Ehliyete İhtiyaç Duymayacağınız 8 Otomobil

Otomobillerin uçması ya da kendi kendine gidebilmesi, en az otomobilin kendi tarihi kadar eskidir. Otomobilleri neden oldukları gibi bırakmadığımız ise ayrı bir tartışma konusu! Tüm bunların ötesinde, günümüzün en popüler teknolojik gelişmelerinden biri ise otonom sürüş yani kendi kendine gidebilen araçlar. Uçan otomobilleri başka bir habere konu ederiz artık!

Konumuz kendi kendi gidebilen otomobiller. Bu sistemler yavaştan hayatımıza girmeye başladı bile. Durum böyle olunca özel şoförlük mesleği son mu bulacak, bunu zamanla göreceğiz! Bir diğer merak edilen ise; sürücü ehliyetinin yakın gelecekte ne denli gerekli olacağı. Öyle ki; otonom sürüşlü araçlar kendi başlarına bile gidebiliyorken, neden çocukları okula bırakma görevini de üstlenmesinler!

 

Mercedes E Serisi, Tesla Model 3 ve Volvo XC90

 

Tesla, Mercedes ya da Volvo gibi markalar kendi kendine gidebilen otomobilleri şimdilerde ticarileştirmiş olsalar da, halen bu araçların direksiyonlarında birinin oturması gerekiyor. Buna sebep olarak da trafik kurallarında henüz otonom sürüş konularında, olası bir kaza durumunda suçlunun kim olduğunun belirlenmemiş olması geliyor.

 

 

Otomobil şirketleri böyle bir risk almak istemedikleri için kontrolün halen sürücüde olması gerektiğini belirtiyorlar. İşte tam da bu yüzden, Volvo ve Mercedes gibi markalar şu an için satın alabileceğiniz araçlarında “yarı-otonom” olarak adlandırılan ve direksiyonu tutmanızı gerektiren sistemleri sunuyorlar.

 

 

Tesla, sunduğu otonom sürüş yardımcılarına daha fazla güvenen bir imaj çizse de yine de sürücünün kontrolü elden bırakmamasını öneriyor. Araç paylaşım platformu Uber ise Volvo’nun XC90 modeliyle San Francisco’da kendi kendine gidebilen programının denemelerine başladı bile.

 

Google Car

 

Dünyanın en büyük şirketlerinden Google, bir otomobil üreteceği fikrini ortaya atalı çok oldu, 2014 yılındaysa farklı yaştaki kullanıcılar ile otomobilini buluşturdu. Başta Lexus ve Toyota modelleri olmak üzere pek çok seri üretim araca eklediği aparatlar ile geliştirmeye başladığı sistemleri Google Car olarak bilinen sempatik görünümlü araca aktardılar. Tavanında 360 derece lazer tarama sensörleri bulunan bu minik otomobil, öndeki mesafeyi sürekli tarayarak ilerliyor. Navigasyon üzerinden girdiğiniz bilgiler ışığında sizi istediğiniz yere götürebilen araçta direksiyon gereksiz bir detay aslında. Dolayısıyla kullanılmamış.

 

 

2 kişilik iç mekanda emniyet kemerleri takıldıktan sonra yolculuk başlıyor. Bu araç seri üretime geçerse, artık çocuğunuzu şahsen okula bırakmak zorunda kalmayacağınız gibi, ehliyeti olmayan kişiler bile gidecekleri yeri belirleyip yolculuk yapabilecekler. 2014’te kamuoyuna gösterilen Google Car’ın ne zaman seri üretime geçeceği ise henüz kesinleşmedi.

 

Rinspeed Oasis

 

İsviçre merkezli Rinspeed, en yeni modelinin prömiyerini, alışılmışın dışında Cenevre Otomobil Fuarı yerine, eşzamanlı olarak Kuzey Amerika’da CES 2017 ve NAIAS 2017’de gerçekleştirdi. Oasis adındaki konsept araç, otonom sürüş özellikleri bir yana iç mekanında sebze-meyve ya da Bonzai ağacı yetiştirebileceğiniz bir bahçeyi de barındırıyor. TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi’nin de desteğiyle hareket edebilecek hale gelen Rinspeed Oasis, sadece bireysel bir ulaşım aracı olmaktan ziyade, çok amaçlı hizmet de verebilir. Oasis projesi gerçekleşmesi halinde, araç neredeyse park halinde kalamayacak. İsteyen bu aracı kendi ulaşımı için kullandıktan sonra bırakacak, bir sonraki isteğinde de yeni bir araç hizmetine sunulacak. İstendiği takdirde tek bir aracı paylaşabileceğiz de…

 

 

Holografik dokunmatik sistem üzerinden araç ayarları kontrol edilebilen Oasis, kullanılmadığı durumlarda uygun bir yere park ederek bir sonraki yolcusunu bekleyebiliyor. İsterseniz, aracın çekmece şeklindeki bagaj bölümüne eşyalarınızı yerleştirip lojistik faaliyetlerinizi de sürdürebiliyorsunuz. Tamamen elektrikli Oasis’in şarjının bitmesi durumundaysa en yakın noktadaki mobil acil şarj robotları size dolu bir enerji paketi getiriyorlar; sonrasındaysa yerlerine geri dönüyorlar. Oasis’in 5K teknolojili gösterge tablosuna tezat oluşturacak şekilde Carl F. Bucherer markalı bir saatin direksiyon kolonunun hemen içinde yer alması da enteresan bir ayrıntı!

Mercedes-Benz Vision Van

 

Daimler Grubu’nun adVANce stratejisinin ilk örneklerinden biri olan Vision Van, kendi kendine gidebilen bir ticari araç. Dünyanın, lojistik sektöründe ürün dağıtımındaki dijital entegrasyon konusunda hizmet verebilen ilk araç olan Vision Van, 270 km’lik elektrikli menzil sunuyor. Otomatik olarak yüklenebilen arka bölümdeki teslimatlar, tavanda yer alan iki adet drone ile dağıtılabiliyor. Direksiyon yerine bir joystick yardımıyla sürücü tarafından da hareket ettirilebilen Vision Van tamamen kendi de gitmesi gereken yere ulaşabiliyor.

 

 

Mercedes’e göre bu türden araçlar, bulut sistemi üzerinden aldıkları verilerle en hızlı dağıtımın nasıl olabileceğini hesaplayarak kendi içlerinde malları aktarabilecekler. Kulağa çok çılgın gelse de, yapay zekanın geldiği noktaya dair muhteşem bir örnek.

 

Volkswagen I.D. Electric Concept

 

Volkswagen, 2020 yılından itibaren tamamen elektrikli otomobillerini seri üretime alacağını açıkladı. I.D. olarak isimlendirilecek olan bu araçların ilk örneklerine dair konseptler fuarlarda arzı endam etmeye başladı bile. Modüler Elektrikli Sürüş olarak adlandırılan platform (MEB) üzerinden geliştirilecek olan araçlarda otonom sürüş özellikleri de bulunacak. Standart VW modellerinden tasarımlarıyla da ayrılacak olan I.D. modellerin en sonuncusu olan I.D. Electric Concept, 168 HP bir güç kaynağına sahip. 8 saniyede 100 km/s’ye ulaşabilen bu araç 159 km/s maksimum hız yapabiliyor.

 

 

Araç menzilinin ise 400 ile 600 km arasında olacağı öngörülüyor. I.D. Electric Concept, Volkswagen’in tanıttığı ilk tam otonom araç olma özelliğini taşıyor. 2025 yılında bu teknolojinin tamamen ticarileşeceğini dile getiren Volkswagen, şov otomobilinde yine de geleneksel bir oturma düzeni sunuyor. Tavandaki lazer tarayıcılar, aracın çevresini gözlemleyen sensörler ve radarlar sayesinde kendi kendine hareket edebilen I.D. Electric Concept, kullanımı bittiğinde sürücü yardımı olmaksızın park yerine kendi gidebilecek; çağrıldığı takdirde de yanınıza tekrar gelebilecek.

Toyota Concept-i

 

Toyota, “kendi kafasına göre takılan” Concept-i ile “otonom sürüş” konusuna farklı bir yorum getiriyor. Yui adındaki yapay zekaya sahip olan Concept-i, sürücünün tüm geçmişini hafızasında tutarak, ruh haline uygun yolculuk desteği veriyor. 2030 yılında bir Toyota kullanmanın nasıl olacağının gösterilmek istendiği kavram araç, teknolojinin soğuk, ruhsuz havasını dağıtmak istiyor. Bu sebeple, Concept-i’daki “Yui” sizinle konuşabilen bir teknoloji barındırıyor. Aracı çalıştırmak istediğinizde kokpitte yanıp-sönen butona basıyorsunuz ve Concept-i sizinle adeta el sıkışarak harekete hazır hale geliyor.

 

 

Trafikte nasıl sürücüler birbirleriyle iletişim halinde iseler, Yui sayesinde Concept-i de hem sürücüsü hem de diğer araçlar ile entegre bir iletişime sahip olacak. Sadece hareket eden nesnelerle değil, binalar, ağaçlar ya da yayalar gibi faktörleri de bu araç algılayacak ve onlarla da etkileşime geçebilecek. Örneğin arkada alışıldık stoplar yerine “Dikkat Et” yazısı belirecek. Gerçekten teknoloji bu kadar gelişti demekten kendinizi siz de alamadınız değil mi?

E-Bülten Üyeliği
OGGUSTO.COM'un özenle seçilmiş gustolu içeriğini haftalık olarak takip etmek için e-bültenimize üye olun.
İlginizi Çekebilecek Konular