St. Petersburg’un En İyileri

Rusya’nın en yetenekli mücevher tasarımcılarından biri olan Petr Axenoff, ilhamını Çarlık döneminden, doğadan, yaşadığı ve aşık olduğu şehir St. Petersburg’dan alıyor. Mücevherleriyle kadınları sadece büyülü bir dünyaya davet etmeyen aynı zamanda içlerindeki prensesi de açığa çıkaran Petr Axenoff, St Petersburg’un iç yüzünü OGGUSTO ile paylaştı.


 

Konaklayın

“Muhteşem manzarası ve konumuyla Astoria Oteli mükemmel bir seçim. Otel Saint Isaac Katedrali, Hermitage Müzesi ve Mariinsky Tiyatrosu gibi tarihi yerlere çok yakın. Başka bir alternatif ise Angleterre Oteli.”

 

Astoria

Angleterre

 

1912’den beri içlerinde dansçı Isadora Duncan ve şair Sergei Yaseni gibi ünlü kişileri ağırlayan Astoria Hotel, St. Isaac Katedrali’nin tam karşısında bulunuyor. Otelde bulunan 169 oda muhteşem bir atmosfer yaratmak için eski ve yeniyi kombinleyerek klasik figürleri ve modern tasarımları vurguluyor. Otelin içinde bulunan Astoria Cafe’de Fransız yiyeceklerini tadmak ve Rotanda Lounge’da bir öğle çayı içmek mümkün.

 

 

St. Petersburg’un kalbinde konaklama imkanı sunan Angleterre Otel’i de, 192 oda ve süitiyle St Isaac Kathedrali manzaralı odalarında kalma imkanı sunuyor. Çalışanları, servisi ve lokasyonuyla harikalar yaratan otelde; Egor Astrov, Igor Cholaria, Khachatur Beliy, Mikhail Lenn’in resimlerini sergileyen ve yaklaşık 10 yıl önce açılmış olan sanat galerisini ziyaret etmek paha biçilemez. Aynı zamanda otelin sinema salonunda gösterilen festival ve sanat filmleri ile yayımlanan bale ve opera performanslarıyla Angleterre, bir otelden bekleneni fazlasıyla karşılıyor.

 

 

 

 

Deneyimleyin

“St. Petersburg bir kış güzeli. Fakat özellikle yaz zamanı küçük bir sandal kiralayıp kanallarda gezinti yapmak çok romantik olacaktır.”

 

 

Özellikle beyaz gece döneminde kanallarda iki kez gezinti yapılmalı. Biri gündüz diğeri ise gece… Güneş battıktan sonra havanın aydınlığı ve şehrin ışıklarının adeta birbiriyle dans edermişçesine yarattığı atmosfer insanı aşka getiriyor. Gece kanallarda gezinti yaparak, köprülerin açıldığı saate denk getirmeyi unutmayın.

 

Kendinizi Şımartın

“Mariinsky Tiyatrosu’nda bale izlemek için mutlaka bilet alın.”

 

 

İki yüzyılı aşkın bir süredir çeşitli sanat dallarını izleyiciyle buluşturan Mariinsky Tiyatrosu, Mathilde Kschessinska, Anna Pavlova, Vaslav Nijinsky, Galina Ulanova, Rudolf Nureyev ve Mikhail Baryshnikov gibi isimlerin içinde bulunduğu bale gösterileriyle sanatı içinize işliyor.

 

Şaşırın

“Kunstkamera Müzesi’ndeki tuhaflıklar sizi çok şaşırtacak. Modayı seviyorsanız, Tatyana Parfionova’nın butiğinde sıra dışı kıyafetler ve aksesuarlar bulabilirsiniz.”

 

 

Bu yıl 295. yıldönümünü kutlayan Kunstkamera Müzesi, çeşitli kurallar ile misafirlerini içeri alıyor. Müze için önemli olan noktaların başında Rusya’nın değişimi ile ilgili bir fotoğraf yaratmak geliyor. Rusya’nın ilk müzesi olmasından dolayı çok önemli olan Kuntskamera’da tanık olunan her detay insanı farklı bir aleme götürüyor.

 

 

1988’de ürettiği projesi “Theatre of Fashion” yani “Modanın tiyatrosu” ile adını duyuran Ukraynalı Tatyana Parfionova, 1995’te kendi moda evini açarak, dünyanın en bilinen Rus moda tasarımcılarından biri haline geldi. Rusya’da ve başka ülkelerde aldığı ödüllerle başarısını taçlandıran Parfionova’nın misyonu, bir duygu yaratmak ve bunu paylaşmak… Hayvanları ve doğayı önemseyerek yapılan koleksiyonları ve yaratıcı metaryalleri bulmaya harcanan büyük çabasıyla moda evi, insanın gönlünde taht kuruyor.

 

 

Yiyin

“Four Seasons Oteli’ndeki Percorso restoran ihtişamlı bir yemek için ideal.”

 

 

İtalyanca “Seyahat” anlamına gelen Percorso’da, misafirler, içinde bar, lobi ve 12 kişilik özel yemek odası bulunan 4 farklı odadan birini seçebilir ve İtalyan spesiyellerini deneyebilir. Şef Valeria Andrisani, İtalya’nın her bölgesinden gelenekleri yansıttığı yemekleri ile tadına doyulmaz menüler sunuyor.

 

 

İçin

“Big Wine Freaks barında mutlaka votka için. Barın farklı kokteyllerden oluşan geniş bir menüsü de var.”

 

 

Canınız bir şeyler içmek istediğinde hiç tereddüt etmeden gitmeniz gereken yerin başında geliyor Big Wine Freaks. Ünlü Rus votkasına ve buradaki değişik kokteyllere bayılacaksınız.

 

 

Gezin

“Şehir dışındaki en yeşil parka sahip Pavel’in Pavlosky Sarayı’nı mutlaka gezin. Aynı zamanda yakınında restoranı da iyi olan güzel bir butik otel var.”

 

 

2. Katerina (Yekaterina)’nın oğlu Pavel’e hediye ettiği araziye, Pavel’in yaptırdığı saraydır Pavlosky Sarayı. Bol bol altın kaplamaların görüldüğü saray son derece gösterişli ve zengin bir saray. Sarayın mimarı Charles Kameron ve inşaatı 1783 yılında başlayarak tam 4 yıl sürmüş. Rokoko ve neo klasizm tarzında inşa edilmiş sarayın, yeşil alanları insanın içinde çok mutlu bir his bırakıyor.

 

 

 

Görün

“Hermitage ve Rus Devlet Müzesi’ni, Saint Isaac Katedrali ile Voskresenia Khristova Kilisesi’ni görmeden dönmeyin.”

 

St. Petersburg deyince akla gelen ilk yerdir Hermitage Müzesi. sahip olduğu 3 milyondan fazla sanat eseriyle dünya üzerindeki en önemli sanat merkezlerinden biri olarak bilinen Hermitage Müzesi, tam da bu özelliği nedeniyle Guinness rekorlar kitabına girmeyi başarmış. 1764 yılında ünlü Rus Çariçesi Katerina’nın bir müzayededen 200 tablo alıp bunları saklamak amacıyla temellerinin atıldığı düşünülen Hermitage Müzesi, Barok mimarinin dünya üzerindeki en nadide örneklerinden biri olarak kabul ediliyor.

 

 

Rus sanatının dünyadaki en geniş koleksiyonunu kapsayan Rus Devlet Müzesi, eşsiz mimari kompleksiyle St. Petersbug’un tarihi bölgesinde bulunuyor. Rus sanatına dair ilk müze olma özelliği taşıyan müze, Emperor Alexander III tarafından 1893te başlatılmış.

 

 

19. yüzyılda yapılan St. Isaac Katedrali, dünyanın en büyük kubbeli yapılarından biri olarak kabul ediliyor. Kubbesinde 100 kg saf altın kullanılan katedral, oldukça büyük ve son derece gösterişli. Rusya’nın ana katedrali olarak kabul edilen katedralin dış cephesi 112 granit kolonla çevrili. Dışı da içi kadar etkileyici olan katedralde bir çok resimler, özel heykeller, mozaikler ve özel camlar mevcut. Yaklaşık 300 adet ve oldukça dar olan basamakları çıkıp katedralin tepesine çıktığınızda, harika bir şehir manzarası sizi kucaklıyor.

 

 

St. Petersburg’u temsil eden başlıca ikonlardan biri olan Voskresenia Khristova Kilisesi, dış yüzeyindeki mozaik yapılarla hayranlık uyandırıyor. Hükümdar II. Alexandr'ın 1881 yılında devrimci bir grup tarafından kraliyet aracına bomba atılarak suikaste uğradığı yerin tam üzerine dikilen Voskresenia Khristova Kilisesi’nde, hükümdarın anısını yaşatmak üzere kilisenin içerisinde ve dışarısında ağırlıklı olarak kırmızı renk kullanılmıştır. 1930'lu yıllarda Bolşeviklerin din karşıtı hareket sergilemeleri ve ülkedeki birçok kiliseyi harap etmeleri üzerine kapatılan Voskresenia Khristova Kilisesi, Bolşevik hükmü ve yenilenme derken kilise ancak 1997 yılında yeniden açılabilmiştir.

 

Alın

“İmparatorluk Porselen Fabrikası’nda birbirinden güzel ve kaliteli hediyeler bulabilirsiniz – özellikle Rus ve Avrupa motiflerinden ilham alan tasarımlar…”

 

 

Sanatın başka bir dalı olan porselen tasarımları göze fazlasıyla hitap ediyor. St Peterburg’daki bu fabrikadan hem kendiniz için hem de hediyelik olarak çok güzel tasarımlar bulmak mümkün.

 

Tadın

“En iyi Napolyon tatlısı için doğru adres Terrassa.”

 

 

Şehrin ortasındaki yüksek binalardan birinin çatı katında bulunan Teressa, St. Isaac Katedralini gören manzarasıyla büyüleyici bir restaurant. Restaurantın menüsünde her zevke uygun yemekler mevcut. Napolyon tatlısını her yerde yiyebilirsiniz fakat Teressa’da yediğiniz unutulmaz olacaktır.

 

 

 

St Petersburg’a Giderken…

 

 

E-Bülten Üyeliği
OGGUSTO.COM'un özenle seçilmiş gustolu içeriğini haftalık olarak takip etmek için e-bültenimize üye olun.
İlginizi Çekebilecek Konular