Nissan Tasarım Başkanı Alfonso Albaisa’nın 25 Yıllık Özlemi

Otomotiv sektörünün “rock yıldızları” olan tasarımcılar arasında bazı isimler vardır ki, onlarla çalışmak bir yana tanışmak bile başlı başına bir onurdur. Milyonlarca satan otomobillerin nasıl gözükmesi gerektiğine onlar karar verirler. Dünyanın en iyi otomobil tasarımcıları arasında anılan Alfonso Albaisa da bunlardan biri ve kendisiyle Göcek’te, 25 yıl önce tasarladığı ve hayatında ilk defa canlı olarak gördüğü Motali isimli yat ile gerçekleşen buluşmada buluştuk, merak ettiklerimizi sorduk. Tüm kariyerini Nissan bünyesinde yaşayan, sayısız otomobilde imzası bulunan, son olarak INFINITI Q60 modelini tasarlayan ve 1 Nisan 2017 itibarıyla efsane tasarımcı Shiro Nakamura’nın yerine Nissan-INFINITI-Datsun’u kapsayan otomotiv grubunun Tasarım Başkanlığı’na atanan Alfonso Albaisa’nın heyecanına ortak olduk.

 

Alfonso Albaisa & Birkan Demir Çalışkan

 

Bundan 25 yıl önce tasarladığınız bir yatı görünce neler hissettiniz?

24 yaşında genç bir tasarımcıyken Nissan’ın Amerika’daki tasarım ofisinde bu yatın çizimlerini yapmıştım. O dönem Türkiye’den, Ekber Onuk’un verdiği bir siparişti bu. Çok değerli bir müşterileri için 33 metrelik, 3 katlı bir yat tasarlanması isteniyordu. Dönemi için eşi benzeri olmayan bir arka tasarım oluşturmuştuk. Özellikle arka bölümüyle böyle bir yat daha önce yapılmamıştı. 50’lerin spor teknelerini andıran nostaljik bir görünümü olacaktı. Yan tarafındaki camlar çok alçak ve kabini tamamen sarıyordu. Kabin içinde seyahat ederken adeta denizin içinde yüzüyor gibi hissediyorsunuz. Çünkü arkadaki yolcu salonundaki görüntüyü bozan hiçbir element barındırmıyor. Motali’nin içindeyken hiçbir yatta olmayan bir atmosfer yaşanıyor. O yıllarda Motali gibi bir yatı Monaco’da bile görseniz etkilenirdiniz. Halen de çok etkileyici bir yat. Elbette artık yatlar çok daha büyük ve heybetli ama Motali’nin orijinalliği hiçbir zaman kaybolmayacak.

 

 

Motali’yi en son ne zaman gördünüz?

Motali’yi son olarak 1’e 3 ölçeğindeki kil maketiyle görmüştüm. Aradan 25 yıl geçmiş olması bu buluşmayı çok daha değerli kılıyor. Orijinal bir tasarımın nasıl zamansız olduğunu görüyorsunuz.

 

Motali’yi tasarlarken neleri hesaba kattınız?

Bu yat, o dönem için devrim niteliğinde materyaller kullanılarak tasarlandı. Mesela karbon-kevlar kullanılması işleri hem kolay hem de zor kılıyordu. Hafiflik ve istediğiniz formu verebilmeniz sayesinde adeta ahşabın bükülmesi gibi romantik hatları yakalayabildik. Ben bu yatı arkadan öne doğru tasarladım. Bu sebeple arka bölümü çok daha fazla belirgindir. Ön güverte ise alışılmadık biçimde yüksektir. Kaptan köşkü ise kabinin tam ortasında kusursuz bir hakimiyete sahip.

 

 

Motali’den bir tane daha yok, bu sebeple ikincisini tasarlamak ister misiniz?

Elbette yeniden bir yat tasarlamak isterim, belki de tasarlamaya başlamış bile olabiliriz ancak Motali çok özel bir yat ve bunun bu şekilde kalmasını istiyorum. Döneminin en ileri teknolojisiyle üretilmesine rağmen aradan geçen 25 yılda yaşanan teknolojik değişimlerle yeniden düşünülebilir ama Motali aynen bu şekilde kalmalı.

25 yıl sonra gerçekleşen bu buluşmanın sebebi neydi?

Biliyorsunuz, yakın zamana kadar INFINITI modellerinin tasarımlarından sorumluydum. Nissan’daki 25 yılı aşkın kariyerimde beni en fazla heyecanlandıran projelerden biri INFINITI Q60 idi. Bu sebeple tasarımlarıma yansıttığım, hayatıma iz bırakmış ve bana ilham veren hikayeleri anlatmak istedik.

 

 

Neydi bu hikayeler?

İlk olarak memleketim Küba’da bir kısa film çektik. Yaklaşık 60 yıl sonra Amerika’dan Küba’ya bir otomobil ithal edildi, o da bir INFINITI Q60 idi. Bu Q60 ile mimar olan babam ve büyükbabamın tasarladığı yerlere gittik. Çok kültürlülüğün getirdiği avantajları kullanarak tasarımlarımı tamamlıyorum.

 

O zaman bir sonraki hikayenizi Türkiye’den anlatacaksınız!

Evet, kesinlikle. Türkiye harika bir ülke. Muhteşem bir doğası var. Burada, Göcek’te masmavi deniz, harika çam ormanları ile mükemmel bir ahenk içinde. Burada da bir tasarım ofisi açmak isterdim! İlham verici çok fazla element var. Göcek’te doğanın gücü ve güzelliğini bir arada yaşayabiliyorsunuz.

 

 

Motali ile birlikte hikayenizi anlattığınız INFINITI Q60’a dönecek olursak; aralarındaki benzerlikler nelerdir?

Aslına bakarsanız tasarladığınız objeler değil, orijinallik güzel olandır. Hem Motali’de hem de INFINITI Q60’da bunu görebilirsiniz. Her ikisi de geçmişin güzel formlarını geleceğe taşıyan çok orijinal objeler. Motali’deki nostaljik tasarım detayları, dönemi için çığır açan malzemelerin kullanımıyla bir araya getirildi. Benzer bir durum Q60 için de geçerli. Marka geçmişinde yer alan ve ikon olmuş otomobillerdeki bazen çok ufak ama etkisi büyük olan detayları araca entegre ettik. Örneğin, ön kaputun ucundaki incecik bir yükselti ilk başta çok önemli gibi durmasa da, markamızın geçmişindeki kült modellerden birinden alınmadır. Ya da ön kapılarındaki dalga formuna bakarsanız; mühendisleri oldukça zorlayan, üretilmesi büyük cesaret isteyen bir unsurdu. INFINITI Q60 bu tabuyu yıkarak, kapı panellerinin hem kapalı hem de açıkken gövde ile kusursuz estetik uyumunu otomobilseverlere sundu.

 

 

INFINITI modellerindeki imzanızı nasıl açıklarsınız?

INFINITI, her zaman yaratıcı tasarımlara imza atmış bir marka. Örneğin FX modeli halen zamansız bir güzelliğe sahiptir. Benim görev aldığım dönemdeki Q30, Q50 ya da Q60’a baktığınızda, C sütunundaki karakteristik form dikkatinizi çeker. INFINITI modellerinin tamamında, direksiyona geçtiğinizde motor kaputunun kenarlarını oturduğunuz yerden görürsünüz. Bu da gücün orada olduğuna dair bir işarettir. INFINITI’de yapmaya çalıştığımız şey, herkesin cesaret edemediklerine cesaret etmemizdir.

 

 

Bu noktadan sonra Nissan-INFINITI-Datsun’u da kapsayan yeni görevinize gelecek olursak; Nissan modellerinde tasarım anlamında neler değişecek?

Nissan’ın lider modeller ürettiğini hepimiz biliyoruz. Son dönemden bahsedersek; Qashqai, Juke, Leaf ya da GT-R gibi sektörde ses getiren otomobiller üretiyoruz. Bunu devam ettirmek için markamızın Intelligent Mobility vizyonunu sürdüreceğiz. Bir markanın baş tasarımcısı olduğunuzda sadece otomobillere odaklanamazsınız. Her şeyden ilham almalısınız.

Peki siz en fazla nelerden ilham alıyorsunuz?

Benim en büyük ilham kaynağım doğa. Doğanın içinde de en fazla deniz. Küçük bir çocuk iken kardeşimle beraber yaklaşık 8 metrelik bir tekneyle denize açılır, dünyayı keşfetmeye çıkardık. Zamanla hayallerimiz genişledi. O dönemde cennete giden yolun denizden geçtiğine inanırdım. Çünkü deniz çok baskın bir güç barındırıyor.

 

Otomobil tasarımcısı olmaya nasıl karar verdiniz?

Okuldan çıkınca babamın mimarlık ofisine giderdim. Çocuk yaşlardayken ahşap işleriyle uğraşırdım. O da benim mimar olmamı isterdi. Çok güzel bir günde dışarıdan gelen motor homurtusuna karşı koyamadım. Dışarı baktığımda yoldan geçen Jaguar E-Type’ı gördüm ve o günden sonra otomobil tasarımcısı olmaya karar verdim.

 

 

Otomobil tarihinde en çok hangi otomobili siz tasarlamak isterdiniz?

Kesinlikle Jaguar E-Type. Muhteşem oranlara sahip bir otomobil. Uzun motor kaputu ve ince silüetiyle, sürüş keyfinin nasıl olması gerektiğini yansıtan bir tasarıma sahip. Gücü size hissettiren, göz alıcı tasarımı, harika notalarla buluşturuyor.

 

 

Son olarak; genç tasarımcılara hangi öğütleri vermek istersiniz?

Tasarım ve yaratım süreci hiçbir zaman durmaz. Nereden nasıl bir ilham alacağınız belli olmaz. Bir bakmışınız Michelangelo’nun Davut Heykeli’nden, bir bakmışınız Leonardo’nun Mona Lisa tablosundan bir öge tasarımlarınıza yansır. Hayatın kendisinden ilham almaktan asla vazgeçmesinler. Algılarını hep açık tutsunlar. Gelecek için tasarım yaparken geçmişin güzelliklerini göz ardı etmesinler. Artistik, sanatsal çalışmalar, mühendislik ile sıkı ilişkiler ile ilişkilendirildiğinde başyapıtlar ortaya çıkar. Yüksek teknolojinin ilerlemesinde duyguların ve tutkunun etkinliği büyüktür. Bu yüzden tutkularına hep sahip çıksınlar.

 

E-Bülten Üyeliği
OGGUSTO.COM'un özenle seçilmiş gustolu içeriğini haftalık olarak takip etmek için e-bültenimize üye olun.
İlginizi Çekebilecek Konular