Jaeger LeCoultre ATMOS 568 Isı ile Çalışan Saat

kapak-atmos

Isı Değişimi ile Çalışan Saat

Atmos 568

Jaeger LeCoultre Atmos 568;  bu kez; çağımızın en başarılı tasarımcılarından Marc Newson tarafından yeniden tasarlandı. JLC'ün ilk kez 1928'de tasarladığı ve ısı değişimleri ile çalışan saati efsanevi bir geri dönüş yaptı. 2008 yılından bu yana Jaeger-LeCoultre ve tasarımcı Marc Newson, uzmanlıklarını bir araya getirmek ve ikonik Atmos saatinin yeni ve eşsiz bir yorumu üzerinde birlikte çalışarak birbirlerinin yaratıcı enerjisinden faydalanmak için güçlerini birleştiriyorlardı. Tasarımcı bu yıl bir kez daha hayal gücünü hava üzerinde yaşayan bu saate yansıtarak ona içsel kimliğine sadık kalan çağdaş bir ruh kazandırmayı başarmış. . Tasarımcının Grande Maison ile çalışması bir Baccarat kristal küre altında nefesleri kesen, göz alıcı bir saflığa sahip olağanüstü bir objenin doğuşunu sağladı.

5-atmos-568-marc-mewson

Bu saat tamamen sessiz – enerjisini ısıdaki kolaylıkla algılanamayan değişimlerden alıyor –sürekli devinimli bir makineyi hayal eden Leonardo Da Vinci gibi ve çağlar boyunca karşısına çıkacağı herkesi büyüleyebilecek bir mekanizmayla çalışıyor. Bu son ortak çalışmada yetenekli tasarımcı Atmos’un dış görünüşü ve parçalarından bazıları üzerinde yeniden çalıştı. Özünü ve ikonik konumunu vurgulamak için onu tam bir şeffaflığa sahip kristal bir küre içine geri yerleştirdi. Tasarım, teknik ustalık ve geleneğin birleştiği yer Jaeger LeCoultre Atmos 568, ısı arttığında genişleyen, düştüğünde genleşen sızdırmaz mühürle mühürlenmiş bir kapsül içerisindeki, gazlı bir karışım sayesinde tüm insan müdahalelerinden bağımsız olarak çalışıyor. Kapsül saatin hareket yayına bağlanıyor ve bir akordeonun alt kısmını gibi şiştikçe, sürekli saat mekanizmasını döndürüyor. Tek derecelik bir ısı değişimi saate yaklaşık iki günlük bir çalışma otonomisi sunmaya yetiyor. Çark dişlileri öylesine mükemmel bir tasarıma sahip ki, saatin optimum çalışmasına müdahil olabilecek yağlara gerek duymuyor. 1-atmos-568-marc-mewson  

Marc Newson Jaeger LeCoultre Atmos 568

İşbirliğini Anlatıyor

Zamanla olan ilişkinizi nasıl tanımlarsınız? Hiçbir zaman yeterince zamanım olmuyor, bu kesin… Ancak bence zamanın geçişi veya ölçümü daima benim için büyüleyici bir yan barındırmıştır. Bir saat bana tüm evreni kendi küresinde barındıran, büyülü bir obje gibi görünür. Jaeger-LeCoultre ile ilk işbirliğiniz 2008 yılında Atmos 561’i tasarlamanızla gerçekleşmişti. Nasıl buldunuz? Benden bir Atmos tasarlamamın istenmesi beni çok heyecanlandırmıştı çünkü bu ilk gençlik yıllarımda ilk gördüğüm günden beri çok beğendiğim bir saatti. Jaeger-LeCoultre için tasarım yaparak ve özellikle de her zaman büyük bir saygı duyduğum bir parçayı tasarlayarak hayatımın en tatmin edici tecrübesini elde ettim.

2-atmos-568-marc-mewson

Atmos saatinde size öylesine çekici gelen, sizi yeni bir tasarımını sunmaya iten neydi? Benim için bir Atmos karmaşık ve büyülü bir objedir, sürekli bir devinim içinde kusursuzca, ya da kusursuza en yakın biçimde çalışır ve içerisinde çalışacağı sürekli bir ortama ihtiyaç duyar. Canlı bir şeymiş hissi yaratır – sizin varlığınızı hissedebileceği duygusuna kapılırsınız – ki ben de bunu tuhaf biçimde rahatlatıcı buluyorum. Atmos’un içinde bulunduğu çağdan tamamen bağımsız olmasını seviyorum: bugün de hep olduğu kadar güncel ve kimse onun temel teknik özelliklerini iyileştirmeyi ya da değiştirmeyi başaramadı. Jaeger-LeCoultre gibi bir şirketin böyle bir objeyi desteklemeyi sürdürmesi hoşuma gidiyor. Başka herhangi bir objeye kıyasla bir saat üzerinde çalışmak nasıldı? Benim tasarladığım her şeye yaklaşımım daima aynıdır – bunda talimatı bir sorun olarak görürüm. Hayal gücü, anlayış ve yenilikçilikle çözmem gereken bir tasarım yapbozu gibi. Bu otomobilden sandalyeye, tasarladığım her şey için geçerli. Ancak tasarım konusunda bildiğim bir şey var ki, o da ben bir bağ kurabileceğiniz ve hayatınızın sonuna kadar yanınızda bulundurmak isteyeceğiniz, asla değiştirmek istemeyeceğiniz objeler tasarlamayı seviyorum. bu objeler tamir edilecek ve çalışmaya ve güncel ve klasik olmaya devam edecek. Atmos bu felsefeye mükemmel biçimde oturuyor. Felsefi düzeyde mükemmel bir süreklilik sağlıyor, ki bugün dijital objelerin neredeyse kullanılıp atılan ürünlere dönüşmesiyle bu özellik hafife alınıyor. Atmos ise bunun antitezi – hiçbir zaman yolu çöplüğe düşmeyecek.

3-atmos-568-marc-mewson  

Bu yeni tasarımda ifade etmek istediğiniz özel bir şey var mıydı? Ve bu sizin önceki tasarımınızdan ne açılardan farklı? İyi tasarım daima zaman testini geçmiş, eskimeyen, kaliteli ve zamana meydan okuyan objeler üretmekle ilgili olmuştur. Bu değişmedi – özellikle de şu anda, her şeyin tek kullanımlık olduğu bir çağda yaşıyormuşuz gibi hissederken. Atmos gibi objeler tek kullanımlık değil; değerli, insanların eşsiz duygusal bağlar kuracağı ve onların hayatlarının bir parçası haline gelecek objelerdir. Jaeger-LeCoultre’un ürettiği ürünler gelecek nesillerin övgüyle karşılayacağı bir değer ve bir tarih yaratarak bu testi kolaylıkla geçiyor. Yeni Atmos umarım hem modern, hem de Jaeger-LeCoultre’un değerlerini aktaran bir ürün. Benim için birlikte çalıştığım markayla özdeşleşmiş olan genlere saygı duymak ve onları işime dahil etmek çok önemli, bunun tasarımda ortaya çıkması gerekiyor. Mesele tekerleği yeniden icat etmek değil, markanın genlerine saygı duymak. Yeni Atmos’u farklı kılacak, yeni bir kitleye hitap edecek kendine özgü, belirli bir karakter olması gerekiyordu. Yeni bir Atmos tasarlamak için izlediğiniz yaratıcı süreci nasıl tanımlarsınız? Jaeger LeCoultre Atmos 568 için görünen parçaların çoğu yeniden tasarlandı; ibreler, kadranlar, kasa, balans, mekanizmanın temeli ve yapısı ve camlı ara yüzü. Tasarım üç ayağa sahip (566 gibi), bu da Atmos’a güçlü bir duruş ve dayanıklılık katarken tamamen çıkarılabilir olan, mekanizmayı ayarlamaya erişim sağlayan ön kapağa da destek görevi görüyor. Şekil ve şeffaf kabin sayesinde elde edilen optik netlik gerçekten mekanizmayı vurguluyor ve göz önüne çıkarıyor. Bunun sonucu ise şişe içindeki bir gemiyi anımsatan, çekici ve neredeyse büyülü bir obje. Peki neden cam? Çünkü bu güzel ve soylu bir malzeme.

4-atmos-568-marc-mewson

Karşılaştığınız en büyük zorluk neydi? Atmos ile ne yapabileceğimi düşünürken gerçekten kendimi rahat hissettim, çünkü onu çok iyi tanıyordum. Kendime şöyle sordum: kendimi bu obje içinde ne ölçüde ifade edebilirim? Ve aslına bakarsanız asıl zorluk da buydu. Mekanizma zaten vardı ve temel mekanik aksamlar değiştirilemezdi. İç unsurların tasarımındaki titiz düşünme biçimine rağmen, bu saatin hayranlık uyandırıcı faktörü yuvarlanmış küp şeklindeki Baccarat kristal kasa oldu. Ancak kasayı üretmek son derece zordu, mükemmel bir biçime ulaşmak için yapılacak çok fazla iş ve geliştirme çalışması vardı.   Bu konu da ilginizi çekebilir: https://www.oggusto.com/2016-en-iyi-kronograf-saatleri/

E-Bülten Üyeliği
OGGUSTO.COM'un özenle seçilmiş gustolu içeriğini haftalık olarak takip etmek için e-bültenimize üye olun.