• Arama

Londra’nın En İyileri YSL Beauty Makyaj Artisti Fred Letailleur'den

Cara Delevingne’den Cate Blanchett’e kadar birçok ünlü ismin vazgeçilmez ismi ve YSL Beauty’nin makyaj artisti Fred Letailleur, Londra’nın en sevdiği yerlerini OGGUSTO okuyucuları ile özel olarak paylaştı.

 

  • 1/10
    Konaklayın

    “Özellikle geceleri muazzam manzarası, modern iç mimarisi ve konumu ile Londra’da konaklamayı en sevdiğim yer Shard’daki Shangri La Hotel.”

    Renzo Piano’nun ikonik binasının 34. ve 52. katları arasında yer alan Shangri La Hotel, zincirin Birleşik Krallık’taki ilk halkası olma özelliği taşıyor. 35. kata vardığınızda tazeleyici bir Çin çayı eşliğinde karşılanıyor, daha sonra tavandan duvara camlı odanıza alınıyorsunuz. Thames Nehri’nden akan şehir hayatını izleyebileceğiniz otel dünyanın global finans merkezlerine olan kolay ulaşımı sayesinde özellikle iş seyahati için Londra’ya gelenlerin gözde merkezi. Yoğun bir günün ardından 52. kattaki barda, muazzam gece manzarasına karşı kokteylinizi yudumlayabilir, sabahsa kapalı havuza girerek güne başlayabilirsiniz.

  • 2/10
    Deneyimleyin

    “Londra’daki Camden Market’i özellikle Cumartesi ve Pazar günleri ziyaret ederseniz en iyi deneyimi yaşarsınız. Yerel ve egzotik birçok şeyden ilham almak için mükemmel bir yer. Kendinizi küçük butiklerde kaybedebilir, her ziyaretinizde organik ürünlerden vintage mağazalara birçok yeni yer keşfedebilirsiniz.”

    1974’te sadece 16 tezgahla açılan Camden Market, yaratıcı satıcılardan sokak yemekçilerine bağımsız ve bütünleşik pek çok topluluğun buluştuğu bir merkez. Haftanın her günü açık. Tarihi Londra’nın merkezinde konumlanan yerde alışveriş yapmak, yemek-içmek ve dans etmek için 1000’i aşkın nokta var.

  • 3/10
    Kendinizi Şımartın

    “Oxford Street’in hemen bitimindeki Bond Street en iyi mücevher butiklerinden yüksek moda markalarının mağazalarına ve sanat galerine ev sahipliği yapıyor; yorulana ve cüzdanınız hafifleyene kadar alışveriş yapın.”

    Elegan mağazaları, seçkin markaları, lüks parçaları, mücevherleri, antikacıları ile nam salan Bond Street’in hikayesi 1700’lere kadar uzanıyor. O dönemden beri toplumun en varlıklı, stil sahibi ve etkileyici isimleri için oyun bahçesi olan sokak halen ünlülerin ve sosyetenin ilgi odağı. Sokak Asprey, Bulgari, Burberry, Chanel, Cartier, Dolce Gabbana, Hermès, Jimmy Choo, Louis Vuitton, Mulberry, Ralph Lauren ve Tiffany Co. gibi butiklerin yanı sıra Claridge’s ve Ritz gibi oteller ile dünyanın en ünlü müzayede evi Sotheby’s’e de ev sahipliği yapıyor.

  • 4/10
    Şaşırın

    “Londra’nın merkezindeki Hyde Park’a gitmeyi çok seviyorum. Londra vahşi yaşamla çok iç içe bir şehir; parkta otururken tilkilere, sincaplara ve hatta halka kuyruklu yeşil muhabbet kuşlarına rastlayabilirsiniz. Ağaçtan aşağı yanınıza inip elinizdeki yemeğe ortak olmaları ise tam bir şenlik.”

    Londra’nın kalbinde yer alan Hyde Park, dünya çapında konserlere ev sahipliği yapması bir yana Londralıların günlük yaşamında rahatlamak ve keyifli vakit geçirmek için en sık uğradıkları yerlerden. Bitkiler ve hayvanlar için de eşsiz bir habitat sunan parkta yeni türlerin yaşamasına teşvik için de çalışmalar yürütülüyor. 

  • 5/10
    Tadın

    “Güne mutlaka gerçek bir İngiliz kahvaltısı ile başlayın. Bunun için gidebileceğiniz en fantastik yerse Mayfair, Londra’daki Wolseley’dir.”

    Londra’nın ikonik Piccadilly’sinde Avrupa geleneğini sürdüren Wolseley, günlük menü sunan harikulade bir restoran. Hafta içleri 7’de, hafta sonları 8’de başlayan kahvaltı servisi damaklarınıza unutulmayacak anlar yaşatacak türden. Zira menüde ev yapımı Viennoiserie, yumurta çeşitleri, Kedgeree, İngiliz kahvaltısı, meyveler, yoğurtlar, gevrekler ve niceleri yer alıyor.

  • 6/10
    İçin

    “Londra’nın her köşesinde Londralıların haftanın her günü uğramaktan keyif aldığı bir pub veya bar mutlaka vardır. Ancak gerçek bir Fransız erkeğinin gittiği yer, Soho’daki French House’dir. Buraya gelen insanlar mekandan ayrıldıktan sonra bir süre de sokakta sosyalleşmekten hoşlanır.”

    Aktörlerin, yazarların, sanatçıların, kraliyet mensuplarının, bohemlerin ve film dünyasının en ikonik buluşma noktalarından biri, French House. Londra’da kadeh kaldırabileceğiniz en keyifli yerlerden olan mekanı bu denli özel kılan içeride müziğin, makinelerin, televizyonun hatta cep telefonlarının olmaması. Bu sayede mekanın kendisine, sohbete ve birlikteliğe verilen değer de artıyor.

  • 7/10
    Gezin

    “Londra’daki iki favori müzem; harikulade mimarisi ve tarih öncesi çağlara ait koleksiyonu ile National History Museum ve sanat koleksiyonları ile Museum of London.”

    Sergilediği 80 milyon türle dünyanın en zengin ve önemli doğal tarih koleksiyonuna sahip olan National History Museum, gezegenin jeolojisi ve dünya üzerindeki yaşam hakkındaki geçmişe, şimdiki zamana ve geleceğe dair sorulara ışık tutuyor. 

    Bir hayır enstitüsü olarak kurulan ödüllü Museum of London, özellikle kalıcı sergileri ile İngiliz sanat tarihinin ve dolayısıyla İngiltere’nin geçirdiği evrime tanıklık etmek açısından muazzam bir müze.

  • 8/10
    Görün

    “İlkbahar ve yaz aylarında doğada kaybolmayı seviyorum. Ağaçlardan ve bitkilerden oluşan en eski ve geniş koleksiyonu ile Kew Gardens, rahatlamak için gidebileceğiniz en güzel yerlerden.”

    Kraliyet Botanik Bahçesi Kew Gardens, bitki ve mantar bilimi alanında eşsiz koleksiyonu, veritabanı, bilimsel deneyimi ve global işbirlikleri ile evrensel bir kaynak sağlamanın yanı sıra ziyaretçileri için de muazzam bir gezi ve keşif merkezi olarak hizmet veriyor. İçindeki 1.500’den fazla tür görebileceğiniz olağanüstü Viktoryen camekan ise dünyanın en büyük limonluğu olma özelliği taşıyor. 

  • 9/10
    Alışveriş Yapın

    “Covent Garden’daki Choccywoccydoodah adlı dükkanı ziyaret etmeyi seviyorum. Yaratıcılığı ve çikolatayı en alışılmadık şekilde bir araya getirmeyi başarıyor. Bundan daha iyi ne olabilir ki…”

    Bohem şehir Brighton’da doğan Choccywoccydoodah, çikolatacılığa sanat ve tasarım gözüyle bakıyor. Çikolatanın heykelimsi formlarında ve düğün pastalarında uzmanlaşan mekan, çikolatalı hediyeler, çikolatadan hayvanlar ve çikolata ile yapılabilecek gerçekten kışkırtıcı şeyler konusunda ziyaretçilerini bir hayli tatmin ediyor.

  • 10/10
    Tadını Çıkarın

    “Bu dünyanın dışından bir yemek deneyimi mi arıyorsunuz? Knightsbridge’deki Dinner by Heston Blumenthal’i deneyin. Şefleri tipik İngiliz yemeklerine modernist mutfak dokunuşları ile yepyeni ve yaratıcı tabaklara dönüştürüyor.”

    Mandarin Hotel Hyde Park’ın içinde hizmet veren Dinner by Heston Blumenthal, İngilizlerin ‘günün ana öğünü’ kavramına odaklanıyor. 90’ların sonunda Heston Blumenthal’ın tarihi gastronomiden büyülenmesi ile başlayan yolculuk, şef Ashley Palmer-Watts’ın da katılımıyla modern bir tarihi İngiliz yemekleri deneyimi sunan mekana dönüşüyor. Yemek odasındaki tavandan yere kadar uzanan cam bölmeden mutfaktaki hareketleri izlemek de porselen tabaklarda yediğiniz yemeğe eşsiz bir anlam kazandırıyor.