Milano Design Week 2026, “geleceğin yaşam formlarını” yeniden tanımlıyor. Salone del Mobile’nin görkemli stantlarından Fuorisalone’nin tarihi saraylara yayılan deneysel enstalasyonlarına kadar şehrin her sokağında karşımıza çıkan en iyi sergileri, moda devlerinin ev koleksiyonlarını ve zanaatın teknolojiyle buluştuğu imza etkinlikleri radarımıza alıyoruz.
Nisan ayı geldiğinde tasarım dünyasının pusulası tek bir yönü gösterir: Milano. Bu yıl, Milano Design Week sadece bir mobilya fuarı olmanın ötesine geçerek; sürdürülebilirliğin estetikle, yapay zekânın zanaatla ve tarihin inovasyonla girdiği o büyüleyici diyaloğu şehre yayıyor.
Ruhunu, tasarımın devlerini ağırlayan Salone del Mobile’den alan Milano Design Week 2026, asıl karakterini Milano’nun saklı avlularına, terk edilmiş fabrikalarına ve görkemli palazzo’larına sızan Fuorisalone etkinlikleriyle kazanıyor.
Bu yılki Milano Design Week seçkimizde, lüks moda evlerinin mobilya dünyasındaki dominant yükselişinden, genç yeteneklerin tasarım denemelerine kadar Milano’da iz bırakacak rotaları bir araya getirdik. Tasarımın sadece formdan ibaret olmadığını, bir “yaşam manifestosu” olduğunu kanıtlayan 2026 rotasında; enstalasyonlardan özel marka sunumlarına kadar kaçırılmaması gereken duraklara birlikte göz atalım.
İstanbul’da Yeni Bir Tasarım Buluşması: Global Design Forum
Milano Design Week 2026’nın Öne Çıkan Fuarları
64. Salone del Mobile Milano: Tasarımın Yeni Merkezi

21-26 Nisan tarihleri arasında kapılarını açan 64. Salone del Mobile mobilya fuarı, 32 ülkeden 1.900’ü aşkın katılımcısıyla tasarım dünyasını birbirine eklemlenmiş yeni bir formatta bir araya getiriyor. Bu yılın en dikkat çekici yeniliği, koleksiyon değeri taşıyan nadir parçalara odaklanan Salone Raritas olurken; Maison Numéro 20 imzalı sürreal “Aurea” enstalasyonu, lüksü hikâye anlatıcılığıyla birleştiren mimari bir kurgu sunuyor. Bienal döngüsünde sahneyi devralan EuroCucina ve Uluslararası Banyo Sergisi ise inovasyon ile sürdürülebilirliği modern konutun merkezine taşıyor.
Fuarın vizyoner tarafında ise Rem Koolhaas ve David Gianotten (OMA) tarafından hazırlanan Salone Contract masterplanı, tasarımın sadece evlerimizi değil, kamusal yaşamın geleceğini de nasıl şekillendireceğinin sinyallerini veriyor. Teknolojinin zanaatla, malzemenin ise ekolojik sorumlulukla harmanlandığı 2026 edisyonu, Milano’yu bir kez daha küresel tasarımın pusulası olarak tescilliyor.
Şehir Bir Sahneye Dönüşüyor: Fuorisalone ve “Be the Project”

Fuorisalone 2026, bu yıl “Be the Project” temasıyla tasarımı sadece bitmiş bir ürün değil, yaşayan ve dönüşen bir süreç olarak ele alıyor. Bireyi değişimin merkezine koyan bu kavram; insan, nesne ve çevre arasındaki bağı yeniden kurgularken tasarımı bitmeyen bir diyalog olarak tanımlıyor. Sürdürülebilirlik, sorumluluk ve kapsayıcılık gibi temel değerlerin rehberliğinde şekillenen etkinlikler, ziyaretçileri tasarımın sadece bir parçası olmaya değil, bizzat o dönüşümün öznesi olmaya davet ediyor.
Bu edisyonun en heyecan verici tarafı ise yapay zekayı bir tehdit değil, insan düşüncesini genişleten bir “iş birlikçi” olarak konumlandırması. Tasarımın bir bilgi biçimi ve evrensel bir hikaye anlatıcılığı olduğu vurgulanan rotalarda; farklı kültürler ve materyaller, teknolojiyle harmanlanarak bir araya geliyor. Şehre yayılan sergiler ve enstalasyonlar, hızla değişen dünyada daha bilinçli ve birbiriyle bağlantılı bir gelecek hayal etmenin yollarını arıyor.
Kentsel Bir Laboratuvar: Brera Design District

Fuorisalone’nin kalbi sayılan Brera Design District, bu yıl 17. edisyonuyla şehri devasa bir “kentsel laboratuvara” dönüştürüyor. Be the Project temasına sadık kalarak tasarım, yaratıcılık ve girişimcilik arasında kesintisiz bir diyalog kuran bölge; araştırma ve deneyselliğin ön planda olduğu açık bir oyun alanı sunuyor. Brera’nın tarihi dokusuyla birleşen bu modern bakış açısı, tasarımı sadece izlenen bir obje olmaktan çıkarıp, kentin günlük yaşamıyla bütünleşen dinamik bir deneyime dönüştürüyor.
Design Week süresince 217 kalıcı showroom, tasarımcılar ve kültürel kurumlar, bu yıl eklenen 9 yeni mekanla birlikte Brera’nın rotasını zenginleştiriyor. Sergiler, enstalasyonlar ve özel etkinliklerle örülü geniş program, bölgenin Fuorisalone içindeki köklü otoritesini bir kez daha kanıtlıyor. Brera, her köşesinde sürpriz bir keşif sunan yapısıyla, tasarımın geleceğini sokak seviyesinde deneyimlemek isteyenler için vazgeçilmez bir durak olmaya devam ediyor.
On Yıllık Dönüşüm: Isola Design Festival

Isola Design Festival, Milano Design Week’teki 10. yıl dönümünü “TEN: The Evolving Now” temasıyla, yerel bir etkinlikten küresel bir tasarım ekosistemine uzanan başarı hikayesini kutlayarak karşılıyor. Bu özel edisyon, bölgenin geçmişindeki en başarılı sergileme formatlarını yeniden ziyaret ederken, Isola’nın kimliğini oluşturan kilit isimlerle yeni iş birliklerini bir araya getiriyor. Dünün parlayan yeteneklerinin bugünün usta tasarımcıları olarak geri döndüğü festival, bağımsız ve yenilikçi tasarımın merkezi olma misyonunu sürdürüyor.
Bu yılın en dikkat çekici yeniliklerinden biri olan ve Pietro Petrillo küratörlüğünde hazırlanan “Archivi Futuri”, 2025 sonrasına odaklanarak objelerin geleceğini ve bugünkü yaratıcılığın gelecek nesiller için nasıl anlamlı kalabileceğini sorguluyor. Yedinci kez kapılarını açan Isola Design Gallery ise zanaat, yapay zeka ve dökümantasyon arasındaki bağı inceleyerek; bilginin, malzemelerin ve süreçlerin zamanın ötesine nasıl taşınabileceğine dair bir yol haritası sunuyor.
Deneyimin Kalbi: 5VIE Design Week ve “Qualia of Things”

Milano’nun tarihi merkezindeki 5VIE, bu yıl 13. edisyonunda “QoT – Qualia of Things” mottosuyla, tasarım dünyasını verilerin ötesinde, insan deneyiminin özgünlüğüne davet ediyor. Bilim ve Teknoloji Müzesi bünyesindeki büyüleyici Cavallerizze’de konumlanan ana sergi alanı, tarih ile inovasyonun kesiştiği “liminal” bir alan yaratıyor. Burada tasarım, biyoloji ile teknolojiyi birleştiren, verinin soğukluğuna karşı insanın duyusal dünyasını öne çıkaran evrensel bir dile dönüşüyor.
5VIE 2026, dijital bağlantıların ve algoritmaların baskın olduğu günümüz dünyasında rotayı tersine çevirerek, teknolojik verimlilikten çok “deneyimin kalitesine” odaklanan felsefi bir manifesto sunuyor. Nesnelerin İnterneti (IoT) çağının veri odaklı yaklaşımına meydan okuyan bu seçki; tasarımın bir fonksiyonel araç olmaktan çıkıp, insanın varoluşsal deneyimini nasıl zenginleştirebileceğini sorguluyor. 5VIE, bu yılın rotasında ziyaretçilere teknolojiyi değil, teknolojinin insan üzerinde bıraktığı o eşsiz ve indirgenemez “hissi” keşfetmeyi vadediyor.
Moda Devleri Milano’da: En İyi Marka Lansmanları ve Enstalasyonlar
Yaratıcılığın Küresel Sahnesi: 10 Corso Como

Milano Design Week 2026’nın kimi zaman kaotik olabilen havasını eğlenceli dokunuşlarla dağıtan 10 Corso Como, yaratıcılığın farklı disiplinlerini tek bir çatı altında eriterek gerçek bir “kültürel merkez” olma misyonunu tazeliyor. Modadan yüksek mücevhere, mobilyadan otomobil tasarımına uzanan geniş bir estetik dili tek bir mekânda buluşturan bu adres, ziyaretçilerini sadece bir sergi rotasına değil; keşif ve deneyimin başrolde olduğu, yaşayan bir tasarım serüvenine davet ediyor.
Bu yıl Milano Design Week’in en ilgi çeken ve paylaşılan enstalasyonlarından biri, 10 Corso Como’nun cephesini saran devasa, şişme Moncler ahtapotu. “Have a puffy summer” sloganıyla özdeşleşen yeni koleksiyonunu alışveriş galerisinin içinde ilk kez modaseverlerle buluşturan Moncler, mağazanın dışında da eğlenceli bir dokunuşa imza atıyor. İçeride tasarıma yön veren markaların gösterisi devam ediyor. Linda Freya Tangelder’in Cassina iş birliğiyle hayat bulan heykelsi dokunuşları şekillendiriyor. Visionnaire’in modern kapsül koleksiyonundan KINRADEN’in mimari mücevherlerine kadar uzanan bu kürasyon, zanaatın en güncel halini temsil ediyor. Mekanın gizli bahçesinde ise Garage Italia Customs ve Mariaflora’nın Palazzo Avino için hazırladığı iş birliğiyle bir İtalyan rüyası hayat buluyor; 10 Corso Como’nun ikonik desenine bürünen bir “Spiaggina”nın şehre karışmasıyla bu yaratıcı dünya, müzenin duvarlarını aşarak tüm Milano’yu etkisi altına alıyor.
Lüksün Zamansız Evrimi: Bentley Home Eterna

Bentley Home, Milano Design Week 2026 kapsamında sunduğu “Eterna” ile lüksün kusursuz evrimini çok duyulu bir yolculuğa dönüştürüyor. Roma’nın zamansız estetiğinden ilham alan ve markanın Milano’daki atölyesinde hayat bulan koleksiyon, köklü bir mirası geleceğin yaşam alanlarıyla buluşturuyor. Geleneksel zanaatın inovasyonla harmanlandığı bu özel seçki, “sessiz lüks” kavramını tasarımın yeni bölümü olarak yeniden tanımlıyor.
Zıtlıkların Uyumu: Versace Home 2026

Versace Home, Milano Design Week’te ilk kez görücüye çıkardığı 2026 koleksiyonuyla markanın ikonik estetiğini heykelimsi formlar, rafine malzemeler ve kusursuz İtalyan zanaatkarlığıyla modern yaşam alanlarına taşıyor. Evin zengin kültürel mirasına dayanan klasik referanslar, mimari detaylar ve lüks finişlerle yeniden yorumlanarak gösterişli bir duruş ile günlük konfor arasında mükemmel bir denge kuruyor. Her biri kendine özgü bir kimliğe sahip parçaların bir araya gelerek oluşturduğu bu bütünsel vizyon, çağdaş mekanlara karakter, kalite ve zamansız bir Versace ruhu aşılıyor.
Hermès: La Pelota’da Bir Zanaat Ritüeli

Hermès, Milano Design Week kapsamında 20-26 Nisan tarihleri arasında Via Palermo 10 adresindeki ikonik La Pelota Jai Alai binasını bir kez daha büyüleyici bir tasarım sahnesine dönüştürüyor. Markanın ev evreninden yeni mobilya parçaları, objeler ve ev tekstillerinin sergilendiği bu özel yerleştirme, mimar ve sanat yönetmeni Charlotte Macaux Perelman ile Alexis Fabry’nin imzasını taşıyor. Formun saflığına ve malzemenin dürüstlüğüne odaklanan bu yılki seçki, ziyaretçileri Hermès’in rafine dünyasında derinlikli bir keşfe davet ediyor.
La Pelota’nın kendine has mimari atmosferinde hayat bulan sergileme, lüksün “sessiz ama güçlü” tavrını tasarımın her detayına işliyor. Design Week boyunca rotasını Brera’ya çevirenler için vazgeçilmez bir durak olan bu enstalasyon, zanaat mirasının modern yaşam alanlarına nasıl entegre edilebileceğine dair kusursuz bir örnek teşkil ediyor.
Prada Frames 2026: İmajın Gücü ve Tasarımın Felsefesi

Prada, tasarımın sadece bir nesne değil, entelektüel bir sorgulama biçimi olduğunu kanıtlayan Prada Frames serisinin beşinci edisyonuyla şehre dönüyor. 19-21 Nisan tarihleri arasında, Milano’nun merkezindeki tarihi Santa Maria delle Grazie kompleksinde gerçekleşecek olan sempozyum, bu yıl tasarım stüdyosu Formafantasma küratörlüğünde “In Sight” başlığını taşıyor. Ürün odaklı bir yaklaşımdan ziyade fikirlerin gücüne odaklanan bu girişim; tasarım, kültür ve toplumun kesişim noktasında durarak çağdaş kültürün imaj odaklı yapısını masaya yatırıyor.
Rönesans dönemine ait büyüleyici Sacrestia alanında düzenlenecek olan dersler ve paneller, imaj üretimini kültürel ve politik bir güç olarak ele alıyor. Gerçeklerin yerini temsillerin aldığı günümüz dünyasında, imajın maddi ve manevi etkilerini tartışan bu oturumlar, Bramante’ye atfedilen tarihi atmosferle modern düşünceyi bir araya getiriyor. Prada Frames, Milano Design Week süresince zihinsel bir mola verip tasarımın felsefi derinliklerine inmek isteyenler için 19-21 Nisan tarihlerinde Via Giuseppe Antonio Sassi 3 adresinde kaçırılmaması gereken bir durak sunuyor.
Miu Miu Literary Club: Edebiyatın Tasarımla Buluştuğu Kültürel Salon

Miu Miu, Milano Design Week’in merkezine edebiyatı ve entelektüel derinliği taşıyan Miu Miu Literary Club’ın dördüncü edisyonuyla Milano’ya geri dönüyor. 22-24 Nisan tarihleri arasında tarihi Circolo Filologico Milanese’de kurulacak olan bu üç günlük kültürel salon, bu yıl “Politics of Desire” başlığına odaklanıyor. Annie Ernaux ve Ama Ata Aidoo’nun eserlerinden yola çıkarak cinsellik, rıza ve kadın özerkliği temalarını odağına alan program; yazar, düşünür ve sanatçılardan oluşan disiplinlerarası bir topluluğu bir araya getiriyor.
Panel tartışmaları, dersler ve canlı performanslarla zenginleşen etkinlik, son gününde ziyaretçilerin metinlerle doğrudan bağ kurabileceği bir halka açık okuma odasına dönüşüyor. Miu Miu’nun bu özel edebiyat kulübü, 22-23 Nisan’da 13:00-20:00, 24 Nisan’da ise 11:30-19:00 saatleri arasında kapılarını açarken; katılım için kayıtların sadece bir gün öncesinden mümkün olduğunu hatırlatmakta fayda var. Tasarımın sadece görsellik değil, bir anlatı biçimi olduğunu savunanlar için bu tarihi yapı, haftanın en rafine duraklarından biri olacak.
MAD Architects x Canva: Yapay Zekâ ile Renkli Bir Keşif Yolculuğu

Ma Yansong ve Andrea D’Antrassi liderliğindeki MAD Architects, tasarım platformu Canva ile güçlerini birleştirerek yapay zekâ ve yaratıcılık arasındaki ilişkiyi sorgulayan büyüleyici bir enstalasyona imza atıyor. 20-26 Nisan tarihleri arasında Università degli Studi di Milano’nun tarihi atmosferinde sergilenecek olan “Kaleido”, ziyaretçileri yapay zekanın arayüzünün arkasında neler olup bittiğini anlamaya ve bu teknolojinin sunduğu sonsuz olasılıkları keşfetmeye davet ediyor. Üç farklı seviyede üst üste binen küplerden oluşan bu mekânsal peyzaj, ışık ve renk yansımalarıyla adeta dev bir kaleydeskop etkisi yaratıyor.
Ziyaretçiler enstalasyonun içinde; Reconsider (Yeniden Düşün), Act (Eyleme Geç), Realize (Fark Et) ve Share (Paylaş) adımlarından oluşan dört aşamalı bir yolculuğa çıkıyor. Girişte fiziksel grafik öğelerle sunulan “Yapay zekayı ne kadar iyi kullanabiliyoruz?” gibi düşündürücü sorularla başlayan bu rota, aşama aşama katılımcıları doğrudan bir deneyime ve farkındalığa ulaştırıyor. Haftanın her günü 11:00-19:00 saatleri arasında görülebilecek olan bu dinamik yapı, teknolojiyi sadece bir araç değil, yaratıcı sürecin renkli ve dönüştürücü bir parçası olarak konumlandırıyor.
Audi x ZHA: Tarihi Avluda Meditatif Bir Portal

Zaha Hadid Architects (ZHA), Audi için tasarladığı “The Origin” enstalasyonu ile Milano’nun en prestijli noktalarından biri olan Portrait Milano’nun merkezinde anıtsal bir durak yaratıyor. 20-26 Nisan tarihleri arasında, saat 10:00-21:00 saatleri arasında görülebilecek olan bu devasa titanyum renkli fiberglas portal, yansıma havuzunun üzerine konumlanarak şehrin hızlı temposuna meydan okuyor. Mekânsal sıkışma ve genişleme oyunlarını kullanan tasarım, ziyaretçileri yavaşlamaya ve kentin karmaşasından koparak meditatif bir yolculuğa çıkmaya davet ediyor.
Tarihi mimari ile teknoloji odaklı gelecek arasında bir köprü görevi gören çalışma, ZHA’nın imzası olan akışkan hatları Audi’nin estetik ilerleme vizyonuyla harmanlıyor. Işık ve formun gücüyle çevremizle daha derin bir bağ kurmamızı sağlayan minimalist peyzaj, aynı zamanda döngüsellik ve sürdürülebilirlik üzerine düşünmeye teşvik ediyor. Portrait Milano’nun büyüleyici avlusunda hayat bulan bu enstalasyon, tasarımın ruhu iyileştiren ve zamanı durduran gücünü deneyimlemek isteyenler için haftanın en etkileyici rotalarından biri.
Grand Seiko: Zamanın Doğası ve Zanaatın Şiiri

Japon zanaatkârlığı ile çağdaş tasarımın kusursuz bir diyaloğu olan Grand Seiko, “The Nature of Time” enstalasyonu ile markanın çevreyle uyum içinde yaşama felsefesini Milano’ya taşıyor. 20-26 Nisan tarihleri arasında Brera’nın sanatsal atmosferindeki Casa Brera’da hayat bulacak olan bu deneyim, hassas saat mekanizmalarını heykelsi öğeler olarak yeniden kurguluyor. Ziyaretçileri zamanın akışını doğanın döngüleri üzerinden okumaya davet eden alan, teknik mükemmelliği şiirsel bir derinlikle harmanlıyor.
Saat 10:00 ile 19:00 saatleri arasında keşfedilebilecek olan sergi, Japon saatçiliğinin o “sessiz disiplinini” ve doğaya duyulan derin saygıyı merkezine alıyor. Brera’nın dar sokaklarında zanaat ve estetiğin buluştuğu bu durak, sadece mekanik bir kusursuzluğu değil, aynı zamanda zamanın ruhunu ve doğayla olan kopmaz bağını hissetmek isteyenler için rafine bir sığınak sunuyor.
H&M Home x Kelly Wearstler: Demokratik Lüksün Yeni Formu

H&M Home, Amerikalı ünlü tasarımcı Kelly Wearstler ile gerçekleştirdiği merakla beklenen mobilya iş birliğini Porta Venezia bölgesinde görücüye çıkarıyor. 21-26 Nisan tarihleri arasında Via San Gregorio 29 adresindeki özel kürate edilmiş bir apartman dairesinde sergilenecek olan koleksiyon, Wearstler’ın imzası haline gelen “maksimalist-minimal” estetiği ev evrenine taşıyor. Heykelsi oturma grupları ve dekoratif objelerin başrolde olduğu yerleştirme; organik formlar ve dokunma arzusu uyandıran zengin tekstürlerle lüksü daha erişilebilir bir zemine oturtuyor.
H&M Home’un üst segment tasarım pazarındaki iddiasını güçlendiren bu lansman, yüksek stilin ve sofistike ev yaşamının doğru malzeme seçimiyle demokratikleşebileceğini kanıtlıyor. 10:00-19:00 saatleri arasında ziyaret edilebilecek olan bu mekan, Wearstler’ın güçlü yaratıcı vizyonunu Milano’nun tarihi dokusuyla birleştirerek, ziyaretçilere ilham verici ve samimi bir yaşam alanı kurgusu sunuyor.
Louis Vuitton: Palazzo Serbelloni’de Yaşam Sanatı

Louis Vuitton, Milano Design Week’te ikonik Objets Nomades serisinin yeni üyelerini ve merakla beklenen “Signature Collection” mobilya koleksiyonunu büyüleyici Palazzo Serbelloni’de beğeniye sunuyor. 20-26 Nisan tarihleri arasında, 10:00-20:00 saatleri arasında ziyaret edilebilecek olan sergi; markanın köklü seyahat mirasını çağdaş iç mekân kurgularıyla birleştiriyor. Patrick Jouin, Cristian Mohaded ve Patricia Urquiola gibi dünyaca ünlü isimlerin imzasını taşıyan bu yeni ev evreni; sofalar, sandalyeler ve masalar aracılığıyla lüksü mimari bir perspektifle yeniden tanımlıyor.
Sarayın ihtişamlı atmosferinde sergilenen her parça, Louis Vuitton’un zanaatkârlık geleneğinin modern formlar ve fonksiyonel inovasyonla nasıl buluştuğunun bir kanıtı niteliğinde. Yüksek moda duyarlılığının yaşam alanlarına taşındığı bu kürate edilmiş yerleşim, sadece bir mobilya koleksiyonu değil, markanın estetik evrimini yansıtan bütünsel bir “yaşam sanatı” manifestosu sunuyor.
Gucci: Chiostri di San Simpliciano’da Belleğin Yeniden İnşası

Gucci, kreatif direktör Demna liderliğinde, markanın 105 yıllık köklü geçmişini yaşayan ve evrilen bir anlatı olarak yeniden kurgulayan “Memoria” sergisini gün yüzüne çıkarıyor. 21-26 Nisan tarihleri arasında San Simpliciano’nun 16. yüzyıldan kalma büyüleyici manastır avlularında gerçekleşecek olan enstalasyon, geleneksel nostalji anlayışından uzaklaşarak arşiv ile yeniden icat arasındaki çizgileri bulanıklaştırıyor. Mekânsal hikâye anlatıcılığı ve katmanlı görsellerin kullanıldığı proje, ziyaretçileri sembolizm ve zanaatkârlıkla örülü çok duyulu bir yolculuğa çıkarıyor.
Hafta boyunca 10:00-20:00 saatleri arasında keşfedilebilecek olan bu deneyim, Gucci’yi modanın ötesinde, tam teşekküllü bir kültürel ekosistem olarak konumlandırıyor. Tarihin sadece korunmadığı, aynı zamanda çağdaş bir lensle aktif olarak yeniden kodlandığı ve sorgulandığı “Memoria”, markanın mirasını geleceğe taşıyan cesur bir manifesto niteliğinde. Brera’nın kalbindeki bu tarihi durak, geçmişin görkemini bugünün avangart vizyonuyla birleştiren haftanın en iddialı sergilerinden biri olmaya aday.
Dior x Noé Duchaufour-Lawrance: Işığın ve Zanaatın “Corolle” Formu

Dior Maison, Milano Design Week 2026 için tasarımcı Noé Duchaufour-Lawrance ile iş birliği yaparak zanaatın sınırlarını zorlayan yeni “Corolle” aydınlatma koleksiyonunu tanıtıyor. 21-26 Nisan tarihleri arasında Palazzo Landriani’nin tarihi atmosferinde sergilenecek olan bu özel seçki, Dior’un ikonik “cannage” motifini bambu dokuma tekniklerinin organik ve otantik dokusuyla birleştiriyor. Fransız lüksü ile usta işi el işçiliğini aynı potada eriten tasarımcı, ışığı doğal malzemelerin zarafetiyle şekillendirerek mekanlara sofistike bir imza atıyor.
Via Borgonuovo’nun aristokrat duruşuyla örtüşen bu sergileme, malzemenin dürüstlüğüne ve Dior mirasının zamansızlığına bir saygı duruşu niteliğinde. Palazzo Landriani’de gerçekleşecek bu özel deneyimin sadece randevu ile ziyaret edilebildiğini not düşmekte fayda var. Dior’un estetik dünyasını daha yakından tanımak isteyenler için bu randevulu sistem, serginin sunduğu o sakin ve seçkin atmosferi daha da derinleştiriyor.
Gaggenau: Villa Necchi Campiglio’da Rafine Bir “Varlık” Deneyimi

Lüks mutfak teknolojilerinin öncü ismi Gaggenau, Milano Design Week 2026 süresince şehrin en ikonik yapılarından biri olan Villa Necchi Campiglio’yu büyüleyici bir deneyim alanına dönüştürüyor. 21-26 Nisan tarihleri arasında gerçekleşecek olan “Presence” enstalasyonu, ziyaretçileri algıları keskinleştiren ve dikkat dağıtıcı unsurları susturarak sadece “öz”e odaklanan bir mimari kurguya davet ediyor. Işık, malzeme ve mimarinin ustalıkla şekillendirdiği birbirini izleyen alanlar, markanın profesyonel dünyasını hiçbir açıklamaya gerek duymadan, saf bir his üzerinden deneyimleme fırsatı sunuyor.
Piero Portaluppi imzalı villanın rasyonel estetiğiyle kusursuz bir uyum yakalayan bu yerleştirme, teknolojinin tasarımla nasıl bir “varlık” gösterdiğini en rafine haliyle ortaya koyuyor. Saat 11:00 ile 17:00 arasında kapılarını açan bu durak, Milano’nun kalbinde sakinlik ve mükemmellik arayanlar için gerçek bir tasarım sığınağı.
MINI x Paul Smith: Palazzo Borromeo d’Adda’da Bir “Merak Bahçesi”

İngiliz tasarımının iki ikonik ismi MINI ve Paul Smith, Milano Design Week 2026 için hayal güçlerini birleştirerek ziyaretçileri “Garden of Curiosity” adlı masalsı bir dünyaya davet ediyor. 21-26 Nisan tarihleri arasında Palazzo Borromeo d’Adda’nın tarihi atmosferinde hayat bulacak olan bu enstalasyon; ahşap yürüyüş yolları ve uzun sazlıklar arasından geçerek ulaşılan duyusal odalardan oluşuyor. Merak duygusunu merkezine alan bu yerleştirme; görme, işitme ve renk odaklı deneyimlerle ziyaretçileri keşif dolu bir oyun alanına çekiyor.
Zanaatın oyunbaz bir tasarımla buluştuğu bu “House of MINI” projesi, teknoloji ve otomobil dünyasını Paul Smith’in o meşhur renkli ve muzip estetiğiyle harmanlıyor. Saat 10:00 ile 19:00 arasında kapılarını açan bu durak, Palazzo’nun klasik mimarisiyle tezat oluşturan dinamik yapısıyla, haftanın en keyifli ve “fotoğrafik” duraklarından biri olmaya aday.
Bottega Veneta x Kwangho Lee: Dokuma ve Işığın “Lightful” Buluşması

Bottega Veneta, Milano Design Week 2026 kapsamında, markanın zanaat odaklı estetik anlayışını Güney Koreli tasarımcı Kwangho Lee’nin yenilikçi yaklaşımıyla birleştiren “Lightful” enstalasyonunu sunuyor. 20-26 Nisan tarihleri arasında Maison Bottega Veneta’da sergilenecek olan bu özel seçki, tasarımcının İlkbahar/Yaz 2026 defilesi için başlattığı iş birliğini bir adım öteye taşıyor. Altı farklı renk paletinde sunulan on adet limitli edisyon lambanın merkezde olduğu yerleştirme, markanın ikonik dokuma mirasına modern bir saygı duruşu niteliğinde.
Kwangho Lee’nin imzası haline gelen örgü halat heykellerin tavandan sarkıtılarak mekânsal bir derinlik yarattığı enstalasyon, el işçiliğini sadece bir teknik değil, ışığı şekillendiren sanatsal bir form olarak ele alıyor. Malzemenin sınırlarını zorlayan bu “dokuma ve ışık” oyunları, Bottega Veneta’nın zamansız tasarım vizyonunu Milano’nun en prestijli caddelerinden birine taşıyor. Milano Design Week 2026 boyunca Via Sant’Andrea üzerinden rotasını geçirenler, bu sınırlı sayıdaki koleksiyonu markanın evreninde bizzat deneyimleme şansı bulacak.
Jil Sander x Apartamento: Fikirlerin ve İlhamın Referans Kütüphanesi

Milano merkezli mimari firması tarafından tasarlanan “Reference Library”, moda dünyasının rafine markalarından Jil Sander ve kült tasarım yayını Apartamento’yu entelektüel bir seçkide buluşturuyor. 20-24 Nisan tarihleri arasında Via Luca Beltrami 5 adresinde kapılarını açacak olan bu sergi, dünyanın dört bir yanından seçilmiş 60 kitaba ev sahipliği yapıyor. Bu özel kütüphanedeki her eser; yazarlar, tasarımcılar, sanatçılar ve düşünürlerden oluşan ilham verici isimlerin kişisel radarlarından çıkıp bir araya geliyor.
Küratörlüğünü yapan isimlerin üzerinde takıntı yaratan, onlara eşlik eden veya kariyerlerine yön veren bu kitaplar, bir araya geldiklerinde tekil bir başlıktan çok daha fazlasını; merakın ve görünmez düşünce bağlarının kolektif bir portresini sunuyor. Bir fikrin dünyayı nasıl değiştirebileceğine ve bir okuyucunun o fikirle kurduğu bağa odaklanan enstalasyon, Jil Sander’ın minimalist estetiğini bilginin derinliğiyle harmanlıyor. Bu zihin açıcı deneyime katılmak için önceden kayıt yaptırmanız gerektiğini hatırlatalım; zira bu kütüphane, tasarım haftasının yoğun temposunda derin bir nefes almak ve ilhamın kaynağına inmek isteyenler için saklı bir hazine niteliğinde.
Loro Piana: Yaşam Alanlarının Vazgeçilmezi “Plaid” Üzerine Bir İnceleme

Loro Piana, Milano Design Week 2026 kapsamında, iç mekân tasarımına odaklanan ve her bölümünde spesifik bir objeyi mercek altına alan yeni serisi Studies’i tanıtıyor. Serinin ilk durağı olan “Chapter I: On the Plaid”, markanın Via della Moscova 33 adresindeki büyüleyici merkezi Cortile della Seta’da ziyaretçilerini ağırlıyor. 20-26 Nisan tarihleri arasında görülebilecek olan bu enstalasyon, muhteşem işlemelr ve desenlerle bezenmiş örtü, battaniye ve eşarplara odaklanıyor.
Loro Piana’nın eşsiz malzeme kalitesi ve zanaat mirasıyla şekillenen bu “vaka incelemesi”, bir objenin fonksiyonunu ve kullanım alanlarını derinlemesine sorguluyor. İç mekânın ruhunu değiştiren tekstil dokularının birer tasarım objesi olarak nasıl konumlandığını keşfedeceğiniz bu sergi, markanın sessiz lüks anlayışını somut bir ev evrenine dönüştürüyor. Cortile della Seta’nın geniş ve aydınlık avlusunda hayat bulan bu yerleştirme, haftanın en zarif ve dokunma duyusunu harekete geçiren duraklarından biri.
Milano Design Week 2026’da Mutlaka Gezmeniz Gereken Müze ve Galeriler
Fondazione Prada: Cao Fei’den Teknolojik Bir Tarım Devrimi “Dash”

Fondazione Prada, Çinli sanatçı Cao Fei’nin imzasını taşıyan ve geniş bir zaman dilimine yayılan yeni multimedya projesi Dash’i ağırlıyor. 9 Nisan’da kapılarını açan ve 28 Eylül’e kadar devam edecek olan bu kapsamlı sergi, fotoğraftan video enstalasyonlarına, sanal gerçeklikten arşiv materyallerine kadar pek çok farklı disiplini bir araya getiriyor. Sanatçının son üç yıldır Çin’in güney ve kuzeybatısındaki tarım arazilerinin yanı sıra Güneydoğu Asya’daki saha araştırmalarına dayanan proje, küresel bir tarımsal teknoloji devriminin portresini çiziyor.
“Dash”, akıllı tarımın yükselişini gözlemlerken, bu teknolojik dönüşümün beraberinde getirdiği çelişkileri ve toplumsal etkileri sanatın diliyle sorguluyor. Fondazione Prada’nın endüstriyel atmosferinde hayat bulan bu araştırma odaklı sergi, Milano Design Week’in ötesine geçen takvimiyle, teknolojinin doğa ve insan üzerindeki dönüştürücü gücünü anlamak isteyenler için derinlikli bir durak sunuyor.
ADI Design Museum: İtalyan Tasarımının Kalbi ve Compassod’Oro Ruhu

Milano Design Week 2026 boyunca şehrin en dinamik duraklarından biri olan ADI Design Museum, 20-26 Nisan tarihleri arasında sergiler, enstalasyonlar ve panellerle dolu yoğun bir programa ev sahipliği yapıyor. Bu yılın en heyecan verici başlığı, 70 yılı aşkın süredir İtalyan tasarım dünyasına yön veren ve prestijiyle bilinen Compassod’Oro ödüllerinin 29. edisyonu. İtalyan mükemmeliyetini onurlandıran bu ödülün yanı sıra müze, disiplinlerarası bir yaratıcılık şöleni sunuyor.
Programda öne çıkanlar arasında Japon tasarımcı Haruka Misawa’nın yalın ve derinlikli dünyasına odaklanan solo sergisi ile usta mimar Mario Botta’nın Le Corbusier’nin çalışmalarından ilham alarak kurguladığı özel enstalasyon yer alıyor. Dünyanın dört bir yanından gelen yükselen tasarımcıların yenilikçi projeleriyle zenginleşen müze, tasarımın geçmişiyle geleceği arasında bir köprü kuruyor. İtalyan tasarım mirasının en prestijli ödüllerini ve çağdaş vizyonları aynı çatı altında görmek isteyenler için ADI Design Museum, haftanın olmazsa olmaz duraklarından.
Galleria Rossana Orlandi: Tasarımın Eşiğinde “RoCollectible 2026”

Milano Design Week 2026’nın tartışmasız en ikonik ve ilham verici duraklarından biri olan Galleria Rossana Orlandi, bu yıl “RoCollectible 2026” ile tasarım dünyasını selamlıyor. Rossana Orlandi ve Nicoletta Brugnoni küratörlüğünde hazırlanan sergi, bu edisyonda sembolik ve biçimsel bir arketip olarak “kapı” kavramını merkeze alıyor. 20-26 Nisan tarihleri arasında Via Matteo Bandello 16 adresinde ziyaret edilebilecek olan bu seçki, uluslararası yaratıcılığın çok sesli bir haritası niteliğinde.
Hem yükselen yeteneklerin hem de rüştünü ispatlamış 70’ten fazla tasarımcının eserlerini bir araya getiren sergi, malzeme araştırmalarından deneysel formlara uzanan büyüleyici bir yolculuk sunuyor. Her bir parçanın bir geçişi veya yeni bir başlangıcı simgeleyen “kapı” teması etrafında şekillendiği Galleria Rossana Orlandi tasarım meraklılarını keşif dolu avlusunda ağırlıyor.
İtalya’da Yaşayan Gazeteci Murat Pazarbaşı’nın Milano Design Week 2026 Yorumları

Gazeteci

Milano Design Week 2026’da en çok ilginizi çeken sanatçılar hangileriydi?
Bu yıl pek çok genç ve yeni tasarımcı sahneye çıktı. Ancak benim açımdan ziyaret ettiğim enstalasyonlar içinde özellikle Andrea Olivari dikkatimi çeken isim oldu. Olivari’nin, “Blooming Imperfection – Relationships in Progress” projesiyle dijital dünyadaki başarısını fiziksel dünyaya kusursuz bir şekilde taşıması çok başarılıydı. Fiziksel ve dijitalin birleşmesinin yanı sıra kurguladığı insan ilişkileri, kırılganlıklar ve kusurluluğun güzelliğini anlattığı hikâyesi çok hoşuma gitti. Ayrıca interaktif olarak onun sesinden baktığınız eseri incelemek etkiyi daha da arttırdı.

Sizce Milano Design Week 2026’nın en unutulmaz enstalasyon çalışmaları hangileriydi?
İlki, Gucci’nin eski kreatif direktörü Sabato De Sarno’nun hazırladığı Insieme, diğeri ise Özbekistan Kültür ve Geliştirme Vakfı tarafından hazırlanan When Apricots Blossom oldu. Taylandlı mimar Kulapat Yantrassat küratörlüğündeki çalışma ile Özbekistan adeta kültürel çekim merkezi olarak “Ben de bu işte varım!” dedi. Farklı ülkelerin bu tarz etkinliklerde nasıl yer alması gerektiğine ilişkin çok güzel bir örnek de sundu. De Sarno ise Piscina Cozzi’de tasarımdan çok arkasındaki hikâyeyi anlatması, eskiden gelen zanaatkârlık geleneğine vurgu yapması ve ustaların aslında ortaya çıkan işten daha önemli olduğunu vurgulaması beni çok etkiledi. Fotoğraf: When Apricots Blossom

Milanolular Milano Design Week hakkında ne düşünüyor? Bu yıl lokaller en çok ne hakkında konuşuyor?
Milanolular için Design Week her zaman iki farklı duyguyu barındırıyor. Bir yandan kalabalıktan şikayet ederken bir yandan da şehrin bu haftaya özel kazandığı enerjiden dolayı memnun oluyorlar. Bölge olarak yine Brera öne çıkıyor. Skoda’nın Palazzo Senato’da yer alan dev renkli şişme figürlerden oluşturduğu enstalasyon bu yıl ilgi gören çalışmalar arasındaydı. Ayrıca her yıl kapısında kuyruklar olan, Louis Vuitton, Dior, Prada, Hermès ve Loro Piana gibi markaların enstalasyonları da geleceği bozmadı. İlave olarak Arket’in Laila Gohar ile hazırladığı enstelasyon Milanolular ve dışarıdan gelen ziyaretçilerin beğenisini kazandı.
Kapak görseli: Fuorisalone 2026, Milano Design Week 2026


