmış akışıyla, her ziyaretçisine duyu odaklı bir yolculuk sunuyor.
Mekânın her köşesinde bir hikâye var; kimi zaman Japon omakase geleneğinin minimalizmiyle şekillenen bir akşam, kimi zaman Akdeniz’in paylaşımcı ruhuyla harmanlanmış bir öğle yemeği… MIORI, Göcek’in ruhuna yakışır biçimde abartısız ama unutulmaz, sofistike ama içten bir deneyim vadediyor.
Ve tüm bu deneyimler, yalnızca bir tabakta değil—ışıkta, müzikte, mimaride ve birlikte paylaşılan anlarda vücut buluyor. MIORI’de zaman yavaş akıyor ama her an iz bırakıyor.
Neden Miori?
Göcek’in saklı koylarında, hayattan bir adım uzaklaşmak isteyenlere…
Bedri Rahmi Koyu’nun doğal zarafetiyle şekillenen MIORI, yalnızca bir restoran değil; hissedilen, yaşanan, dönülen bir yer. Burası, günün ilk ışığıyla uyanan ve gece yıldızların altında usulca kapanan bir ritmin adı. MIORI, her anı anlamlı kılmak üzere tasarlanmış bir yaşam biçimi sunuyor. Gündelikten uzak, özel bir dünyaya giriş kapısı.
Zarafetin sadelikle buluştuğu bir deneyim arayanlara…
MIORI, abartıdan uzak, kendine has bir zarafetle konuklarını karşılıyor. Doğal taşlar, soluk tonlar, linen kumaşlar, deniz sesi ve hafif bir esinti… Her detay, göz yormayan ama kalbe dokunan bir sadelikle sunuluyor. Burada gösteriş yerine, hislerin gücü ön planda.
Sadece yemek değil, bir ruh hali arayanlara…
MIORI’de yemek yemek, yalnızca bir ihtiyacı gidermek değil; bir deneyime, bir duyguya, bir ritüele dönüşüyor. Tabağa dokunan malzeme kadar, tabağa eşlik eden müzik, ışık ve servis de aynı bütünün parçaları. Burada her öğün bir anıya, her anı bir hatıraya dönüşüyor.
Sanatla iç içe, ruhu besleyen bir atmosfer arayanlara…
Ayça Okay küratörlüğündeki sanat programı sayesinde, MIORI aynı zamanda bir açık hava galerisine dönüşüyor. “Sea Murmur”, “Sapphire” gibi mitolojik öğelerden ilhamla kurgulanan eserler, doğayla estetik arasında şiirsel bir bağ kuruyor. Sanat, burada yalnızca izlenmiyor, hissediliyor.
Miori’ye Gitmeden Önce Bilmeniz Gerekenler



- Kategori: Modern Ege & Akdeniz mutfağını odağına alan, çok katmanlı bir gastro-destinasyon.
- Konum: Göcek, Bedri Rahmi Koyu – Doğanın ortasında ama kalabalığın dışında.
- Mimari & Dekorasyon: Coastal village hissi, doğayla uyumlu çizgiler ve dört mevsim yaşanabilirlik.
- Mutfak: Teknik bilgiyle harmanlanan duyusal tatlar. Her konseptte başka bir mutfak öyküsü.
- Sanat: Ayça Okay küratörlüğünde çağdaş sanat programı – Sea Murmur, Sapphire gibi eserlerle ruhu besleyen bir atmosfer.
- Etkinlikler: Müzik, sanat, gastronomi ve dinginlik. (Gastro buluşmalar & şef eşleşmeleri, sanatçı söyleşileri ve dönemsel sergiler (Sea Murmur gibi), DJ setleri, akustik akşamlar, özel kokteyl geceleri, yatla ulaşım ritüeli, özel misafir ağırlama formatları ve Sunset Sessions & Soulful Sundays)
- Ne Giyilir? Doğal kumaşlar, yalın ama özenli seçimler. Yaz şıklığı, teni okşayan rahatlık.
- Instagram: Miori
- Rezervasyon: 05496461212
Miori Menüsü



Altı farklı konsept, tek bir duygusal çizgi: sadelikteki zarafet.
MIORI mutfağı, teknik ustalık ve sezgisel zarafetin buluşma noktası. Her biri farklı bir kültürün temsilcisi olan altı gastronomik durak, duyulara dokunan zengin bir keşif yolculuğu sunuyor;
Miori by The Sea: Ege’nin yalın ama güçlü lezzetlerini doğallıkla sunan bir mutfak.
Isabel’s: İtalya’nın sıcak, paylaşımcı sofralarından ilhamla hazırlanan keyifli tabaklar. Amalfi’nin neşesi, Como’nun sakinliği bir arada.
OKO: Japon omakase kültüründen gelen minimalizmle, her tabağın bir sahneye dönüştüğü sezgisel bir deneyim.
Riva Lounge: Yatçılığın şıklığını taşıyan bir sahil barı. Gündüz hafif atıştırmalıklar, akşam ise kokteylin ve DJ setlerinin ritmiyle canlanan özel bir dünya.
The Kitchen: Sabahları çıplak ayakla içilen kahvenin dinginliği, geceleri ise gizli bir speakeasy’nin sürprizli ruhu.
The Bakery: Unun sanata dönüştüğü, kahvenin iç ısıttığı küçük bir köy fırını. Samimi, yavaş ve gerçek.
OGGUSTO’nun Özel Notları: Miori, Göcek’in doğasına saygılı zarif dokusuyla ön plana çıkıyor. Özellikle günün ritmini takip eden akışı, sabahın dinginliğinden geceye uzanan özel bir deneyim yaratıyor. OKO’daki omakase sunumları ve Miori by the Sea’nin sade ama güçlü Ege tatları, menünün sezgisel kurgusunu yansıtıyor. The Bakery’de sabah kahvesi ve taze hamur işleriyle başlayan gün, akşam Riva Lounge’da kokteyl ritüelleriyle tamamlanıyor. MIORI, doğayla kurduğu estetik bağ ve yalın şıklığıyla, Göcek’te zamanın zarafetle aktığı özgün bir yaşam alanı sunuyor.
Miori’de Zamanın Akışı: Günün Ritmi
MIORI’de zaman, sadece saatlerle ölçülmez. Her anın ayrı bir ritmi, ayrı bir duygusu vardır:
- 08:00 — Soft Awakening
Linen sabahlıklar içinde, dalga sesiyle uyanmak… Taze demlenmiş kahve ve yavaş başlayan bir gün. - 12:00 — Serene Midday
Gölgede uzun bir öğle sohbeti… Hafif atıştırmalıklar, güneşin altında yavaşlayan zaman. - 18:00 — Gastro Symphony
Güneşin altın ışığında başlayan lezzet şöleni… Tabağa düşen her tat, bir armoni gibi. - 20:00 — Soulful Nights
Müzik, kokteyl ve yakınlık… MIORI geceleri, duyguların dans ettiği bir sahneye dönüşüyor. - 23:00 — Silent Gathering
Yıldızlar altında, hafızada kalan bir gece. Kapanış, ama aynı zamanda yeni bir hikâyenin başlangıcı.

OGGUSTO’nun Miori Deneyimi: Göcek’in saklı güzelliği Bedri Rahmi Koyu’nda yer alan MIORI, bizi ilk andan itibaren zamanın yavaşladığı, her detayın özenle kurgulandığı bir atmosferle karşıladı. Sabahın erken saatlerinde linen dokular ve deniz kokusuyla başlayan gün, öğleye doğru serin gölgelerde uzayan sohbetlere dönüştü. Doğal taşlardan örülü mimari ve nötr tonların yarattığı sade zarafet, içsel bir huzur hissiyle bütünleşti.
Gastronomik deneyim ise duygularla iç içe geçti. OKO’da sunulan minimal omakase tabakları, sadece lezzet değil, estetik ve ritüel duygusu da taşıyordu. Miori by the Sea’deki Ege esintili tatlar, doğallığı ve yalınlığıyla hafızalara kazınırken, Isabel’s bölümünde paylaşılan tabaklar Akdeniz’in neşeli ruhunu sofraya taşıdı. Her lokma bir hikâye, her sunum bir davetti.

Akşam saatleriyle birlikte MIORI başka bir kimliğe büründü. Gün batımında başlayan “Gastro Symphony”, tabağa düşen altın ışıkla birleşerek duyusal bir şölen sundu. Ardından gelen Soulful Nights, DJ setleri, seçilmiş müzikler ve incelikli kokteyllerle zarif bir geçişin perdesini araladı.
MIORI, yalnızca bir restoran değil; bir ritim, bir hissiyat, bir hafıza. OGGUSTO olarak geçirdiğimiz her an, doğayla, tasarımla ve tatla kurulmuş bu zarif dengeyi deneyimleme ayrıcalığı sundu.
Miori’nin Mimarisi & Dekorasyonu

Göcek’in doğasına saygı duyan, denizle konuşan bir mimari…
MIORI’nin mimarisi, doğaya eşlik etmek için değil, onunla bütünleşmek için tasarlanmış. Aybala Öz’ün çizdiği bu estetik hikâye, global ilhamlarla yoğrulmuş ama yerel dokularla hayat bulmuş. Taş, ahşap, linen ve nötr tonlar; doğadan gelenin doğaya karıştığı bir uyum içinde.
Mekân, bir “coastal village” ruhuyla şekilleniyor…
Denize yakın konumlanan yapılar, zamansız bir kıyı köyünü andırıyor. Gün ışığına göre değişen iç mekân dinamikleri, her saatte farklı bir ruh hali yaratıyor. Kimi zaman dingin, kimi zaman canlı, ama her zaman gerçek. MIORI, dört mevsim yaşanabilen bir yaşam alanı olarak kurgulanmış.
Fonksiyonel ve duygusal tasarım el ele…

Modüler alanlar, mevsime ve güne göre yeniden şekillenebiliyor. Yazın açık havada serinleten gölgeler, kışın ise sıcak dokunuşlarla donatılmış iç mekanlar… MIORI’de mimari yalnızca görsel bir şölen değil, aynı zamanda içsel bir huzur sunuyor.


