Seyahat Duygusu Uyandıran 10 İkonik Film

Vertigo’nun San Francisco’sundan Notting Hill’in Londra’sına kadar izlendiğinde seyahat duygusu uyandıran 10 ikonik filmi OGGUSTO okurları için inceledik.

  • 1/10
    Vertigo, San Francisco

    Alfred Hitchcock’un 1958 yapımı filmi ¨Vertigo¨, San Francisco’nun sarma yollarını ve kent simgelerini oldukça kullanıyor. Golden Gate Köprüsü, Biltmore Hotel ve Legion’ın Kaliforniya Sarayı’nın önemli rol oynadığı film, gelmiş geçmiş en kült filmler arasında bulunuyor. Filmin kalbinin attığı yer olan San Francisco’da, dünyadaki en uzun 7. asma köprü olan Golden Gate’i dilerseniz arabayla dilerseniz de yürüyerek geçebilir ya da restaurantlarında ve cafelerinde organik ürünlerin kullanılmasıyla gastronomi açıdan ünlü olan şehrin yeme içme alanlarını deneyimleyebilirsiniz. Biraz New York biraz da Los Angeles havasında olan şehirden etkileneceğinize eminiz.

  • 2/10
    The Tourist, Venedik

    Amerikalı turistin, bir kadını, işlediği suçu örtbas etmek için kullanmasını konu edinen 2010 yapımı film, Venedik’in eşsiz atmosferiyle bir araya gelince adeta görsel bir şölene dönüşüyor. Filmde kanallarda yapılan gondol turlarını gördükçe içiniz gidebilir ve hemen bir Venedik bileti satın alabilirsiniz. Kuzeydoğu İtalya’da birbirinden kanallarla ayrılmış ve köprülerle bağlanmış 118 adanın üstüne kurulu olan bu şehrin en önemli yapılarından Rialto Köprüsü’nün ve San Marco Bazilikası’nın muhteşemliği sizi büyüleyecek.

  • 3/10
    Roman Holiday, Roma

    Audrey Hepburn’ün başrolünü oynadığı 50’lerin kült filmi Roman Holiday, bir modern zaman prensesinin kraliyet dayatmalarına karşı gelerek tek başına Roma’yı keşfe çıkmasını konu alıyor. Roma’nın tarihi ve kültürel yerlerinin bolca göründüğü siyah beyaz yapımı filmde özellikle İspanyol Merdivenleri ve Kolezyum dikkat çekiyor. Francesco de Sanctis tarafından 1725 yılında açılan ve Trinita dei Monti kilisesine çıkan bu merdivenler, Roma’da en çok gezilen yerlerin başında gelirken; Kolezyum ise milattan sonra 72 yılında imparator Vespasion tarafından yaptırılan ve Roma’da bulunan en büyük amfi tiyatro olmasıyla dikkat çekiyor.

  • 4/10
    Taxi Driver, New York

    Taxi Driver, yayınlandığı günden itibaren gelmiş geçmiş en ikonik filmlerden biri oldu. Vietnam Savaşı’nın izlerini üzerinden atamayan bir askerin, geceleri taksi şoförlüğü yaparken gördüğü kirli ve adaletsiz dünyaya uyum sağlamayı reddetmesini konu alan film, New York’ta geçiyor. Manhattan’ın hareketli caddeleri ve New York’un arka sokaklarının bolca görüldüğü filmde, 1970’lerin Amerika’sı ile karşı karşıya kalıyorsunuz. Filmde görülen ışıltılı sahneleri izlerken, rüya şehir New York’un sokaklarını, caddelerini ve parklarını bir an önce görmek istemeniz garanti!

  • 5/10
    Lost In Translation, Tokyo

    Sofia Coppola’nın 2003 yapımı filmi Lost in Translation, bol Tokyo sahneleriyle izleyenleri büyülüyor. Tokyo’nun uzun binaları ve hareketli caddeleri arasında geçen film, insanda seyahat etme isteği uyandırıyor. Antik tapınakları görüp Tsujiki Pazarı’nda hareketli balık müzayedesini izleyebilir, Edo-Tokyo Müzesi’nde Japon tarihiyle ilgili bilgi toplayabilir ve sushi, udon eriştesi ve wagashi (Japon tatlısı) gibi Japonya’ya özgün lezzetleri tadabileceğiniz Tokyo seyahatine, bu filmden sonra gitmeye karar verdiyseniz yalnız değilsiniz.

  • 6/10
    Vicky Cristina Barcelona, Barselona

    Amerikalı Vicky (Rebecca Hall) ve Cristina’nın (Scarlett Johansson) İspanya’da bir yaz geçirmesiyle başlayan olaylar etrafında gelişen film, Barselona’ya doymanızı sağlıyor. La Pedrera’nın terasındaki meşhur sahneden; Barselona’nın sokaklarında geçen sahnelere ve tabii ki yaklaşık 100 senedir yapımı devam eden La Sagrada Familia’ya kadar uzanan film, İspanya’nın kalbini size yaşatıyor.

  • 7/10
    Notting Hill, Londra

    1999 yılında Birleşik Krallık yapımı romantik komedi filmi olan Notting Hill, Londra’nın en güzel caddelerini görmenize imkan tanıyor. Ünlü bir film yıldızı ve bir kitabevi işletmecisi arasında geçen aşkın başrolde olduğu filmde, Portobello Caddesi’nin rengarenk İngiliz evlerini ve The Travel Book mağazasının şirinliğini gördüğünüzde Londra’ya olan hayranlığınızın katlanarak artacağından emin olabilirsiniz.

  • 8/10
    Marie Antoinette, Paris

    Sofia Coppola’nın yönetmen koltuğunda oturduğu 2006 yapımı film, Avusturya arşidüşeslerinden Marie Antoinette’in Fransa ile ittifak kurma amacıyla tahtın varisi XVI. Louis ile evlenip Versay Sarayı’na gelmesiyle başlıyor. Filmin çoğunlukta geçtiği Paris’teki Versay Sarayı, ilk binasının yapımına 1661 yılında başlanmış bir Fransız şatosu olarak mükemmel Fransız Barok Mimari’sini gözler önüne seriyor. Filmde oldukça göz alıcı görünen ve günümüzde müze olarak kullanılan saray, Paris seyahati planlamak için yeterli bir sebep.

  • 9/10
    La La Land, Los Angeles

    Grand Central Market’te bir akşam yemeğinden; Griffith Park’ta dans etme sahnelerine kadar La La Land, izleyenlere adeta bir Los Angeles turu attırıyor. 2016 yılının iddialı yapımlarından 5 Oscar ödülünün sahibi film, konusunun yanında çekildiği mekanlarıyla da oldukça konuşuluyor. Hollywood, Downtown ve Venice Beach’ten sonra Amerika’nın ¨Melekler Şehri¨ Los Angeles için gezilmesi gereken yerleri filmde bolca bulup seyahat rotanıza ekleyebilirsiniz.

  • 10/10
    Mad Max: Fury Road, Namibya Çölü

    Serinin dördüncü filmi olan Mad Max: Fury Road’da yönetmen George Miller, yüksek oktanlı bir Yol Savaşı’nın güçlü sarsıntısıyla çığırından çıkmış bir dünyayı izlettiriyor. Namibya Çölü ise, bu yapımda başrol Tom Hardy’den adeta rol çalıyor. Film Ekibi, Max’in delirdiği arazileri yeniden yaratmak için dünyanın en eski çölü olan Namib Çölü’ne giderek adeta sinemaseverlere unutulmayacak anlar yaşatıyor. Atlas Okyanusu boyunca 2.000 kilometre uzunluğunca yayılan bu çöl, filmden en çok akılda kalanlardan biri olarak mutlaka görülmesi gereken bir yer.