CDS nedir, neden bu kadar konuşuluyor ve bir ülkenin ekonomik güvenilirliğini ölçmede neden kritik bir gösterge? Ekonomist Özlem Bayraktar Gökşen OGGUSTO için yazdı.

En baştan başlayalım…. CDS nedir ?
Küresel finans dünyasında bir ülkenin ya da şirketin kredi riskini ölçmek için sık başvurulan göstergelerden birisi, CDS (Credit Default Swap) primleridir. Özünde bir tür sigorta maliyeti olan CDS, borçlunun yükümlülüklerini yerine getirememe riskine karşı yatırımcıların ne kadar “prim” ödemeye razı olduğunu gösterir. Bu nedenle, bir ülkenin borçlarını geri ödeyememe olasılığına dair piyasa algısının güncel ve dinamik yansımalarından biri olduğunu söyleyebiliriz. CDS’i en basit haliyle, tahvile karşı yapılan bir “sigorta poliçesi” olarak düşünebiliriz. Örneğin bir yatırımcı, bir ülkenin 5 yıl vadeli eurobondunu satın aldığında, o ülkenin temerrüde düşmesi (yani borcunu ödeyememesi) riskini üstlenmiş olur. Bu riski minimize etmek isteyen yatırımcı, bir başka tarafa belirli bir prim ödeyerek CDS satın alabilir. Eğer ülke borcunu ödeyemezse, CDS satıcısı bu zararı telafi eder. Bu nedenle CDS primi, yatırımcıların o ülkenin borcunu sigortalamak için ödemeye razı oldukları fiyat anlamına gelir. Dolayısıyla CDS’in yükselmesi, ülke riskinin arttığını; düşüşü de yatırımcı güveninin güçlendiğini işaret eden bir gösterge olarak yorumlanır. Genellikle 5 yıllık vadeli CDS sözleşmeleri referans alınır ve primler baz puan (basis point) cinsinden ifade edilir. Örneğin 400 baz puanlık bir CDS, her 10 milyon dolarlık tahvil için yıllık 400 bin dolarlık sigorta primi anlamına gelir.
Bir sigorta poliçesi ama diğer taraftan da bir gösterge… Neden?
CDS’ler, piyasadaki risk algısının “anlık nabzını” tutar. Ekonomik veriler, kredi notları veya merkez bankası kararları belirli dönemlerde güncellenirken, CDS fiyatları her an değişebilir. Bu yönüyle, yatırımcıların risk iştahını ve ülkeye dair beklentilerini anında yansıtır. Ayrıca uluslararası yatırımcılar için CDS, sadece bir ülkeye yatırım kararında değil, mevcut pozisyonlarını yönetmede de önemli bir araçtır. Örneğin bir fon yöneticisi, Türkiye tahvillerinde pozisyonu varsa ve kısa vadede risk artışı bekliyorsa, CDS alarak portföyünü koruma altına alabilir. CDS’ler aynı zamanda ülke kredi notlarıyla da güçlü bir ilişki içindedir. Derecelendirme kuruluşları riskin temelini analiz ederken, CDS piyasası bu riskin “fiyatını” yansıtır. Dolayısıyla bir ülkenin CDS’i sürekli yüksek seyrediyorsa, bu durum kredi notu üzerinde de baskı yaratabilir.
Bu noktada kredi notu ve CDS ilişkisini de iredelemekte fayda var…

CDS primi ile kredi notu arasında güçlü bir ilişki vardır, çünkü her ikisi de bir ülkenin veya şirketin borcunu geri ödeyebilme kapasitesini ve risk seviyesini ölçer. Ancak bu iki gösterge farklı kaynaklardan, farklı hızlarda oluşur. Kredi notu derecelendirme kuruluşlarının analitik değerlendirmelerine dayanırken; CDS, piyasa katılımcılarının anlık risk algısına dayanır. Bu nedenle CDS genellikle kredi notundaki olası değişikliklerin öncü göstergesi olarak kabul edilir. Bir ülkenin ekonomik temelleri zayıfladığında veya politik riskler arttığında, yatırımcılar bu riski hemen fiyatladığı için CDS primi hızla yükselir. Kredi derecelendirme kuruluşları (örneğin Moody’s, S&P, Fitch) ise durumu analiz eder, veri toplar ve belirli aralıklarla kredi notunu gözden geçirir; dolayısıyla tepki daha geç gelir. Bu yüzden CDS piyasaları, kredi notu düşüşlerinden haftalar ya da aylar önce o sinyali verebilir. Nitekim Türkiye örneğinde de geçmişte CDS’lerde yaşanan keskin yükselişler, kısa süre sonra gelen not indirimlerinin habercisi olmuştur. Diğer taraftan, kredi notu bir ülkenin uzun vadeli ödeme kapasitesine dair resmi bir değerlendirme sunduğu için, yatırımcıların CDS fiyatlamasında da referans noktası olur.
Türkiye CDS’lerinin Seyri: Dalgalı Bir Hikâye
Türkiye’nin CDS primleri, son yıllarda hem küresel gelişmelerin hem de iç dinamiklerin etkisiyle oldukça dalgalı bir seyir izledi. 2018’de yaşanan kur şoku sırasında Türkiye’nin 5 yıllık CDS’i 500 baz puanın üzerine tırmanmıştı. 2020 pandemi döneminde 600 baz puan seviyeleri test edildi. 2021–2022 döneminde küresel faiz artış döngüsü, yüksek enflasyon ve rezerv dinamikleri gibi unsurların etkisiyle CDS tekrar 800 baz puanın üzerine çıktı. Ancak 2023 ortasından itibaren, yeni ekonomi yönetiminin uyguladığı ortodoks politikalara dönüş süreciyle birlikte CDS’lerde belirgin bir düşüş başladı. Politika faizinin yükselmesi, rezervlerin güçlenmesi, dış finansman kaynaklarına erişimin kolaylaşması ve yabancı yatırımcı ilgisinin artmasıyla Türkiye’nin risk primi 2024 itibarıyla 300 baz puanın altına kadar geriledi. Bu seviyeler, son beş yılın en düşük düzeylerini ifade ederken, piyasalarda “güven artışının” somut bir göstergesi olarak yorumlandı. CDS’in 700–800 baz puanlardan 300 baz puan seviyelerine inmesi, Türkiye’nin borçlanma maliyetlerini de önemli ölçüde aşağı çekti. Güncel CDS seviyeleri, Türkiye ekonomisinde istikrar beklentisinin güçlendiğini ve uluslararası piyasalarda risk algısının önemli ölçüde iyileştiğini gösteriyor. 300 baz puanın altı, hâlâ gelişmiş ülke ortalamalarının üzerinde olsa da benzer gelişmekte olan ekonomilerle kıyaslandığında olumlu bir tablo çiziyor. Yatırımcıların bu düşüşü fiyatlamasında, sadece para politikası sıkılaşması değil; aynı zamanda dış finansman açığının kontrol altına alınması, cari dengedeki iyileşme sinyalleri ve politika tutarlılığına duyulan güvenin de etkili olduğu söylenebilir.
Gelişmekte olan ülkeler arasında Türkiye CDS seviyeleri nerede duruyor?
CDS primleri ülkeden ülkeye kendi dinamikleri ve özellikle global konjonktür çerçevesinde de farklılık gösterir. Zira her ülkenin ekonomik yapısı, borçlanma düzeyi ve siyasi istikrar algısı farklıdır. Küresel piyasa algısının da farklılaştığı dönemlerde ülkeye özgü dinamikler de CDS üzerinde farklılıklara yol açabilir. En son verilere baktığımızda, örneğin Polonya ve Çekya gibi AB üyesi gelişen ekonomilerde CDS primleri 62 baz puan civarında seyrederken, Brezilya ve Güney Afrika gibi ülkelerde 140–170 baz puan bandında görülüyor. Türkiye’nin CDS’inin 250-270 baz puan civarında olması, bu ülkelerin üzerinde ama daha yüksek risk grubundaki Arjantin veya Mısır gibi ekonomilerin oldukça altında bir konumda olduğunu gösteriyor. Arjantin’in CDS’i halen 1400 baz puanın üzerinde. Gelişmekte olan ülkelerin bir çoğunun 5 yıllık CDS ortalamalarının alındığı verilere bakıldığında 150-160 baz puan civarında olduğu görülüyor.

Bu tablo, Türkiye’nin halen “yüksek ama yönetilebilir risk” kategorisinde yer aldığını ortaya koyuyor. CDS’in 200 baz puan altına kalıcı olarak inmesi, genellikle yatırım yapılabilir seviyelere yaklaşan bir ülke algısına işaret eder; dolayısıyla bu, uzun vadede izlenen bir eşik niteliği taşır. Mevcut noktada ise Türkiye’nin kredi notunun yatırım yapılabilir seviyenin üç kademe altında değerlendirildiğini belirtmek gerekir.
CDS seviyesinin verdiği sinyaller piyasalarda nasıl algılanır, ekonomiye etkisi ne olur?
CDS seviyeleri sadece bir gösterge değil, finansal koşulları doğrudan etkileyen bir faktördür. Örneğin bir ülkenin CDS’i yükseldiğinde, uluslararası borçlanma faizleri de artar; çünkü yatırımcılar artan riski daha yüksek getiriyle telafi etmek ister. Aynı şekilde, bankalar ve şirketler yurtdışından fon sağlarken CDS’in yönüne göre farklı maliyetlerle karşılaşırlar. Borçlanma maliyetlerindeki artış / azalış ülkelerin yatırım iştahını ve dolayısıyla ekonomik büyüme dinamiklerini de önemli oranda etkileme gücüne sahip olabilir. Bu nedenle, CDS’teki düşüşler ülke ekonomisi açısından önemli bir rahatlama yaratabilir.
- Eurobond ihraçlarında faizler gerileyebilir,
- Yabancı sermaye girişleri artabilir,
- Yerli para birimi üzerindeki baskı azalabilir,
- Kredi notu görünümü iyileşebilir.
Kısacası, CDS seviyesinin düşmesi piyasalar açısından pozitif bir sinyal olarak algılanabilir. Bu, ülkenin borçlarını ödeme gücüne dair güvenin arttığı, makroekonomik görünümün ve politika inandırıcılığının güçlendiği anlamına gelir. CDS’in düşmesi, yatırımcıların risk iştahını artırabilir ve dolayısıyla ülkeye yönelik sermaye girişlerini destekler. Bu durum tahvil faizlerini düşürür, döviz kurunu istikrara kavuşturur ve genellikle borsada alım iştahını güçlendirir. Ayrıca CDS’in düşük seyretmesi, kredi derecelendirme kuruluşlarının değerlendirmelerinde olumlu bir referans oluşturabilir; çünkü düşük risk primi, ülkenin borçlanma kapasitesinin sürdürülebilir olduğunu ima eder. Sonuçta CDS, piyasaların bir ülkeye ilişkin “risk algısını” anlık olarak yansıtan, hem yatırımcı davranışlarını hem de ekonomi politikalarının etkinliğini doğrudan etkileyen bir göstergedir. Bu yüzden CDS’teki hareketler sadece teknik bir oran değil, ekonominin genel güven ortamını, yatırımcı psikolojisini ve geleceğe dair beklentileri aynı anda yansıtan kritik bir sinyal olarak yorumlanır.
UYARI NOTU:
Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, yetkili kuruluşlar tarafından kişilerin risk ve getiri tercihleri dikkate alınarak kişiye özel sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler ise genel niteliktedir. Bu tavsiyeler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.
Yatırım yapmadan önce kendi risk ve getiri tercihlerinizi öğrenmeli ve her halükarda söz konusu faaliyetler için yetkili bir kuruluşu ile çalışmanızı ve diğer kaynaklardan faydalanmanızı öneririz. Zira sadece buradaki bilgilerle yatırım yolculuğunuza başlamanız beklediğiniz sonuçları doğurmayabilir. Beklentileriniz kapsamında bir getiri elde edemeyebileceğiniz gibi, risk algınızın üzerinde bir kayıp yaşayabilirsiniz. Buradaki yazılarda yer alan bilgiler, ulaşılabilen ilk kaynaklardan iyi niyetle ve doğruluğu, geçerliliği, etkinliği velhasıl her ne şekil, suret ve nam altında olursa olsun herhangi bir karara dayanak oluşturması hususunda herhangi bir teminat, garanti oluşturmadan, yalnızca bilgi edinilmesi amacıyla derlenmiştir. İşbu yazılardaki yorumlardan; eksik bilgi ve/veya güncellenme gibi konularda ortaya çıkabilecek zararlardan ve burada yer alan bilgiler dayanarak alınacak yatırım ya da benzeri kararların sonuçlarından Odea Bank A.Ş. ve çalışanları sorumlu değildir.


