white banner

Beste Ankara: Lezzetli ve Slow Food Esintili Bir Gastropub Hikâyesi

22.03.2026
Beste Ankara: Lezzetli ve Slow Food Esintili Bir Gastropub Hikâyesi

Yazı Boyutu:

Kavaklıdere’de yer alan Beste Ankara, bar rahatlığı ile güçlü bir mutfak yaklaşımını aynı çatı altında buluşturuyor. Paylaşım tabakları, sakatat ve deniz ürünleri yorumlarıyla Ankara’da farklı bir akşam sofrası kuruyor.

Beste Ankara, kendini tek bir tanımla sınırlamayan bir mekân. Bir yandan gastropub rahatlığı taşıyor, bir yandan küçük porsiyonlarla sofrayı paylaşmaya teşvik eden meze kültürüne göz kırpıyor, bir yandan da iyi ürün ve iyi teknik konusundaki ısrarıyla güçlü bir mutfak duruşu sergiliyor. Şık bir akşam için, arkadaşlarla uzun bir sofra için ya da tek başına iyi bir kokteyl içmek için uygun.

Şef ve işletmeci Miray Afacan’ın anlattığı gibi, Beste Ankara son dört yılda kendi ritmini bulmuş. Önceden meyhane olarak hizmet veren bu mekân, Afacan’ın dokunuşuyla bugün daha özgür, daha katmanlı ve daha çağdaş bir çizgiye taşınmış durumda. Buradaki temel fikir ise çok net: İnsanlar buraya gelsin, acele etmesin, içkisini ve yemeğini yavaş yavaş tatsın, rahat etsin, iyi vakit geçirsin. Kısacası Beste Ankara, Ankara’da “slow food” fikrini gerçekten yaşayan nadir yerlerden biri.

Neden Beste Ankara?

Gümüş renkli bir tabakta, ince doğranmış beyaz et, kırmızı biber ve yeşil otlarla hazırlanan ana karışımın üzerinde parlak pembe turşu soğanlar, iki yanda spiral salatalık dilimleri ve koyu yeşil nori yaprakları bulunuyor. Bu lezzetli sunum, altındaki kremsi sos ve etrafını saran narin, dantel gibi beyaz cipslerle tamamlanmış, sıcak ahşap bir zemin üzerinde iştah açıcı bir şekilde duruyor.

Beste Ankara’ya gitmek için ilk neden, buranın kategorisini kendi yaratan bir yer olması. Klasik bir pub değil, sadece meyhane değil, yalnızca modern bir restoran da değil. Hepsinden biraz taşıyor ama sonunda kendine ait, samimi ve karakterli bir dil kuruyor. Bu da mekânı Ankara’daki pek çok adresten ayırıyor.

İkinci neden, menünün sürprizli yapısı. Burada sakatatla deniz ürünleri aynı masada son derece doğal bir şekilde buluşabiliyor. Arnavut ciğeri, tuzda hamsi, somon pastırma, dana dil kroket, işkembe turşusu, kelle wonton ve kadayıfa sarılı karides gibi tabaklar; ilk bakışta cesur görünen ama doğru kurgulandığında ne kadar yerli yerine oturduğunu gösteren örnekler. Her tabağın arkasında teknik var ama teknik hiçbir zaman yemeğin önüne geçmiyor.

Ahşap bir masa üzerinde, solda kremalı soslu, dereotu, karabiber, çıtır parçacıklar, kırmızı soğan ve acı biberlerle süslenmiş somon dilimleri içeren mavi-gri bir kase, sağ üstte metal bir tabakta yeşil sebzeyle sarılmış iplikle bağlanmış karidesler ve alt sağda metal tabakta pembe turşu soğanlarla süslenmiş hummus benzeri ezmeli bir taco veya tostada olmak üzere üç farklı lezzetli meze tabağı yer alıyor.
Bir kadeh içinde, bol haşlanmış karides, üçgen nachos cipsleri, siyah zeytin ve yeşilliklerle zenginleştirilmiş, üzerine kırmızımsı sos gezdirilmiş, göz alıcı bir başlangıç veya kokteyl yemeği, koyu renkli ahşap bir masa üzerinde şık bir sunumla görülüyor.

Üçüncü neden ise içki-yemek eşleşmesine verilen önem. Şef Afacan’ın özellikle söylediği gibi, burada amaç her içkinin yanına güçlü bir “yancı” koyabilmek. Yani burası sadece içki içilen bir barın ötesinde; iyi bir cin tonik, iyi bir kokteyl, iyi bir bira ya da iyi bir kadeh eşliğinde gerçekten ne yemeniz gerektiğini düşünen bir mutfak da var.

Beste Ankara’ya Hızlı Bakış

Ahşap bir masa üzerinde, beyaz bir tabakta esmer ekmek dilimlerinin üzerine dizilmiş taze hamsilerin, kırmızı soğan, yeşil otlar ve limon dilimleri ile süslenerek sunulduğu iştah açıcı bir meze tabağı görülüyor; bu tabağın yanında kremalı iç harçlı kırmızı biber dolması ve çıtır hamsi kızartması da yer alıyor.
Ahşap bir masa üzerinde, yosun üzerine yerleştirilmiş füme somon, yoğurtlu sos ve kırmızı pul biberli bir meze, ızgara hellim, ahtapot ve kırmızı soğandan oluşan bir şiş ile yanında kırmızı biber salatası ve tempura karides bulunan üç ayrı, göz alıcı başlangıç tabağı sergileniyor.
  • Mutfak yaklaşımı: Türk füzyon
  • Atmosfer: Rahat, samimi, loş, sıcak
  • Konsept: Gastropub, meyhane ve yaratıcı tabak mutfağı arasında özgür bir çizgi
  • Öne çıkanlar: Sakatatlar, deniz mahsulleri, küçük porsiyon paylaşım tabakları, güçlü kokteyl menüsü
  • Adres: Kavaklıdere, Bestekâr Caddesi 34/A, 06680 Çankaya / Ankara
  • Telefon: (0312) 425 25 53

Beste Ankara’nın Menüsü

Beste Ankara menüsü, sofrayı tek bir ana tabağa teslim etmek yerine, paylaşım fikri etrafında büyüyen bir kurgu sunuyor. Küçük porsiyonlar burada gerçekten daha çok tat denemeyi, masada çeşitliliği artırmayı ve yemeği sosyal bir deneyime dönüştürmeyi amaçlayan bilinçli bir yaklaşım. Bu da masaya hem ritim hem hareket hem de sohbet getiriyor.

Uzun, oval, koyu yeşil seramik bir servis tabağında, parlak gümüş rengi derileriyle dikkat çeken, özenle dizilmiş kılçıksız hamsi filetoları, üzerinde pembe soğan turşusu, küçük kırmızı sos damlaları ve aromatik yeşil bir yağ gezdirilerek sunulmuş, mor ve koyu mavi fon üzerinde iştah açıcı duruyor.

Menünün öne çıkan tarafı, sakatat ve deniz mahsullerini aynı mutfak dili içinde son derece doğal bir şekilde buluşturabilmesi. Şef Miray Afacan’ın özellikle ön plana çıkarmayı sevdiği bu çizgi, teknik olarak güçlü ama duygusal hafızası da olan tabaklarla kuruluyor. Tuzda hamsi, bu yaklaşımın en net örneklerinden biri.

Kaya tuzunda bekletilen hamsiler, ardından pirinç sirkesiyle asidik bir dengeye kavuşuyor; ilhamını İspanya barlarının klasik sardalya tapasından alıyor ama bizim damak belleğimizle de güçlü bir bağ kuruyor. Parlak yüzeyi, mor soğanla gelen kontrastı ve temiz asiditesiyle özellikle iyi soğutulmuş beyaz şaraplara ve cin bazlı kokteyllere çok yakışan bir başlangıç.

Somon pastırma, Beste Ankara mutfağının yaratıcı tarafını öne çıkaran tabaklardan biri. Gravlax tekniğiyle hazırlanan somon, tahinli ve portakallı özel bir çemen karışımında bekletiliyor. Sonuç; klasik bir gravlax’tan daha aromatik, bildiğimiz pastırmadan daha hafif ama ikisinin de çağrışımını taşıyan, son derece özgün bir yorum. Tahinin topraksı etkisiyle portakalın ferahlığı birleşince, balığın alışıldık profilinin dışına çıkan ama son derece dengeli bir tabak ortaya çıkıyor.

Ahşap bir masa üzerinde konumlanmış parlak metal bir tabakta, zengin turuncu renkteki, üzerinde kapari taneleri ve taze yeşil otlarla süslenmiş dilimlenmiş somon fileto ile yandaki ince şeritler halinde hazırlanmış kabak salatasının bulunduğu lezzetli bir sunum.

Sakatat tarafında ise menü oldukça iddialı. Dana dil kroket, altı saat boyunca kısık ateşte pişirilen dana dilinin Hollanda usulü kroket tekniğiyle yorumlandığı, dışı kıtır içi kremsi bir tabak. Sakatata mesafeli yaklaşanların bile rahatlıkla sevebileceği kadar rafine ve dengeli.

Metal bir tabakta sunulan, dilimlenmiş beyaz işkembe veya kalamar parçaları, kırmızı biber dilimleri ve yeşil kapari taneleriyle zenginleştirilmiş, soslu bir meze tabağı, arka planda bulanıklaşmış balık turşusu mezesi ile birlikte ahşap bir masanın üzerinde iştah açıcı görünüyor.

İşkembe turşusu, dört farklı prosesten geçen yapısıyla klasik işkembe algısını dönüştürüyor; kokuyu ve dokuyu bastırmadan yöneten tekniği sayesinde şaşırtıcı derecede temiz bir tat sunuyor.

Kokoreç, Kaz Dağları’nın kıvırcık kuzusundan hazırlanıyor ve tadını bozmamak adına ekstra baharat kullanılmıyor; bu da tabağın ürün odaklı, dürüst ve yalın kalmasını sağlıyor. Kelle Wonton ise fırınlanmış kelle etini taze zencefil, susam yağı ve taze soğanla buluşturup wonton hamuruna sararak, Anadolu sakatat kültürüyle Uzak Doğu tekniğini aynı lokmada bir araya getiriyor. Çıtır yapısı ve aromatik iç dolgusu, bu tabağı menünün en akılda kalan işlerinden biri hâline getiriyor.

Şefin özellikle menüde mutlaka yer almasını istediği Arnavut ciğeri, Beste Ankara’nın duygusal hafızasını taşıyan tabaklardan biri. Şefin kendi çocukluğundan, büyüdüğü evin vazgeçilmez anne yemeklerinden gelen bu tabak; klasik bir lezzetin çağdaş bir barda bu kadar doğal durabileceğini gösteriyor.

Ahşap bir masa üzerinde duran metal bir tabakta, çıtır çıtır kızarmış ve üzerine tuz serpili ciğer parçacıkları, yanında pembe soğan turşusu, kısa ahşap çubuklar ve kremalı bir sos ile iştah açıcı bir şekilde sunuluyor.

Aynı şekilde Kadayıfa sarılı karides, Ankara’da aşina olunan bir lezzeti Beste yorumuyla yeniden kuruyor; karidesin hafif tatlı deniz aromasıyla kadayıfın çıtır dokusu, özellikle içkili sofralarda çok iyi çalışan bir eşleşme yaratıyor. Kağıtta dil ise menünün daha sofistike tarafını temsil ediyor: Dilin kendi suyu miso ve viskiyle bağlanıyor, ardından tereyağıyla birlikte kâğıtta pişiriliyor. Burada teknik açıkça hissediliyor ama ürünün önüne geçmiyor; misonun umamisi, viskinin derinliği ve dilin yumuşaklığı son derece dengeli bir şekilde birleşiyor.

Odun bir masa üzerinde sergilenen, özellikle çıtır kadayıflı karidesler, kebaplar, kızarmış nugget'lar, tatlı patates kızartmaları ve falafel dürümler gibi çiftlikten masaya özenle hazırlanmış çeşitli ve taze ürünlerle dolu iştah açıcı bir ziyafet sofrası.

Beste Ankara’nın mutfak anlayışında dikkat çeken bir diğer başlık da farm-to-table yaklaşımı. Miray Afacan’ın özellikle yerel ve bölgesel ürünlere verdiği önem, menünün genelinde net biçimde hissediliyor. Hatay’dan ve Aydın’dan gelen ürünler, çevreyle kurulan tedarik ilişkileri ve mevsime göre değişen içerikler; burada malzemenin kaynağıyla da anlam kazandığını gösteriyor. Beste Ankara’da ürün, geldiği coğrafyanın karakterini de taşıyan bir unsur olarak mutfağa giriyor; bu da menüyü sahici kılıyor.

Beste Ankara’nın Kokteyl Menüsü

Kokteyl tarafı da en az mutfak kadar güçlü. Kiss the Frog, Kamasutra, Italian Virgin, Cancun Dream, T-Some ve Balkan gibi kokteyller, tabaklarla birlikte düşünülmüş, iyi eşleşen ve masadaki deneyimi tamamlayan seçimler. Beste Ankara’da kokteyller fotoğraf veriyor olabilir ama esas güçleri, mutfakla kurdukları uyumda yatıyor. Bu da mekânın bar ve mutfak ilişkisinin gerçekten kurulduğunu gösteriyor.

Beyaz peynir benzeri küpler, kırmızı biber dilimleri ve kapariden oluşan bambu çubuklu bir meze tabağının önünde, canlı pembe, mor ve turuncu renkli bir fonun önünde, farklı camlarda sunulan mor, kırmızı ve parlak yeşil tonlarında üç çekici kokteyl yer alıyor.

Beste Ankara’nın Mimarisi & Dekorasyonu

Beste Ankara’nın en sevilesi yanlarından biri, daha kapıdan girer girmez size rahatlama hissi vermesi. Mekânın ışığı loş ama karanlık değil; bar kısmı canlı ama gürültüyle yorucu bir çizgiye geçmiyor; masalar samimi ama üst üste binmiyor. Tam anlamıyla “yerleşilesi” bir atmosfer var.

Karanlık ve hafif grenli dokulu bir ortamda, sıcak sarı bir ışıkla içten aydınlatılmış, üzerinde belirgin koyu harflerle beste yazan modern altıgen tabela, estetik ve işlevsel bir dış mekan dekorasyonu öğesi olarak ortamın atmosferini zenginleştiriyor.

Duvarlarda kullanılan çizgisel tavan detayları, sıcak amber ışıklar, barın arkasında yükselen şişe düzeni ve ahşap yüzeyler; mekâna kentli ama fazla cilalanmamış bir karakter kazandırıyor. Ankara’da hâlâ gerçek anlamda “rahat” hissedebileceğiniz az sayıdaki akşam mekânından biri.

Gündüz daha yumuşak, akşam ise daha dramatik bir havaya bürünen iç mekân, arkadaş buluşmalarından çift akşamlarına kadar farklı senaryolar için uygun. En güzel tarafı da şu: Buraya isterseniz özenerek geliyorsunuz, isterseniz son derece gündelik bir hâlle. Mekân, ikisini de kaldırıyor.

OGGUSTO’nun Beste Ankara Notları

Ahşap bir masa üzerinde iştah açıcı duran, üzerinde közlenmiş biberli yeşillik soslu ızgara etler, acı baharatlarla tatlandırılmış karides veya deniz mahsulleri, kırmızı soğan salatası ve patates dilimleri ile servis edilen lavaş, ayrıca yanında pürüzsüz humus, nar gibi kızarmış iki köfte ve pancar turşusu bulunan üç farklı lezzetli meze tabağı.
Ahşap bir masa üzerinde, parlak metal tabaklarda sunulan üç farklı iştah açıcı lezzet görülüyor; sol üstteki tabakta kremalı bir ezme, koyu kırmızı bir sos, çıtır kızarmış soğanlar ve yeşilliklerle süslenmiş ekmek dilimi, sağ üstteki tabakta mor soğan ve doğranmış yeşilliklerle bezenmiş ekmek üzeri bir sunum, alttaki tabakta ise bol soslu etin üzerinde küçük, yuvarlak ve çıtır bir parça ile zengin bir menü sergileniyor.
  • Ankara’da kendini tek bir kategoriye hapsetmeyen nadir adreslerden biri.
  • Sakatat ve deniz mahsulü odağını bu kadar rahat ve çağdaş sunabilmesi büyük bir artı.
  • Küçük porsiyon sistemi, kalabalık sofralar için çok keyifli.
  • Şık ama kasıntısız; rahat ama özensiz değil.
  • Şef Miray Afacan’ın kişisel mutfak dili, mekânın her tabağında hissediliyor.
  • Slow food yaklaşımı burada gerçekten yaşanıyor.
  • İyi içki-iyi tabak eşleşmesi arayanlar için güçlü bir alternatif.
Sıkça sorulan sorular
Rezervasyon gerekli mi?

Akşam saatlerinde ve hafta sonuna yakın günlerde rezervasyon yaptırmak iyi bir fikir olur. Özellikle kalabalık bir grupla gidecekseniz önceden aramak rahatlık sağlar.

Çocuklu aileler için uygun mu?

Mekânın asıl ritmi yetişkin sofralarına daha yakın. Akşam saatlerinde daha gastropub odaklı ve hareketli bir atmosfer oluşabiliyor.

Romantik bir akşam için uygun mu?

Evet. Loş ışığı, küçük paylaşım tabakları ve rahat ama özenli atmosferiyle çiftler için oldukça uygun.

Arkadaş grubuyla gitmeye uygun mu?

Kesinlikle. Zaten menünün küçük porsiyon yapısı ve yavaş akan sofra kurgusu, arkadaş buluşmaları için çok ideal.

İmza tabaklar hangileri?

Arnavut ciğeri, tuzda hamsi, somon pastırma, dana dil kroket, kelle wonton ve kadayıfa sarılı karides ilk denenecekler arasında.

Can Öztürk
Can Öztürk Tüm Yazıları
white banner
Popüler Yazılar
İlgili Yazılar
Daha keyifli ve kişiselleştirilmiş bir OGGUSTO deneyimi için