Matisse Stüdyoda

Henri Matisse'nin stüdyosundaki objelerin, tablolarında nasıl hayat bulduğuna odaklanan Matisse in The Studio sergisi, 5 Ağustos’ta Londra Royal Academy of Arts’ta açılıyor.

 

 

Henri Matisse, 1951 yılında “Hayatım boyunca aynı objeler ile çalıştım. Obje, aktördür. İyi bir aktör, 10 farklı oyunda oynayabildiği gibi, iyi bir obje, 10 farklı tabloda yer alabilir” diyerek, kullandığı nesnelerin sanatındaki önemini vurguladığı biliniyor.

 

 

Aktör Obje, Nü, Suret, Tiyatro Stüdyo, Mecburi Formlar olarak beş farklı başlık altında görülecek Matisse in the Studio sergisi, Tayland, Mali, Türkiye ve Kuzey Afrika’dan tekstil ve mobilyalar toplayan sanatçının çoğu değersiz olan eşyaları tablolarında kullanarak değer kazandırdığı da düşünülebilir.

 

 

Dünyanın farklı yerlerinden bir araya getirilen objeler, sanatta ilk “globalleşme” olarak nitelendirilirken, Fransa dışına çıkmalarına da ilk defa müsaade edilmeleri önem taşıyor. Eser ve objenin de ilk defa bir arada görülmesi ise heyecanla bekleniyor. Küratörlerin üç yıl boyunca dedektif gibi çalışarak bir araya getirebildikleri seçkide 39 obje ve kullanıldıkları 24 tablo, 26 çizim, 11 bronz heykel, 7 kesme eser, 3 litografi ve kitap resimlendirmesinde görülebilecek.

 

Minik “atan nü” heykeli Japon balıklı tablosunda görülürken, Lorette tablosunun kenarında sedef kakmalı Şam sehpa dikkat çekiyor.

 

 

1910’da İspanya’dan aldığı cam vazo karısı Amelie’ye yazdığı mektupta tarif ettiği ve çizimini yolladığı için kesinlik kazanırken, günümüze sağlam ulaşabilmesi ise mucize sayılıyor.

 

 

Odalık” tablolarının kompozisyonlarını tiyatro sahnesi gibi kurarak, Türkiye, Fas ve diğer ülkelerden eşyalar ile hazırlayan sanatçı, 1920’lerde resmettiği tabloların litografilerini de yapması ile hatırlanabilir.

 

 

1898 yılında düğün hediyesi olarak edindiği kalaylı çikolata sürahisini eserlerinde defalarca kullanarak, bu hediyeye olan sevgisini vurgulamış.

 

 

Kesme eserlerinde Çin kaligrafi sanatının net hatları ile Afrika desenlerinin yalınlığından ilham alarak, alakasız iki coğrafyaya ait ‘lisan’ları harmanladığı da gözlemlenebilir.

 

 

Henri Matisse’in Afrika maskelerine olan merakı ve bunları 1906 yılında Picasso’ya göstermesi üzerine sanat tarihinde doğan “kübizm” akımının da fikir babası olduğu rahatlıkla söylenebilir.

 

 

Matisse, 20 Nisan 1942 tarihli mektubunda, sıklıkla kullanacağı Rocaille iskemle için "Sonunda bir yıldır istediğim objeyi buldum. Gümüş mine gibi Barok Venedik iskemlesi. Birkaç hafta önce antikacıda gördüğümde aklım başımdan gitti. Çok görkemli. Vuruldum.  Bu iskemle ile İsviçre’den döndüğümde yavaşça yaza doğru sıçrama yapacağım” diye yazar.

 

 

Nice’e yerleştikten sonra keşfettiği büyük yapraklı bitki olan ‘monstera deliciosa’ları evinde de yetiştiren sanatçı, tablolarında olduğu kadar kesme eserlerinde de bu formu kullanması ile hatırlanabilir.

 

 

 

Her eşyanın hikayesinin de yazıldığı sergi kitabında seyahatlerinden notlar ve mektuplarda okunabildiği için, Henri Matisse’in iç dünyasına da ışık tuttuğu da söylenebilir.

 

E-Bülten Üyeliği
OGGUSTO.COM'un özenle seçilmiş gustolu içeriğini haftalık olarak takip etmek için e-bültenimize üye olun.