OGGUSTO Ekibinin Sonbahar Hayalleri

Cape Town’dan Montenegro’ya, Toskana’dan Las Pozas’a OGGUSTO ekibi olarak sonbaharda gitmek istediğimiz destinasyonları yazdık.

  • 1/15
    Semerkand, Özbekistan

    “Hem bu yaz okuduğum Amin Maalouf’un kitabının etkisi ile; hem de her şeyin çok ortalıkta olmasının verdiği bıkkınlığı aşmak için gizemli şehir Semerkand’a gitmek istiyorum. Aslında biz hep Batı’yı tarihle özdeşleştirmek gibi bir yanlış yapıyoruz. Semerkand, Buhara ve Taşkent civarında 4.000’den fazla tarihi bölge var; Batı için Roma ne ise, Doğu’nun eşdeğer mirasa sahip toprakları buralar. Destanlara konu olan efsanevi yolları görmek, eski tarz hanlarda kalmak, kasaba pazarlarından suzaniler almak istiyorum. Bu dünya iki hükümdara yetecek kadar büyük değildir diyerek dev bir imparatorluk kuran Timur’un başkent yaptığı Semerkand önceliğim.” –Özlem Güsar, Genel Yayın Yönetmeni

  • 2/15
    Monterrey, Meksika

    “Şu sıralar vaktim oldukça nesli tükenen hayvanlar ile ilgili belgeseller izliyorum. Hayvanların doğal ortamlarından kopartılmasına çocukluktan beri karşı çıkan biri olarak, vahşi doğa hayvanlarını doğal ortamlarında görebilmek ve onlara yardım eden gönüllülere kısa bir süre de olsa yardım etmek istiyorum. Uzun zamandır takip ettiğim Black Jaguar White Tiger Vakfı’nın Monterrey’deki yerleri sonbaharda bunu deneyimleyebileceğim ve kendimi iyi hissedeceğim en güzel yer.” -İdil Çetin, Yazı İşleri Müdürü

  • 3/15
    Minneapolis, Amerika

    “Minneapolis’te yapılan ve bugüne kadar gitme fırsatım olmayan, dünyanın en önemli tasarımcılarının üye olduğu AIGA (American Institute of Graphic Arts) konferansına katılıp, AirBNB, Netflix, Nike, Amazon, Google, Microsoft, Facebook, Instagram gibi markaların baş tasarımcılarının anlatacağı yenilikleri ilk ağızdan dinlemek istiyorum.

    Ayrıca konuşmacılar arasından uzun zamandır takip ettiğim multidisipliner tasarımcı Micheal Cina'nın yaptığı çalışmaların detaylarını öğrenmek, düşüncelerini ve paylaşacaklarını çok merak ediyorum.

    Daha önceden Minneapolis'e hiç gitmediğim için konferansa gitmişken, şehri keşfetmenin de güzel bir fırsat olacağını düşünüyorum.”  -Alihan Kekeva, Kreatif Direktör

  • 4/15
    Mahe Island, Seyşeller 

    “İnanılmaz güzel ormanları ve masmavi bir denizi var. Yazları çok sıcak olabildiği için gidilebilecek en iyi mevsimler sonbahar ve kış. Özellikle Four Seasons Hotel'in sahili ve bungalovları gerçekten çok keyifli. Adadaki kocaman golf kulübü mutlaka görülmeli!” –Alara Gürses, Stajyer

  • 5/15
    Cape Town, Güney Afrika

    “Bizim sonbaharımız orada ilkbahar olduğu için Cape Town’a gitmek istiyorum. Yeni açılan The Silo Hotel’i görmek ve otelin altında yer alan, Afrika’nın en iddialı müzelerinden biri olmaya aday olan Zeitz Museum of Contemporary Art Africa’da zaman geçirmek istiyorum. Tatilime biraz aksiyon katıp bol bol dağ yürüyüşüne çıkmak ve Lion’s Head Tepesi’ne kadar tırmanıp şehrin ve Hint Okyanusu’nun muhteşem manzarası ile karşılaşmayı ve eğer cesaret edebilirsem beyaz köpek balıkları ile kafes dalışı yapmayı da arzuluyorum. Ayrıca üzüm bağlarıyla ünlü Güney Afrika’da harika bir bağda bir akşamüstünü geçirip birbirinden leziz lokal şarapları da tatmak yapılacaklar listemin başlarında yer alıyor.” –Başak Güsar, Stajyer

  • 6/15
    Carcassonne, Fransa

    “Fransa'nın Roussillon bölgesindeki Carcassonne, Orta Çağ görünümünü koruduğu için, kalabalık tatil aylarından ziyade sonbaharda gitmek ve dingin halini deneyimlemek daha doğru. Romalılardan kalma surları, 920 doğumlu 4. Louis ilaveler yaparak bugün görülen şeklini vermiş ve Disney şatosuna benzese de hala yaşayan bir şehir. Gurme yemekleri ile ünlü La Ferme’den piknik sepeti alarak Canal du Midi’de tekne turu yapmak, Corbières kasabasına bisiklet ile giderken bağların arasından geçmek ve Place Carnot’daki gıda pazarında lezzetler arasında yerel peynirler kadar, 2 Michelin yıldızlı La Table de Franck Putelat’da yemek yemek fikri beni çok heyecanlandırıyor. Suların içindeki tek şato otel olan Hotel de la Cité Carcassonne ile Relais & Chateaux listesindeki bağ konağı olan Domaine d'Auriac arasında karar da veremediğim için ikisinde de birkaç gün kalabilirim.” –Bergin Azer, Sanat ve Seyahat Editörü

  • 7/15
    Stuttgart, Almanya

    “Otomobiller ile iç içe yaşayan biri olarak; sohbahar romantizmini sararmış yapraklarla kaplı yolları ardımda bırakabileceğim bir yerde geçirmek isterim. Almanya’nın romantik şehirlerinden Stuttgart, çevresindeki kara ormanlarda büyüleyici doğası ile şaşırtıcı bir deneyim sunuyor. Tertemiz köyleri, akarsuları takip ederek dolaşabileceğiniz kasabaları ve tüm bunların ardından şehre hızlı bir şekilde dönebileceğiniz, hız limiti olmayan otobanlarıyla otomobil tutkunları için harika bir destinasyon. Stuttgart merkezine yaklaşık 5 km uzaklıktaki Mercedes Müzesi bile başlı başına bu şehri ziyaret etmek için bir neden. Sadece bir otomobil müzesi olmayan Neckar Nehri’nin yanındaki bu merkez, 1900’lerin başından günümüze dünya tarihindeki pek çok olaya da ışık tutuyor. Prenses Diana’nın Mercedes SL’inden, Alman Milli Futbol Takımı’nın otobüsüne, güvenlik için yapılan konsept araçlardan, motosporları tarihinin efsanelerine çok geniş bir koleksiyona sahip olan Mercedes Müzesi’ni tek günde bitirebilmek oldukça güç. Müze, pazartesi hariç her gün 09:00 ile 18:00 saatleri arasında ziyaret edilebilir, en alt kattaki restoranda markaya özgü menüler tadılabilir, hediyelikler ya da Mercedes Classic sertifikalı kullanılmış otomobiller incelenebilir. Müzenin girişi yetişkinler için 10 Euro, 15 yaşına kadar çocuklar için ücretsiz, 15-17 yaşındakiler içinse 5 Euro. Stuttgart’taki bir diğer otomobil müzesi ise Porsche’ye ait. Şehrin kuzey bölümünde konumlu bu diğer müze de mutlaka ziyaret edilmeli. Eğer iki müzeyi de görmek isterseniz; iki müze arasındaki antlaşma çerçevesinde, birinden bilet aldığınızda diğerinde yüzde 25 indirim kazanıyorsunuz.” –Birkan Demir Çalışkan, Otomobil Editörü

  • 8/15
    Kotor, Karadağ

    “Uzun zamandır cep telefonumu evde bırakarak tek başıma yola koyulacağım 3 günlük dijital detoks ve “kafa dinleme tatili” hayali içindeyim. Zamanın durduğu bu minik masal şehri, bence bunun için birebir. Yakın olması, vize gerekmemesi de onu cazip kılan unsurlar arasında. Dağlara örülmüş surları, 21.yy’dan uzaklaştırıp Orta Çağ’a götüren dokusuyla Adriyatik Denizi’nin en büyüleyici manzarasına sahip olan Kotor’da zaman sanki daha yavaş akıyor. Old Town’un buram buram tarih kokan ara sokaklarında kaybolmak, o meşhur 1350 basamağı çıkarak (merdivenleri çıkıp inmek yaklaşık bir buçuk saat sürüyormuş) tepedeki St John kalesinde güneşi batırmak, yerel şaraplarını tatmak için sabırsızlanıyorum.” –Elif Tuncel, Güzellik Editörü

  • 9/15
    Gebele, Azerbaycan

    “Hızlı ve yorucu geçen bir yazın ardından, sonbaharda tercih edilebilecek en ideal destinasyonlardan biri, hem ruhen hem de bedenen dinlendirecek ve sağlıkla güzelleştirecek bir Spa tatili olacaktır. Azerbaycan'ın el değmemiş doğasıyla ünlü Gebele bölgesinde yer alan Chenot Spa'da Detox, AntiAging ve Re-Energising gibi ihtiyaca yönelik farklı programlar yer alıyor. Benim bu sonbahar için tercihim ve önerim cilt kolajeni ölçümünden, stres ölçümüne, bioenerji kontrolünden, duruş ve hareket değerlendirmesine varan ayrıntılı bir teşhis sonrası en uygun bakım, masaj, diyet ve tedavileri keyifle harmanlayarak birleştiren ve tatilinizi yenilenmiş olarak bitirmenizi sağlayacak Recovery from Stress and Re-Energising Henri Chenot Azerbaycan'ın nefis lezzetleri, Gebele'nin muhteşem doğası, tüm detaylar incelikle düşünülmüş çok özel bir SPA merkezi; farklı bir destinasyon arayanlar için ideal bir dinlenme olabilir. Azerbaycan'ın ve hatta dünyanın en özel SPA merkezlerinden biri olan Chenot Palace'ı Türk firması İlk İnşaat'ın inşa ettiğini bilmek de ayrıca bir gurur kaynağı.” –Esra Kursan, Güzellik Editörü

  • 10/15
    Petra, Ürdün

    “Biraz gizem ama daha çok tarihi barındıran Güney Ürdün’de Nebatilerin kayıp şehri Petra Antik Kent, adeta gün ve gece ışıklarının tümüne eşlik eden, kumtaşı kayalıklardan oluşuyor. Nebati krallığının tarihi başkentinin o kadar şiirsel bir görsel sunumu var ki “Gül Kırmızısı Şehir” olarak da adlandırılıyor. Dünyanın bir dönem ticaret merkezi olması, en zenginlerinin de burada yaşamasının nedeni olmuş ve kendilerine muhteşem bir şehir inşa etmişler. Şehri bitirmek ise tam 500 yıl sürmüş.

    Bu görkemli şehri görme planları bile beni heyecanlandırmaya yetiyor. Tarih kokan sokaklarını adımlayıp bol bol fotoğraflarla bu geziyi taçlandırmak istiyorum.” –Günay Demirbağ, Saat Editörü

  • 11/15
    Myanmar, Birmanya

    “Uzak Doğu ülkelerine kıyasla, geleneklerine bağlı, bozulmamış doğası, bakir sahilleri ve görkemli tapınaklarıyla gizemli duygular yaşatacak bir ülke hissi veriyor Myanmar bana. Dünyaya kapılarını yeni açması nedeniyle fazla turistik olmadan görülmesi gereken ülkelerden biri olduğunu düşünüyorum.” –Hülya Kızılırmak, Reklam & Proje Direktörü

  • 12/15
    Toskana, İtalya

    “DNA'sına işlemiş bir kültürle yoğrulmuş Toskana her zaman favori destinasyonlarımdan bir tanesi oldu ve olmaya devam edecek, özellikle de turistlerin ortalıktan çekildiği Ekim ortasından sonra. Rönesansın beşiği Floransa başta olmak üzere, Siena, Pisa, Lucca gibi büyük şehirlerinin yanında San Gimignano, Montalcino ve Maremma gibi tarihi küçük kasaba ve köylerin arasında inanılmaz doğa manzaraları arasında dolaşmak, fotoğraf çekmek, Brunello bağlarının son hasatlarını tatmak ve tabii ki lezzetli Toskan yemeklerini tekrar tekrar deneyimlemek. Bütün bunlar beni Toskana'ya geri döndüren özellikler. Beş yıldızlı otel konforundan (Four Seasons Floransa) doğayla içiçe butik otellere (Locanda dell' Amorosa) ve bağlar arasına kurulmuş ailelerin işlettiği küçük basit ama son derece konforlu pansiyonlara varıncaya kadar konaklama alternatifleriyle Toskana beni sadece mutlu ediyor.” –Murat Güsar, Lifestyle Editörü

  • 13/15
    Las Pozas, Meksika

    “Meksika’nın kuzeydoğusunda Mexico City’e 350 km uzaklıkta yer alan Las Pozas, yüksek dağlarla çevrili bir nehir ve dev çağlayanın oluşturduğu dokuz ufak gölden oluşan eşsiz bir coğrafyaya sahip. Burada 40 hektarlık bir alanda İngiliz sanatçı, aristokrat ve şair Edward James tarafından 1940’lı yıllarda yapılan bu sıra dışı sürrealist bahçe kesinlikle görmem gereken yerler listemin başlarında geliyor. Salvador Dali ve René Magritte'in maddi destekçisi, Man Ray’in yakın arkadaşı olan Edward James bu bahçenin mimarisinde pencereler, kapılar, merdivenler gibi herhangi bir binayı oluşturan unsurların aynılarını kullanmış ancak bu oluşum içerisinde oda kullanımı prensibi hariç bırakılmış, kurgulanan mekânların dış cephe duvarları yapılmamış böylece doğanın içeri girmesine bir anlamda olanak tanınmış. Herhangi bir yöne çıkmayan merdivenler, giriş intibası yaratan ancak ucuna gelindiğinde çıkış olduğu anlaşılan kapı ve kemerler gibi özgür yaratıcılık ve fantezi örnekleri James’in sürrealist mimarisinin mantığını oluşturuyor. Ona göre mimaride amaç, bir antitez oluşturarak var olan kuralların ötesine geçmek.” –Naz Gürlek, Tasarım ve Dekorasyon Editörü 

  • 14/15
    Datça

    “Sonbaharda gitmek istediğim ve gideceğim yer kesinlikle Datça olacak. Daha önce tekneyle birçok kez koylarını gezdiğim, havaalanına uzak diye birçok kez es geçtiğim Datça'nın merkezini henüz görme fırsatım olmadı. Tam da sevdiğim gibi, ruhu olan bu Ege kasabasını, turistlerin ve yazlıkçıların istilasından uzak, en yalın haliyle görmek istiyorum.” -Şule Kaya, Yat Editörü

  • 15/15
    Kyoto, Japonya

    “Bu sonbaharda gitmek istediğim yer Japonya’nın Kyoto şehri. Parkların, bahçelerin ve tapınak ağaçlarının, çiçekler ve yapraklarla bezenerek yılda iki kez kartpostal görünümü aldığı zamanlara bayılıyorum. Biri ilkbahar diğeri de sonbaharda olan bu benzersiz doğa olaylarından akağaç yapraklarının kızararak farklı renklere büründüğü Koyo dönemini bu sonbaharda mutlaka görmek istiyorum. ¨On bin tapınak şehri¨ olarak da bilinen Kyoto’daki kusursuz bir şekilde korunup restore edilen Budist ve Shinto tapınaklarını mutlaka görmek, Japon kültürünü temel alan kitaplar okuduğum esrarengiz Zen hayat görüşünü algılayabilmek ve samurayla rahiplerin yaşamını biraz da olsa algılayabilmek için Kyoto’yu tercih ediyorum.” –Zeynep Ülgen, Stajyer