Eylül Ayında Gidebileceğiniz 10 Sergi

Contemporary İstanbul’dan 15. İstanbul Bienali’ne kadar Eylül ayında gezebileceğiniz 10 sergiyi inceledik.

  • 1/10
    Contemporary Istanbul 2017, İstanbul

    Türkiye’nin en önemli çağdaş sanat fuarı Contemporary Istanbul 2017, 12. kez 14 – 17 Eylül tarihleri arasında Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’nde gerçekleşecek. Tanınmış galeri ve sanatçılar kadar, gençlere de yer verilen fuarda, ilk defa temsil edilecek ülkeler de bulunuyor. Koleksiyonerler kadar, çağdaş sanata meraklıların da ziyaret etmeleri öneriliyor.

  • 2/10
    15. İstanbul Bienali

    İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından düzenlenen 15. İstanbul Bienali, 16 Eylül - 12 Kasım 2017 tarihleri arasında gerçekleştirilecek. “İyi Bir Komşu” teması ile düzenlenecek bienal, değişen komşu anlayışına odaklanıyor. Özellikle büyük şehirlerde “ev alma, komşu al” düşüncesi vurgulanacak.

  • 3/10
    Heykel Ustalarına Saygı, İstanbul

    Elgiz Müzesi’nde Auguste Rodin ile Camille Claudel anısına düzenlenen sergi 28 Ekim 2017’ye kadar ziyaret etmek mümkün. Müzenin Teras Sergileri kapsamında gerçekleştirilen Heykel Ustalarına Saygı sergisinde, 14 sanatçının farklı tekniklerle yapılmış 16 heykeli görülebilecek. Serginin genç heykeltıraşlara ilham vermesi için usta heykeltıraşın ölümünün 100. yılı olması sebebi ile Rodin’e adanmış.

  • 4/10
    Gümüşten Suretler, İstanbul

    Gümüşten Suretler sergisinde yer alan İstanbul ve Anadolu fotoğrafları, Sadberk Hanım Müzesi’nde 10 Ekim tarihine kadar görülebilir. Fotoğrafçılığın ilk yıllarından olan nadir örneklerden oluşan sergide yer alan tüm kareler, döküman ve objeler Ömer M. Koç koleksiyonundan seçilerek oluşturulmuş ve Osmanlı İmparatorluğu’ndan kesitler sunması ile ayrıca önem taşıyor.

  • 5/10
    Gölgede, İstanbul

    C.A.M. Galeri, Çukurcuma’da 7 Eylül’de başlayacak Gölgede sergisi, bir ay boyunca görülebilir. Ali Cabbar, Balkan Naci İslimyeli, Mary Frank, Murat Morova, Peter Hristoff ve Serkan Yüksel’in eserleri nesne ve onların gölgelerine odaklanarak, izleyiciye farklı bir bakış açısı sunuyor.

  • 6/10
    Come On, İstanbul

    Dirimart Dolapdere’de 14 Eylül günü açılacak Franz Ackermann’ın eserlerinden oluşan Come On sergisi, 15 Ekim’e kadar görülebilir. Sanatçı, eserlerinde küreselleşme ve kent yaşamını ana tema olarak alırken, turizme olan farklı bakış açısı ile dikkat çekiyor. Geçmiş sergileri arasında 2005 yılındaki The Museum of Modern Art, New York sergisi ile farklı konuma sahip sanatçının eserleri görülmeğe değer.

  • 7/10
    İFSAK Arşivi Aralanıyor-3, İstanbul

    Fotoğraf ustalarını buluşturan sergi, İFSAK Galeri’de (İstanbul Fotoğraf ve Sinema Amatörleri Derneği) 28 Eylül’e kadar görülebilir. İFSAK Arşivi Aralanıyor-3 sergisi, 1959 yılından beri oluşturulan arşivden derlenen sergide altmıştan fazla fotoğrafçının çektiği kareler görülebilir.

  • 8/10
    Dört Ayaklı Belediye: İstanbul’un Sokak Köpekleri, İstanbul

    Tepebaşı’ndaki İstanbul Araştırmaları Enstitüsü’nde 16 Eylül’de kapanacak olan Dört Ayaklı Belediye: İstanbul’un Sokak Köpekleri sergisi, sokak köpeklerinin, dini, siyasi ve sosyolojik dönüşümlerle değişen serüvenine ışık tutarken, insanlar kadar şehir hayatındaki yerlerini gösteriyor. Sokak köpeklerinin yaşadıkları mahallelerin bekçiliğini yaparken, İstanbul şehir efsanelerindeki yerleri de hatırlatılıyor. Ziyaretçiler, 19. ve 20. yüzyıldan fotoğraflar, seyahatnameler, kartpostal, dergi ve gravürleri, dört ayaklı dostları ile gezebilir.

  • 9/10
    Ufkun Altında, İstanbul

    Galeri Nev Karaköy’de 10 Eylül günü açılacak İnci Eviner’in Ufkun Altında sergisinde, sergilenecek video çalışmalarında desen, video ve performatif pratikler kullanarak çok katmanlı eserler üretiyor. Geçen sene gerçekleşen retrospektif sergide bu anlayışın uzantısı olarak yarattığı çalışmalarının yanı sıra, sanatçıya 13. Sharjah Bienali Ödülü’nü kazandıran videosu Yeraltında Beuys’da görülebilir.

  • 10/10
    Terra Amata, İstanbul

    Sanatçı Tunca’nın ilk kişisel sergisi Terra Amata, 7 Eylül’de Galerist’te açılacak. Eserler, sanatçının Auschwitz-Birkenau Toplama Kampları’nı gezerken çektiği fotoğrafları esas alarak temel barınma biçimleri ve arazi arasındaki ilişkiye odaklanıyor. Eserler, farklı malzemelerle bellek, kimlik ve politik olgu üzerinden şekillenirken, resmi tarih ve bireysel hikâye aracılığı ile sanatsal tanıklık olgusunu irdeliyor.