İç mimar ve tasarımcı Hakan Helvacıoğlu ile estetik ve konfor arasındaki dengeyi, bir evi gerçekten “ev” yapan kişisel ayrıntıları, zamansız tasarımın temel prensiplerini ve yapay zekâ çağında insan dokunuşunun değişmeyen değerini konuştuk.
Bir mekânın güzel görünmesi, iyi tasarlandığı anlamına gelmiyor. Kullanıcının alışkanlıklarını yok sayan, doğru aydınlatmadan ve konfordan uzak, yalnızca fotoğrafta etkileyici olmayı amaçlayan bir iç mekân; ne kadar gösterişli olursa olsun yaşama karışamıyor. Hakan Helvacıoğlu’nun “samimi, özgür ve çok yönlü” olarak tanımladığı tasarım yaklaşımı ise estetikle konforu birbirine rakip görmeden, mimariyi ve içinde yaşayacak insanı merkeze alıyor.
Helvacıoğlu ile pahalı görünen bir mekânla nitelikli bir mekân arasındaki farkı, trendlerin ötesinde yaşam alanları yaratmanın yollarını, kişisel alışkanlıkların tasarımdaki belirleyici rolünü ve sınırlı bütçeyle yapılabilecek güçlü değişimleri konuştuk. Yapay zekânın tasarım dünyasındaki yerinden son dönemde ilham aldığı yapılara uzanan sohbetimiz, güzel ya da ilginç bir mekâna asıl ruhunu hâlâ insanın verdiğini hatırlatıyor.
Görünenden Fazlası: Hakan Helvacıoğlu’nun Tasarım Anlayışı

Tasarım anlayışınızı üç kelimeyle anlatır mısınız?
Samimi, özgür, çok yönlü.
Bir mekâna girdiğinizde ilk neye bakarsınız?
Aydınlatmanın doğruluğuna ve mekânın ilk karşılaşmada verdiği hisse bakarım.
Bir projeye başladığınızda vazgeçmediğiniz tek prensip nedir?
Dürüst olmak ve mimariyi, kullanıcıyı, beklentileri sadece kendi gördüğüm fotoğraf için bertaraf etmemek.

Bir projede estetik ile konfor çatıştığında hangisini seçersiniz?
Her zaman bir çözüm vardır. İkisinden de vazgeçemeyiz.
Bir mekânın pahalı görünmesiyle nitelikli görünmesi arasındaki fark sizce nedir?
Tasarımdaki amaca uygunluğun zarif ve yaşayan malzemeler ile oluşturulması. “Today Made” görünümlü malzemeler her zaman göze batar ama ucuz görünür.
Trendlerin Ötesinde: Zamansız Bir Mekân Nasıl Kurulur?

Bugün çok sık gördüğümüz ama birkaç yıl içinde eskiyeceğini düşündüğünüz bir tasarım trendi var mı?
Şu an mekâna ve tasarımın bütününe hizmet edecek her dönemsel mobilya, aydınlatma ve tekstil ürünlerini bir arada kullanma özgürlüğüne sahibiz. Kimi zaman çok dekor tuzağına düşse de, yine de her mekân, tasarımcısının kendi yorumuna destek verebiliyor. Bu özgürlüğün yok olup sadece trend uğruna monoton bir yalnızlığa, tek düzeliğe döneceğini düşünmüyorum. Bu zenginlikten her biçimde faydalanmak mümkün. Onunla ne yapacağı, tasarımcının elinde.
Buna karşılık, sizce modası hiç geçmeyecek tasarım prensipleri neler?
Ergonomi, konfor, doğru aydınlatma ve kullanıcının memnuniyeti.
Güzel veya ilginç bir mekân hep olacaktır ama ruhunu ancak bir insan, bir kalp verebilir.
Hakan Helvacıoğlu
Yapay zekâ çağında mimarın ve tasarımcının değerini sizce ne belirleyecek?
Özgünlük, ilk fikrin ve hayalin beklentiye ve mimariye uygun olarak şekillenmesi için doğru verilerin yazılması ve son olarak da ruhun üflenmesi. Güzel veya ilginç bir mekân hep olacaktır ama ruhunu ancak bir insan, bir kalp verebilir. Yaşayan mekân, iyi kopyalanan mekân değildir. Sahici, samimi dediğimizde içimizde hissettiğimiz histir.
Bir Evi Gerçekten “Ev” Yapan Detaylar

Bir mimar ya da iç mimarla çalışacak biri ilk görüşmede mutlaka neyi konuşmalı?
Beklentilerin uyuşması için karşılıklı doğru anlaşılma çok önemli. Konu ev olduğunda, kişisel alışkanlık ve tercihler tüm normlardan daha önemlidir. Yok sayılması, atlanması kronik problem oluşturabilir.
Konu ev olduğunda, kişisel alışkanlık ve tercihler tüm normlardan daha önemlidir.
Hakan Helvacıoğlu
İnsanların evlerini dekore ederken en sık yaptığı hata nedir?
Evin güneş ışığı alma imkanına, güneş ışığının geldiği yöne bakmamaları. Renk seçerken hâlâ az ışık alan mekânlara beyaz renk yapmanın doğru olduğunu düşünmeleri.
Kısıtlı bir bütçeyle bir evde en büyük farkı nerede yaratırdınız?
Giriş ve salonlarında. Doğru renk seçimi, yeni bir alternatif yerleşim şekli, halihazırdaki eşyaları yorumlayarak yeniden kullanmak, varsa sanat eserlerini çekim merkezi olarak kullanmak.
Hakan Helvacıoğlu’na İlham Veren Mekânlar ve Tasarımcılar

Son dönemde sizi en çok etkileyen bir mimar, tasarımcı, yapı ya da proje var mı?
Son dönemde Londra’daki V&A East Storehouse, özellikle koleksiyonun yerleşim ve sergilenme yaklaşımıyla beni çok etkiledi. Hermès’in yine Londra’daki yeni Maison Bond Street yapısı ve Fransa’nın Louviers şehrindeki Lina Ghotmeh imzalı Ateliers Hermès/Manufacture de Louviers da son dönemde dikkatle takip ettiğim projeler arasında yer alıyor.
Bir müşterinin size söyleyebileceği en tehlikeli cümle nedir?
“Siz bilirsiniz. Size bırakıyorum.”
Kendi evinizde neyi değiştirmek isterdiniz? Neden?
İlk günden bugüne biriken tüm fazlalıkları temizlemek, tekrar ilk haline döndürmek, sıfırlamak istiyorum; yeni bir solukla.

En sıkı takip ettiğiniz üç dekorasyon/mimari odaklı Instagram hesabı hangisi?
Yaşayan ya da yaşamış herhangi bir mimarla bir akşam yemeği yiyebilseydiniz kimi seçerdiniz?
Oscar Niemeyer veya Andrée Putman ve Jean-Louis Deniot.
Hakan Helvacıoğlu ile Tasarım Tercihleri: Hızlı Cevaplar
Ahşap mı, taş mı?
İkisi birden.
Minimalizm mi, maksimalizm mi?
Hiçbiri; özgünlük.
Vintage mı, çağdaş mı?
Çağdaşın da vintage olanı var. İyi kondisyonda olanı tercihimdir.
Açık mutfak mı, kapalı mutfak mı?
Açık mutfak.
Beyaz duvar mı, renkli duvar mı?
Renkli duvar.
Sanat eseri mi, tasarım objesi mi?
Collectible yani sanatsal tasarım objesi/mobilyası.
Hakan Helvacıoğlu, “İçinden Boğaz Geçen Ev”in tasarım hikâyesini ve zamansız mekân yaratmanın sırlarını anlattı: Bebek Sırtlarında 800 Metrekarelik Zamansız Tasarım
Tüm mekân fotoğrafları: Kadir Aşnaz
Hakan Helvacıoğlu Portresi: Cengiz Dikbaş


