Bir cumartesi öğleden sonrası, Bitez Köy İçi’nde çok şirin bir mekâna uğradık: Abent. Selin & Gürkan Tümsek’in birlikte yarattığı bu küçük kafe, samimi atmosferi ve mutfağıyla fark yaratıyor.
Sade ama rafine, küçük ama karakterli. İçeri adım attığınızda hem yemeğinizin hazırlandığını izliyor hem de bir kahve sohbetine karışıyorsunuz. Abent’in tabaklarında yerel malzemelerle hazırlanan, sürdürülebilirlik odağında kurgulanmış bir anlayış var. Bodrum’un içinde ama Bodrum’un klasiğinden uzak, sade bir kahvaltı ve kahve adresi.
Neden Abent Bitez’e Gitmelisiniz?
Samimi ve Şeflerle İç İçe Bir Deneyim Arayanlara…
Abent, klasik kahvaltı mekânlarından farklı. Yemeğiniz gözünüzün önünde, şeflerin ellerinden çıkıyor. Selin Şef’in sıcak karşılaması, mekânın samimiyetini tamamlıyor.
Nordik Sadelik ile Ege Sıcaklığını Buluşturmak İsteyenlere…
Sade ama şık atmosferi, özenle seçilmiş tabakları ve tatlı bir sohbetin eşlik ettiği kahve molalarıyla Abent, hem damağa hem ruha hitap ediyor.
Ulaşılabilir Lezzetler Peşinde Olanlara…
Bodrum’un çoğu mekânına göre çok daha ulaşılabilir fiyatlar sunması, Abent’i tekrar tekrar uğramak isteyeceğiniz bir yer haline getiriyor.
Abent Bitez’e Gitmeden Bilmeniz Gerekenler



- Kategori: Yerel ve Mevsiminde Ürünlerle Hazırlanan Yaratıcı Kahvaltı ve Brunch Menüsü
- Konum: Bodrum, Bitez Köy İçi – Sakin, mahalle atmosferinin ortasında
- Mutfak: Mevsimsel, sürdürülebilir ve yaratıcı tabaklar; kahvaltı, brunch, fırın ürünleri ve özel reçeteler
- Dekorasyon: Minimal, işlevsel ve samimi – küçük bir açık mutfakla iç içe sade bir tasarım
- Servis Saatleri: Genellikle sabah saatlerinden öğleden sonraya kadar – sezona göre değişebiliyor
- Öne Çıkanlar: Nordik tabak, French toast, köpürtülmüş tereyağı, banana bread
- Ne Giyilir?: Günlük, rahat yazlık kıyafetler
- Rezervasyon: 05345640122 – Hafta sonları 4 kişi ve üzeri misafirler için masa garantisi adına rezervasyon önerilir.
- Instagram: @abent.bitez
OGGUSTO’nun Abent Bitez Deneyimi

Bitez Köy İçi’nin kalbindeki Abent’te ben Nordik Tabak tercih ettim; kızım ise French toast. Üzerindeki incir ve çileklerle hem göze hem damağa hitap ediyordu. Kahveler çok iyiydi ama masadaki küçük bir detay özellikle öne çıktı: Köpürtülmüş tereyağı. Kıvamı, tadı ve sunumu gerçekten çok özenliydi — sade bir kahvaltıya bile fark katan cinsten.
Mekân küçük ama ruhu büyük. Selin Şef’in sohbeti, tabaklara kattığı özen ve yaratıcı dokunuşlar, Abent’i özel kılıyor. Bitez Köy İçi’nin zamansız atmosferine çok yakışan, sade ama çok karakterli bir durak.
Abent Bitez Menüsü



Abent’in menüsü, tamamen mevsiminde ve yerel malzemelerle hazırlanıyor. Şef Selin Tümsek’in yaratıcı yaklaşımıyla şekillenen tabaklarda her detay doğal ve sürdürülebilir kaynaklardan geliyor. Domatesler, incirler ya da roka gibi ürünler menüde varsa, mevsimidir. Kışın domates bulamazsanız şaşırmayın; yerine o gün mutfağa gelen başka bir malzeme öne çıkar. Bu anlayış, tabaklara doğrudan yansıyor.
Birkaç lezzetli tabağa yakından bakmak isterseniz…
- Nordik Tabak: Danish tahıllı çavdar ekmeği, eski kaşar, rafadan yumurta, marmelat ve bolca çırpılmış tereyağıyla sade ama zengin bir tabak. Yanına ekstra avokado da ekleyebilirsiniz. Tereyağının bu kadar köpürtülmüş ve iyi bir versiyonunu uzun süredir yememiş olabilirsiniz.
- French Toast: Kızarmış brioche ekmeği üzerine taze meyve, akçaağaç şurubu ve tereyağıyla servis ediliyor. Görsel olarak da çok güçlü; çilek ve incirlerle renklenen tabak, dışı çıtır, içi yumuşak kıvamıyla öne çıkıyor. Dilerseniz vanilyalı dondurma da eklenebiliyor.
- Abent Toast: Ekşi maya ekmeği, eski kaşar, domates, pesto sos ve yeşilliklerle hazırlanıyor. Günlük ve taze bir seçenek.
- Yaz Omleti: 3 yumurta, Bodrum tulum peyniri, lor, pembe domates, fesleğen ve bolca çırpılmış tereyağı eşliğinde sunuluyor. Yanında kızarmış ekşi maya ekmek ile geliyor.
Tüm ürünler, küçük mutfakta gözünüzün önünde hazırlanıyor. Menü sezona göre değişebiliyor. Bu yüzden favori tabağınızı bir sonraki gelişinizde aynen göremeyebilirsiniz — ama bu da sürprizlerin güzelliği.
Abent Bitez’in Mimarisi & Dekorasyonu



Abent, Bitez köy İçinin o sade ve dokunulmamış atmosferiyle birebir örtüşen bir mekân. Küçük, samimi ve içten. İçeri adım attığınızda şefin tabağı hazırladığını izleyebileceğiniz kadar yakın bir düzende oturuyorsunuz. Açık mutfak hem mekânla bütünleşik hem de sohbetin bir parçası.
Dekorasyon anlayışı abartıdan uzak; beyaz duvarlar, açık renk ahşap detaylar, birkaç raf ve az sayıda masa. Ama işlevsel ve sıcak. Kopenhag ya da Berlin’de bir mahalle kahvecisini andıran bu atmosferde esas olan tabaklar, sohbet ve Selin Şef’in dokunuşları.
Burada dikkat dağıtan hiçbir şey yok; sadeliğin içinde özen var. Mekânın doğallığı, menüdeki sürdürülebilirlik anlayışını da tamamlıyor. Hem estetik hem de işlevsel anlamda küçük ama çok dengeli bir dünya kurulmuş.


