Niş Parfüm Markası Jul et Mad Paris İle Parfüm Üzerine

Madalina Stoïca ve Julien Blanchard’ın Paris’te bir kafede beklenmedik karşılaşması ile başlayan romantik aşk hikayelerinden doğan niş parfüm markası Jul et Mad Paris, çiftin gizli buluşmalarından ilk seyahatlerine, aşklarının farklı safhalarını tıpkı bir romanın bölümleri gibi sunan parfüm koleksiyonlarında sanatsal anlayışı saf lüks ile birleştiriyor. Aeros Kozmetik’in Türkiye’ye getirdiği markanın son lansmanı olan, çiftin kızıl cennet Marakeş'te geçirdikleri balayından ilham alan ‘Secrets du Paradis Rouge’; portakal çiçeği, Şam gülü ve amberin hipnotize edici notalarıyla baştan çıkarıcı ve kışkırtıcı bir koku…

Julien ile tanıştıktan sonra Manhattan’dan ayrılarak Paris’e yerleşen ve sevdiği adamla birlikte Jul et Mad Paris markasını kuran Madalina, niş parfümle ilgili merak ettiğimiz soruları yanıtladı ve ‘Nea’ ile ‘Golden Pear Yılın En İyi Niş Parfümü’ ve ‘Yılın Burnu’ (2016) ödüllerine layık görülen markalarını OGGUSTO okurlarına anlattı.

Jul et Mad Paris’in en yeni parfümü Secrets du Paradis Rouge, markanın kurucuları Madalina Stoïca-Blanchard ve Julien Blanchard’ın da katıldığı özel bir davetle Harvey Nichols Kanyon mağazasında tanıtıldı. 

Jul et Mad Paris’i diğer parfüm evlerinden ayıran başlıca şey bir aşk hikayesinden doğmuş olması. Peki onu ayrıcalıklı kılan başka hangi özellikler var?

Jul et Mad Paris’in her parfümü kalitesi, rafineliği ve barındırdığı yaratıcılıkla özeldir. Usta burunlar tarafından nadir bulunan yüksek konsantrasyonlu absolütler ve en saf esansiyel yağlar kullanılarak elde edilir. Parfüm şişelerimizin saf gümüş ya da 18 ayar altın kaplama olması, altın mücevher kutusu gibi tasarlanması ve ‘High Luxury’ koleksiyonundaki parfümlerin kadife kesesi içinde yeniden doldurulabilir seyahat boyu spreylerle sunulması, Jul et Mad Paris’e mükemmellik ve kalite getiren diğer unsurlar.

Fashion Institute of Technology’de Kozmetik ve Kokular Pazarlama programını tamamladıktan sonra New York’ta kozmetik sektöründe önemli markalarda yönetici olarak çalıştınız, ardından kendi markanızı kurdunuz. Sizi kokuların dünyasına davet eden neydi?

Her zaman kokular ve parfüm endüstrisine, kokuların ardındaki sihir ve gizeme ilgim vardı. Kariyerimi hiç tereddütsüz güzellik endüstrisine yönlendirdim, 17 yıl boyunca yönetici olarak sektörde çalışmak bana hem kokuları hem de kozmetiği deneyimleme şansı verdi. Ama hep parfümlere dönüyordum, onlarla aramda gerçek bir bağ ve sahici bir tatmin hissi vardı. Edindiğim bilgiyi ve yıllar süren deneyimlerimi kullanabileceğim bir noktaya gelmek, Jul et Mad Paris’in doğumuna neden oldu. Tutkumu profesyonel kariyerime dönüştürdüm, sahip olduğum ayrıcalığın ve şansın farkındayım.

Son lansmanınız ‘Secrets du Paradis Rouge’u koklayan birinin söyleyeceği ilk kelime ne olur?

Hipnotize edici.

Peki eğer aşkın bir kokusu olsaydı, içerikleri ne olurdu?

Aşk kişiseldir; her birey aşkı farklı algılar ve farklı yaşar. Bu nedenle belirli bir içeriği aşk gibi karmaşık bir duygu ile bağdaştırmak zor. Julien ve ben, aşkımızı ve hayatımızın dönüm noktası olan özel anları Les Classiques olarak isimlendirdik; bu seri bir roman gibi ve her bölümün kendi karakteri, kendi kokusu var. Örneğin; bizim ilk karşılaşmamızın kokusu olan ‘Terrasse a St Germain’de ilk görüşte aşk taze greyfurt notaları, frezya, lotus ve gülün, musk ve sandal ağacının duygusal notalarına sarılması ile anlatılıyor. Bu kompozisyonla her iki cinse aitlik, klasik ve modernlik, duygusallık ve çekicilik aynı anda yansıtılıyor.

Parfüm sektöründe de modada olduğu gibi trendler var mı?

Evet, örneğin tatlı ve odunsu notaların olduğu ‘oud’, niş kokulardan yükselen bir trend ve bir anda ticari kokuların da gözdesi haline geldi. Belirli bir çiçeksi notanın baskın olduğu kokular da son zamanlarda ön planda. Portakal çiçeğinin yıldızlaştığı ‘Secrets du Paradis Rouge’ buna iyi bir örnek.

Parfümün kalıcılığı nasıl artırılabilir? OGGUSTO okurlarına birkaç tüyo verebilir misiniz?

Parfümden önce cilde kokusuz ve hafif bir nemlendirici uygulamak kokunun çok daha kalıcı olmasını sağlıyor. Ayrıca kokuyu saçlara sıkmak parfümün bizi sımsıkı sardığı ve sürekli bizimle olduğu hissini veriyor. Parfümü fulara, el çantasının içine ya da eldivenlerin içine sıkmak da kalıcılığı artıran başka yöntemler.

Aynı parfüm başka kişilerde neden farklı kokar?

Cilt tipleri kişiden kişiye değiştiği için parfümün etkisi de kişiye göre değişiklik gösterir. Açık tenli açık renk saçlı kişilerin ciltleri kuru olma eğilimindeyken, daha yağlı bir cilde sahip olan esmerlerde parfüm daha kalıcıdır ve daha yoğun kokar. Diğer yandan kişiye göre farklılık gösteren pH düzeyi yani cildin asidik veya alkali oranı da kokuya farklı reaksiyon verir. Bu nedenle parfümleri doğrudan ten üzerinde denemek gerekir. Cildin pH’ı ile etkileşim olmadan kokuyu sadece kağıda sıkmak ve koklamak yeterli değildir.

Doğru parfüm nasıl seçilir? 

Yeni bir parfüm seçerken müşterilerime kokuyu test edecek zamanı kendilerine tanımalarını öneriyorum. Az önce de belirttiğim gibi, parfümü kağıtta değil teninizde deneyin. Özellikle doğal maddelerin en yüksek oranda kullanıldığı yoğun konsantrasyonlu niş parfümlerde cildin kokuya verdiği reaksiyon daha da farklılık gösteriyor. En önemlisi de hiç kimseye size ne kullanmanız gerektiğini söylemesine izin vermeyin. Bir parfümü kendi beğeninize göre seçin, birisi tavsiye ettiği için değil; çünkü koku sizi harekete geçirir, kendinizi kokunuzla tanımlarsınız ve kokunuz kişiliğinizi yansıtır.

Niş parfüm dünyası her geçen gün büyüyor. Sizce bu durum daha ticari kokular sunan ‘designer’ parfüm sektörünü nasıl etkiledi?

Niş parfümerinin her yıl pazara yeni markalar katarak parfüm endüstrisini ciddi şekilde etkileyen büyümesinin sonucunda, büyük oyuncular sektörün geleceğinin niş parfüm markalarının elinde olduğunu fark etti. Klasik parfüm tüketicisi de ticari kokulardan uzaklaşarak nadir olana, daha orijinal ve kaliteli olana yöneldi. Bilginin yaygınlaşması, bilgiye kolay ulaşılabilmesi, tüketicilerin kendilerini ifade edecekleri imza parfüm arayışına girmesine, global pazarın kendilerine empoze ettiği kokulardan ve imajlardan uzaklaşmasına neden oldu. Büyük ve uluslararası markalar yeni bir trend yaratarak hem kaybettikleri müşterileri geri kazanmayı hem de yeni müşterilere ulaşmayı umarak bu tehdide kendi niş koleksiyonlarını ‘private’, ‘ultimate’, ‘exclusive’, ‘couture’ gibi isimler altında pazara sunarak cevap verdiler. Ancak bunu yaparken nadir olanın ne olduğundan ya da esans oranından söz etmediler bile!

E-Bülten Üyeliği
OGGUSTO.COM'un özenle seçilmiş gustolu içeriğini haftalık olarak takip etmek için e-bültenimize üye olun.