2017’nin En Yeni Otelleri

2017 yılında açılan en yeni ve büyüleyici otelleri OGGUSTO okuyucuları için inceledik...

  • 1/9
    Four Seasons at The Surf Club, Miami

    Elizabeth Taylor’dan Winston Churchill’e kadar önemli isimleri ağırlamış olan ve 1930’lu yıllarda Miami Beach’in en havalı ve önemli plajlarından biri olan The Surf Club, Four Seasons imzası ile bir otel olarak açıldı. Havuz başında canlı filler ile yapılan galalar ve özel temalı partileri ile dillere destan olmuş olan The Surf Club, günümüzde Miami’nin eski görkemini modern zevkler ile birleştiriyor.

    Atlantik Okyanusu’na bakan bu otel mimar Richard Meier tarafından tasarlandı. 77 odalı otelin okyanus manzaralı Spa merkezinde rahatlayabilir, yoga ve pilates yapabilir veya ultra lüks cabanasında özel hazırlanmış Mangareva içkisini yudumlayabilirsiniz. Miami’nin ünlü Bal Harbour mağazaları ise yanlızca bir kaç blok ötede konumlanıyor. İtalya’nın Michelin yıldızlı efsanevi restaurantı Le Sirenuse’nin ikinci şubesi ise ilk defa Four Seasons’da açılıyor.

  • 2/9
    Nobu Hotel Shoreditch, Londra

    Japon şef Matsuhisa ve aktör Robert De Niro’nun sahip olduğu dünyaca ünlü restaurant Nobu’nun ilk bağımsız oteli son yılların favori mekanı olan Shoreditch’de açıldı. “Doğu, Batı ile buluşuyor” temasını mükemmel bir şekilde yansıtan otel Studio Mica tarafından tasarlanmış. 143 oda ve 7 suit, lokal dokunuşlar ve lokal sanatçıların eserleri ile büyülüyor.

    Nobu’nun ünlü şefi Greg Seregi ise otelin alt katında bulunan restaurantında harikalar yaratmaya devam ediyor. Black Cod ve Hamachi gibi imza yemeklerin dışında yeni hazırlanan özel yemeklerde ziyaretçileri şaşırtmak için bekliyor. Doğu Londra’nın hip havasına anında adapte olmuş olan sunduğu gece hayatı ve çevredeki alternatifli yapılacaklar listesi ile hızla yükselmeye aday.

  • 3/9
    Il Sereno Lago Di Como, Como Gölü, İtalya

    Wallpaper Magazin tarafından 2015 yılının tasarımcısı seçilen Patricia Urquiola tarafından tasarlanmış olan Il Sereno ikonikleşmiş Como Gölü’nde yeni bir devir açıyor. 2017’nin en merakla beklenen otellerinden biri olan Il Sereno modern stili ve otantik dokusu ile dikkat çekiyor. Çabasız bir konforun öne çıktığı otelin her yerinden panaromik göl manzarası görülecek şekilde tasarlanmış. 30 geniş odadan oluşan yapının en üst katında ise 200 metrekarelik bir Penthouse bulunuyor. Como Gölü kıyılarına karşı Spa hizmetlerinden yararlanmak ve özenle dekore edilmiş geniş bahçelerde rahatlamak da mümkün.

    Milan’ın ünlü Michelin yıldızlı şefi Andrea Berton ise otelin Ristorante Berton Al Lago isimli restaurantında müşterileri harika tatlar ile buluşturuyor. Deniz ürünlerinin ve İtalyan mutfağını şef Berton akıllıca yorumluyor. Otelde aynı zamanda lokal şaraplardan oluşan geniş bir şarap mahzeni de mevcut.

  • 4/9
    The Silo, Capetown

    1920’li yıllardan kalma olan Capetown’un V&A Waterfront bölgesinde yer alan tahıl ambarı Liz Biden tarafından projeleştirilerek bir otel olarak açıldı. Biden’in hem mimar hem de iç mimar ı olduğu The Silo’nun 28 farklı döşenmiş odası bulunuyor. Binanın endüstriyel geçmişi otelin yeni modern görünümüyle harmanlanmış. Binanın şekli sayesinde normalin aksine daha çok dikey bir manzara müşterilere sunuluyor. Robben Adası, Table Mountain ve Lion’s Head’ın nefes kesici manzarası 5.5 metrelik camlardan görülebiliyor.

    Otelin spasında rahatlayabilir veya piano barda içkinizi yudumlayarak müziğin keyfini çıkarabilirsiniz. Çatı katında konumlanan restaurant ve özel seçkilerle donatılmış şampanya barında Capetown manzarasının tadına doyabilirsiniz. Yine çatı katında yer alan camdan yapılmış olan havuzda cabası.

    Eylül ayında ise Zeitz Museum of Contemporary Art Africa isimli müze yapının alt katında ziyaretçilere açılacak. Bu modern sanat müzesi, Tate Modern gibi sanat dünyasının iddialı isimlerine daha açılmadan rakip olarak gösteriliyor. The Silo konukları müzeye ve sergilere ücretsiz olarak erişebilecekler.

  • 5/9
    Six Senses Zil Pasyon, Seyşeller

    Six Senses ailesinin yeni üyesi olan Zil Pasyon, Seyşeller Uluslararası Havaalanına 30 km uzaklıkta olan beyaz kumlarla çevrili Felicite adlı özel bir adada açıldı. Eşsiz Six Senses anlayışı ile tasarlanmış olan otel doğanın sunabileceği herşeyi konfor ile birleştirmiş. 30 adet özel havuzlu villadan Hint Okyanusu’nun sonsuz manzarası konukları büyülüyor.

    Zil Pasyon’daki gurme seçenekler unutulmaz anılar vaat ediyor. İngiliz, Hint, Fransız, Çin ve Afrika mutfağının bir araya geldiği Seyşel mutfağının çevre adalardan ve tesislerdeki organik bahçeden toplanan malzemeler ile hazırlanmış olan seçkileri menüde yer alıyor.  Otelin gizli hazinelerinden biri ise kuşkusuz ev yapımı rum, punch ve puro içebileceğiniz Lakanbiz isimli barı.

    Otelin sunduğu deneyimler ise oldukça sıradışı. Helikopter ile günbatımında bir tura çıkabilir, yıldızların altında açıkhava sinemasında keyif yapabilir ve balık tutma gezisinde okyanusun renkli balıklarını tutabilirsiniz.

  • 6/9
    Asilia the Highlands, Tanzanya

    Tanzanya’nın keşfedilmemiş köşelerinden birinde açılan Asilia the Highlands, Olmoti Yanardağı’nın eteklerindeki Ngorongoro Krateri’nde açıldı. Yanardağın vahşi doğasına olan erişiminiz sayesinde eski Maasai patikalarını gezebilir ve lokallerle bir araya gelerek kültürleri ve doğayla olan ilişkileri hakkında bilgiler edinebilirsiniz.

    Odaların muhteşem tasarımı bile görülmeye değer. Çatısı panoramik bir manzara görecek şekilde camlarla çevrilmiş olan bu koza şekilli geometrik odalar, tam ortada konumlanan yatakları ile muhteşem manzaralar vaat ediyor. Dışarıdan gösterişli gözüken bu odalar oldukça sade döşenmiş. Maasai’lerin ekose yastıkları ve Graham Springer’a ait portre fotoğrafları dikkat çeken dokunuşların arasında yer alıyor.

    Ngorongoro Krateri’nde hayvan aleminin yanı sıra yerel halk ile iç içe olmak otelin sunduğu en dikkat çekici tecrübelerden biri. En akıllı ve tutkulu safari rehberlerinden biri olan Pietro Luraschi ile safariye çıkabilirken ertesi gün ise Masaai kadınları ile sohbet ederek takı yapmayı öğrenebilirsiniz.

  • 7/9
    Soho House Barcelona, Barselona

    Soho House mecarasına Barcelona’nın hip semti Gothic Quarter’da 19. yüzyıldan kalma ihtişamlı bir binada açtığı yeni oteli ile devam ediyor. Oldukça lokal bir semtte bulunan bu bina kırmızı tuğlalar ve oldukça yüksek tavanlı odalardan oluşuyor. 57 odalı otelde “Tiny” isimli kutu gibi odaların yanı sıra Port Vell marinasına bakan geniş köşe oda alternatifleri sunuluyor. Birbirinden farklı döşenmiş odaların ortak yönü ise İspanyol desenli kumaşlar gibi köy havasının modernize edilen detaylar barındırması. Soho House grubunun imzası olan banyolar da vintage tarzı bronz tesisat ve lokal borular ile donatılmış.

    Soho House’un vazgeçilmezi olan Cecconi’s ise yemekleri ile büyülemekten vaz geçmiyor. Otelin bodrum katında bulunan kapalı yüzme havuzu, spor salonu ve Cowshed Spa ise akşamüstlerini geçirmek için oldukça keyifli seçenekler arasında. Havanın sıcak olduğu aylarda ise terastaki havuzda vakit geçirebilir ve bar’da içkinizi yudumlayabilirsiniz.

  • 8/9
    1 Hotel Brooklyn Bridge, New York

    Brooklyn Köprüsü , Özgürlük Anıtı ve Manhattan silueti ile insani mest eden 1 Hotel Brooklyn Bridge, New York’un en yeni ve hip eko lüks oteli. Yeşil dostu olan bu otel rüzgar enerjisi ile işletiliyor. Otelin inşaatı sırasında kullanılmış materyallerin yarısından çoğu eski Brooklyn şeker fabrikası gibi yerlerden toplanarak geri dönüşüm ile elde edilmiş. Ayrıca müşterilerin kullanımı için elektrikle çalışan Tesla arabalar mevcut. Eğer otellerin efsane Klüp Sandviç’lerini seviyorsanız burası size göre değil. Lobby’deki çiftlik standında meyvalar, kuruyemişler ve granola gibi sağlıklı seçenekler ikram ediliyor.

    Otelin her bir yanına yansımış olan bu yeşil tema odalarda da etkisini sürdürüyor. Eko canlısı özel “hemp blend” yataklar organik kumaşlı çarşaflar ile bezeli. Banyo lavobolarından ise özel filtrelenmiş sular akıyor. Muhteşem manzaraları olan 194 odada ki çoğu şey Brooklyn’li lokal sanatçılar tarafından detaylandırılmış. Manhattan manzarasına karşı ödüllü şef Seamus Mullen’in yemeklerinin tadını çıkarabilir, çatıkatında ki havuz başında yoga yapabilir veya aylık Full Moon Partilerinde eğlence ihtiyacınızı karşılayabilirsiniz.

  • 9/9
    Mar Adentro, Los Cabos, Meksika

    Meksika’nın Pasifik kıyısında yer alan Mar Adentro lokal zanaatkarların elinden çıkma Meksika çölünden ilham alan etrafı sularla kaplı bir otel. Çarpıcı modern tasarımı ile dikkat çeken otel adeta cam duvarlardan oluşuyor. Teknoloji ise ışıklı ve sesli tasarımlar ve özel hazırlanmış sinema salonu ile öne çıkıyor.

    Oldukça sade hazırlanmış olan 110 oda ve villalar oldukça minimalist. High tech spor salonunda çalıştıktan sonra lüks Mar Abierto Spa’da özel hazırlanmış Latin Amerika teknikleri ile rahatlama imkanları sunuluyor. Okyanus manzaralı sonsuzluk havuzunda ya da 40.000 metrekarelik plajda taze hindistan cevizi suyu içip güneşin tadını çıkarabilirsiniz. Otelin bünyesinde Meksika mutfağını ve Uluslararası mutfağın tadına varabilirsiniz. Tavsiyemiz şefler tarafından günlük seçilen ve hazırlanan deniz mahsüllerinin tadına bakmanız.