• Arama

Özlem Güsar'ın Yaz Otel Seçimleri

Bodrum'dan Marmaris'e Türkiye'nin hem izole hem gözde otellerini OGGUSTO okuyucuları için deneyimledim. 2020 yazında gidebileceğiniz otelleri keşfedin.

Seyahat benim için hayatımın vazgeçilmezi, kendimi bulmamın ve tamamlamanın en güzel yolu, kişisel merakım bir yana işim gereği de çok seyahat ediyorum. Geçtiğimiz 5 yılda seyahatten sanata, modadan gastronomiye, mücevherden güzelliğe birçok kategoride en gustolu içerikleri paylaşmaya çalıştığımız OGGUSTO’da konusunun en iyi editörleri yazsa bile bir orkestra şefi gibi her konuda bilgi sahibi olmam gerektiği için hayatım yollarda geçiyor diyebilirim. Bu sene birçok insan tatil yapıp yapmama kararına henüz karar veremese de Haziran ortası gibi yollara düştüm ve tatil ile iş birbirine karıştırarak belki de son 20 yılın en uzun seyahatini yaptım. Ya sahibini tanıdığım ya da markasına çok güvendiğim otelleri ziyaret ettim bu süre boyunca. İki amacım var; 2020’de yaşadığımız bu pandemiden en çok etkilenen sektörlerden biri olan seyahat sektörüne elimden geldiğince destek vermek ve bu yazın hem izole hem gözde destinasyonlarını size anlatmak istedim.

En Klasik: Divan Bodrum

Vazgeçilmeyen klasiklere tutkun biri olarak Divan Bodrum’u ne kadar sevdiğimi tahmin edebilirsiniz. Son yıllarda her gelişimde beni 15-20 sene öncesine yani kızımın küçüklüğüne götüren Divan Bodrum’da, bir meyve kokteyli bile bir sürü anıyı aklıma getirmeye yetiyor. Yazları Bodrum’da geçirdiğimiz o yıllarda, hem kızımı mutlu etmek hem de güvenliğinden emin olmak isterken yolum hep buraya düşerdi. Kızım büyüyeli çok oldu ama ne zaman her şeyin çok güzel olduğu o günlere dönmek istesem hala buraya geliyorum. Çünkü yıllar geçse de Dünya değişse de Divan Bodrum’un kalitesi ile verdiği huzur ve güven hiç değişmiyor ve bunu görmek insana çok ama çok iyi geliyor.

O yüzden yolu Bodrum’a düşenlere ya da düşecek olanlara önerim mutlaka Divan Bodrum’a uğramaları. Türkbükü’nün bugün bildiğimiz popüler haline gelmesinde büyük rolü olan bu otel, özellikle aileler için kusursuz bir tatil deneyimi sunacak ve yıllar sonra akıllarına her geldiğinde kocaman gülümsemelerine sebep olacak şahane anılar bırakacak. Muhteşem konumu, masmavi sahili ve şık dekorasyonunu hep çok sevdiğim Divan Bodrum’un hijyen şartlarına verdiği önem ve aldığı üst düzey önlemler de özellikle böyle bir dönemde, misafirlerin içini rahatlatacak cinsten. Buraya kadar gelmişken Divan Pastanesi Bodrum’un enfes lezzetlerini tatmadan dönmek de olmaz. Şahane rokokosundan benim için de yemeyi unutmayın!

En Romantik: Perdue Hotel

Pandemiden sonra gerçekten cennetten bildiriyorum desem yeridir. Fethiye yakınlarında bulunan otel aslında bir balayı oteli ve romantikliğiyle göz kamaştıran bir başka bir dünya. 10 dönümlük bir arazi içinde 11 adet villa, bungalov ve çadırı bulunan otel, doğuştan izole. Pandemiyle ilgili bütün önemlerini alsalar da zaten buna çok da gerek yok. Burada neredeyse her misafire kendine ait 1 dönüm arazi düşüyor. Tüm odalar birbirinden güzel olsa da sadece bir tane olan superior odanın kendine ait denizi, evet yanlış duymadınız kendinize ait havuzu değil denizi ve minik bir plajı var. Benim bu oteldeki en çok sevdiğim şeylerden biri denizin kayalara girmesi ve köpürmesi… Dalgaların çıkardığı sesle iç içe olmak paha biçilemez. Muhteşem bir deniz manzarası, daha da muhteşem bir gün batımı manzarası içinde zamanı durdurmanız mümkün.

Bilenler benim Afrika’ya olan tutkumu bilir. Buradaki odalar da bana Afrika’daki çadır kampları hatırlattı. Her an bir yerlerden Masai’ler geçecek, filler çıkacakmış gibi hissettim ve bana bu inanılmaz mutluluk verdi. Gece yattığımda sanki zürafaların sesini duyacakmışım gibi olsa da tek duyduğumuz cırcır böceklerinin sesiydi. Zamanı dışarıda geçirmenize odaklı olan odalarındaki basitlik ve sadelik huzur arıyanlar için. Perdue, dünyada Glamping olarak bilinen Glamour ve Camping kelimelerinden türetilen lüks çadırlarda tatilin, ülkemizdeki ilk örneği mi bilemem ama bence en güzel örneği. Antalya’ya kadar giden dünyanın en güzel manzaralı yollarından biri olan Likya yolunda yürümek sabahlarımın vazgeçilmezi idi. Akşam ise olabilecek en güzel açık hava sinemalarından birinde, yıldızların altında film seyretmek paha biçilemezdi. Gecenin filmini ilk gelen seçiyor, benden söylemesi.

Peki herkese uygun bir otel mi; tabii ki hayır.

Kimler Perdue’ye gelirken beş kere düşünmeli?

  • İki kişilik mutluluk yaratamıyorsanız

  • Tatile çıkmak değil görmek ve görülmek ihtiyacındaysanız

  • Gerçek bir doğa aşığı değilseniz

  • Hayatımın aşkını bu tatilde bulabilirim diyorsanız

  • Diz probleminiz varsa Perdue size uygun değil; lütfen aşağıdaki önerilerimi okumaya devam edin.  

En Doğal: Dionysos Village Hotel

1 Temmuz’da henüz açılmadan gitmek için ve keyfini çıkarmak için özel ricalarda bulunduğum Dionysos’a gelmeniz için 3 ana nedeniniz var: Birincisi sabah Kumlubük’te şahane bir denize giriyorsunuz, ikincisi öğlen kendi villanızın havuzunuzda güneşlenip keyif yapıyorsunuz üçüncüsü ise akşamüstü 40 dönüme ekilmiş bahçelerinde sütünüzü kendiniz sağıp, ertesi sabahın kahvaltısı için domates, salatalık toplayabiliyorsunuz. Türkiye’de, önünüzde lavantalara, bir tarafınızda ayçiçeği bir tarafınızda zeytin ağacı olan, arkanızın bağ bostan olduğu başka bir otel daha varsa ben bilmiyorum. En güzel haber şu, tesiste üretilen tüm ürünler Amos Doğal Ürünler isimli

Burası gerçekten dönüp baktığımda nasıl yapıldığına inanamadığım tesislerden bir tanesi. Otelin üzerine kurulduğu dev kanyon, 240 metre genişliğinde ve sanırım Türkiye’nin en geniş kanyonlarından bir tanesi. Sevgili Ahmet Bey, 100 dönümlük bu kanyonun üzerine şahane 53 tane villa ve apart yerleştirmiş. O kadar özenerek yapılmış ki son zamanlarda ise yenilenebilir enerji anlamında güneş enerjisinden elektrik panelleri kurulmuş.

Her sabah Kumlubük’e bakan bir manzaraya karşı uyandığımız günlerde, hayat durmuş gibiydi. Hemen her villanın ya yatak odasının ya da oturma odasının böyle bir manzarası var. Otel açılmadan gidip kaldığımız için tamamen izole bir tatildi benim için. Villalarda iki yatak odası mevcut ve neredeyse dinlenme merkezi şeklinde banyosu var. Villanın bahçesinde hamak, tatil boyunca benim vazgeçilmezim oldu, çünkü devamlı esiyordu. Burada tamamen kendi eviniz gibi tatil yapabilirsiniz. İsterseniz alışverişinizi kendiniz yapıyorsunuz isterseniz de tüm alışverişinizi sizin için yapıyorlar. Bu tam teşekkürlü villaların en sevdiğim yanı da dekorasyonu. İçi adeta Fransız Provence zarafetiyle Türk zevklerinin birleşimi olan iç dizaynı, sade ve şık. Hem ailecek çocuklarınızla gelebilir hem de arkadaşlarınız veya dostlarınızla gelip istediğiniz gibi tatil yapabilirsiniz. En önemli özelliği ise en sona sakladım. Eğer araba kullanmak istemiyor, uçağa da binmek istemiyorsanız çözüm bu otelde: Anlaşmalı şoförlerle evinizden Dionysos’a kadar gelebilirsiniz.

En Sevdiğim: Golden Key Bördübet

Türkiye’de en sevdiğim otel neresi diye sorulursa hiç şaşırmadan ¨Golden Key Bördübet¨ derim.  Çünkü benim için burası gerçekten bir cennet…  Amazon ormanları gibi bir ormanın içinde tatil yapmak istiyorsanız, adres burası. Kahvaltı ederken; kaplumbağaları, kuğuları, balıkları ve tavus kuşlarını da beslemek istiyorsanız adres burası, Kendilerine ait bir yarımada üzerindeki plaja gitmek için minik bir motor ile dereden sazların arasından geçerek gitmek istiyorsanız adres burası; her bir detayı dekorasyon dergilerine konu olacak zariflikte bir otel arıyorsanız adres burası.  Siz siz olun buraya gelecekseniz ¨Kayıkhane¨ odasını isteyin. Bütün yazı nerde geçirmek istersiniz diye sorsalar, bu oda derim. Bu odada kendinizi 1960’ların Hollywood filminin içinde gibi hissedebilirsiniz. Sanki bir yerlerden Ingrid Bergman, Spencer Tracy çıkacak ve şahane bir aşk hikayesi yaşanacakmış gibi hissediyorsunuz. Ayrıca bu oteli sevmemin sanata olan duyarlılığıyla da alakası olduğunu söyleyebilirim. Her yıl sanatla ilgili bir sergi yapan otelde bu yıl Ayla Turan, Kemal Tufan, Bahadır Çolak ve Ali Şentürk’ün eserleri mevcut. Benden duymuş olmayın ama galerilerin bile açık olmadığı pandemi döneminde, Golden Key otelleri sanata her desteği vermiş.

Bördübet, ¨Bird¨ ve ¨Bed¨in birleşiminden oluşan bir isim, yani kuş yatağı demek. Burada kaldığımız günler boyunca duyduğumuz kuş sesleri paha biçilemezdi. Odaların içinde ise yataklardan kıyafet askılarına kadar her yerde kuş detayları var. Dünyada kadın eli değen butik oteller çok ama çok farklı, her detay özenle düşünülmüş, son derece zarif. Şimdi bu bilgilerden sonra soruyorum, sevmekte haksız mıyım? Bence çok haklıyım!

En Lüks: D Maris Bay

Lüks sektöründe 20 yıllık tecrübeye sahip biri olarak benim lüks bir otelden beklentim diğer insanların beklentilerinden biraz daha farklı olabilir. Benim için bir otel; çalışanları mutluysa ya da dev bir otelin konforunu ve küçük bir butik otelin saklı kalmış güzelliğini aynı anda sunuyorsa lükstür. Otellerin lobilerindeki şatafattan çok; yatak çarşaflarının kalitesiyle ilgilenirim. O yüzden lüks otelin bendeki karşılığı D Maris Bay’dir. Muhteşem bir yarımada üzerinde kurulmuş olan bu otelden keşke bu ülkede daha fazla olsaydı diye iç geçirdiğim de çok olmuştur. Çünkü nevresim takımından müzik sistemine, tenis kortundan teknelere buradaki her detay, yapmış olmak için, gösteriş için değil büyük bir adanmışlıkla yapılmış. D Maris Bay’de geçirdiğiniz her dakika, bu özeni ve adanmışlığı hissediyorsunuz.

Her köşesinde keyifli vakit geçirebilecek pek çok alan bulabileceğiniz bu D Maris’de tatil adeta gökkuşağının içinde yaşamaya benziyor. Her biri birbirinden özenli turuncu, yeşil ve mavi plajları (isimleri farklı olsa da ben onları böyle hatırlamak istiyorum), Mısır’dan getirilen özel kumu ile muhteşem denizi gerçekten eşsiz hale geliyor. Diğer favorilerim ise restoranlar. Akdeniz mutfağının en leziz örneklerini sunan La Guérite ile St. Tropez, Cannes ya da St Barts’a ışınlanırken; bir diğer ikonik restoran olan Zuma’da Japonya’ya uzanıp sushi keyif yapabiliyorsunuz. Tabii ki yaz mevsiminin vazgeçilmezi Manos’da ise Yunanistan’a eğlenceli birer yolculuk edip, sirtaki oynayıp, tabak kırmak zor geçen pandemi dönemini hafifletiyor. Kalitesini tartışmamıza gerek bile olmayan D Maris Bay’in bu dönemde en çok takdir ettiğim özelliği hem çalışanların hem de müşterilerin sağlığına verilen önem oldu. Bu alanda dünya lideri olan Diversey ile çalışmaya başlayan otelin aldığı önlemler, huzurlu ve güvenli bir tatili mümkün kılıyor. D Maris Bay, zaman zaman yüksek fiyatlarıyla konuşulsa da gönül rahatlığıyla söyleyebileceğim bir şey varsa; o da burada her zaman paranızın karşılığını fazlasıyla aldığınızdır.

En Yeni: Susona Bodrum

Susona Bodrum’un 1 Temmuz’da Hilton otellerinin en lüks markası olan LXR Hotels & Resorts’un dünyadaki 4., Avrupa’daki ise ilk oteli olarak açılması tüm sektör adına çok mutluluk verici bir olay oldu. Kendi adıma konuşmam ve hatta itiraf etmem gerekirse; Susona Bodrum’u, isminin “gemicilere şarkılar söyleyen deniz kızları” anlamına geldiğini öğrendiğimde yani içerisine daha adımımı bile atmadan sevmiştim ben. Sonuçta deniz kızları ile yüzme fikrine kim hayır diyebilir ki? Ben diyemedim! Geldiğimde gördüm ki burayı daha gelmeden sevmekte haksız değilmişim. Gerçekten de deniz kızlarına layık beş ayrı iskelesi olan otelde; 76 şık oda, süit ve villa yer alıyor.

Özellikle bu dönemde hepimiz biraz izole olmanın, güvende hissetmenin ve huzurun peşindeyken Susona Bodrum, bunların hepsini keyifli bir lüks anlayışı ile sunuyor. 40.000 metrekarelik bir alanda, Torba’da denize sıfır ve doğayla iç içe bir lokasyonda konumlanan otelde benim favorim; Frankie Beach Club Bodrum ve Bodrum’a “fine dining” konseptine güçlü bir vurgu yapan restaurantı Mavla! Yeme-içme sektörünün en önemli isimlerinden ve benim de çok sevgili arkadaşım olan Kaya Demirer, 20 sene sonra Bodrum’a dönmeye ikna edildi ve ortaya tüm yaz konuşulacak bir mekan çıktı. Bence Bodrum’un gelmiş geçmiş en iyi Beach Club’ı olan Havana’da ve içindeki Karaf restaurantta imzası olan Kaya; bu kez artizan üreticilerin, en sade ve en doğal tatların peşine düşmüş çok daha iyi yapmış. Mavla’da tüm yemekler, bir harita üzerinden seçilebiliyor. Mavi işaretliler sadece Bodrum yarımadasından sağlanan malzemelerle pişirilmiş, yeşil Manisa, kahverengi olan ise Ege’den gelen lezzetlerle hazırlanmış.  Keyifli bir gün batımı, harika bir kokteyl ve leziz yemekler ile Bodrum’un tadını yeniden çıkarmaya hazır olun!

En Gizemli: Amanruya, Bodrum

Amanruya bir otel değil adeta Tapınak Şövalyeleri’nin gizli buluşma yeri. Bodrum’un doğal güzelliklerinin içinde gözlerden tamamen uzak bir tatil geçirmek isteyenlere önerim; Amanruya. Dünya çapında UNESCO korumasında 12 adresi bulunan Aman, tüm bu adreslerde tabiata ve dokuya zarar vermeden doğa ile iç içe bir deneyim yaşatıyor. Aman tutkunlarına Amanjunkies deniliyor ki; ben de 10 Aman otelinde kalmış biri olarak onlardan biri sayılırım. Bu kişiler ülkenin, bölgenin, şehrin neresi olduğuna bakmadan Aman’ın otel açtığı her yere gözü kapalı gidiyorlar. Biliyorlar ki, aynen Bodrum’un saklı güzelliği Mandalya Koyu’nda yer alan Amanruya gibi standartların dışına çıkan bir tatil anlayışı ile karşılanacaklar. Otele girdiğiniz anda zeytin ve çam ağaçları sizleri karşılıyor. Hiçbir ağaca dokunulmadan tasarlanan Amanruya; yüksek tavanlı taş villaları, ferah yaşam alanları, hamam tarzı banyoları, kekik kokulu terasları, kabanaları ve harika koy manzarası ile favorilerim arasında.

4-5 yıl önce ilk açıldığında geldiğimden bu yana Amanruya’nın mutfağı pozitif yönde inanılmaz bir yol almış ve tatilde eşsiz bir gastronomi deneyimi arayanlar için de ideal… Genç Şef Cihan Beyit, bize özel lezzetleri, büyük bir başarıyla modern sunumlarla birleştirmeyi başarmış. Çok bildiğimiz yemekleri ama kendi bilgisi ve görgüsü ile bambaşka bir potada eritmiş ve bugüne kadar belki de hiç tatmadığımız şekilde lezzetler yaratmış. Amanruya’nın o sade zarafetine paralel, hiçbir lezzetin baskın olmadığı ama birbiriyle dengeli bir harmoni içinde olduğu harika lezzetler yaratmış.

En Havalı: Mandarin Oriental Bodrum

Cennet Koyu’nda yer alan Mandarin Oriental Bodrum’un, Ege kıyılarının vazgeçilmez tatil duraklarından biri olduğunu düşünüyorum. Adı üzerinde cennet koyundasınız. Otelde; havuzlu, bahçeli ve geniş terasa sahip odaların yanı sıra tam donanımlı mutfağa sahip rezidans daireler bulunuyor. Ancak benim her zaman en sevdiğim kısım asırlık ağaçların içerisinde yer alan villalar. Villanın sonsuzluk havuzunda yüzerken gün batımını seyretmek, ayrı bir keyif veriyor.

Mandarin Oriental Bodrum’u, kendine bütünsel bir bakım yapmak isteyenler için sadece yazın değil bence Bodrum’un en güzel zamanları olan Eylül -Ekim’de de öneririm. The Spa at Mandarin Oriental’da sunulan ‘Wellbeing Retreat’ programını mutlaka denemelisiniz. Programın içerisinde günlük olarak hazırlanmış sağlık ve bakım programları, detoks menüsü, yoga dersleri ve vücut analizi bulunuyor. Bu program ile beraber tam bir “iyileşme” tatili yaşıyorsunuz.

Detoks yapmadığınız günlerde ise otelin zengin yemek yelpazesi sunan restoran ve barlarına keşfe çıkın. Yaratıcı sunumları ile sofistike İtalyan restoranı Assaggio, tatlarıyla iz bırakan balık ve deniz ürünleri restoranı Bodrum Balıkçısı ve sezon boyunca yeni teppanyaki menüsünü servis edecek dünyaca ünlü modern Japon restoranı Kurochan by Ioki son derece iddialı. Sağlıklı beslenmekten ödün vermek istemeyenler de soluğu Sofra Restoran’da alabilir.

Mandarin Oriental sadece tatil için değil, Chanel’den Vakko’ya Gilan’dan Sırmaison’a uzanan marka yelpazesi ile alışveriş tutkunları için de adı gibi bir cennet vadediyor.

En Güzel Gün Batımı: Allium Villas, Bodrum

Tatilimin en büyük sürprizi Yalıkavak’ta bulunan Allium Villas oldu. Gerçekten bazen gözlerimiz kör oluyor ve son dört yılda defalarca önünden geçtiğim bu harika oteli nasıl gözden kaçırmışım bilemiyorum. Tabii onların da ilk günden beri yabancı misafirlerle çalışmalarının bu durumda payı var deyip kendimi temize çıkarıyorum. Zevkine ve önerilerine her zaman gözü kapalı güvendiğim Sevgili Bahar Akıncı’nın önerisiyle gittiğim Yalıkavak’ın sonunda Geriş’e gitmeden yer alan tesis bence 3 imkansızı başarıyor. Yalıkavak Marina’nın kalabalığına ve şatafatına yürüyerek 10 dakika uzaklıkta olmasına rağmen tamamen izole ve dingin bir ortam sunuyor. Bodrum’da 38 derecelik Temmuz sıcağında püfür püfür esiyor ve bunaltmıyor. Son olarak Pandemi ortamına rağmen her an gülen ve hep elinden gelenin daha fazlasını yapmaya hazır personeli ile gönlümde taht kuruyor. Doğal malzemelerden tasarlanmış ve toprak renkleriyle zarif bir görünüm verilmiş odalarını çok sevdim, tüm odaların kesintisiz bir deniz manzarasına sahip oluşu ve odalardan plaja doğrudan bir erişim olması ise diğer artıları.  abah uyanır uyanmaz denize girip ardından lezzetli ve sağlıklı kahvaltı yapmanızı öneriyorum. Otelin geniş plajında hem şezlonglar hem de çok rahat yatakları olan özel localar bulunuyor, bir tanesini tüm sezon kapatıp ofisimi buraya taşımayı düşünebilirim. Adeta botanik bahçesini andıran bahçeleri başta olmak üzere her detayda otele verilen önem kendini belli ediyor.  

Belki de Bodrum’da görebileceğiniz en güzel gün batımına sahip bu otelde akşamüstü keyfi hayallerinizi süsleyecek nitelikte. Gün batımına yakın bir saate otelin restoran veya barına gidip, kendinize bir içki söyleyin ve gün batımının tadını en güzel şekilde çıkarın! Ege denizi üzerinde muhteşem manzaralar eşliğinde batarken neden Santorini’nin tüm dünyada başlıbaşına bir destinasyon olup, bu konuda en az onun kadar güzel Yalıkavak’ın neden kimse tarafından bilinmediğine dertlenip içebilirsiniz.  En iyisi böyle ciddi konuları bırakıp Ayva Restoran’ın genç şef Selin Yılmaz’ın Modern Ege mutfağı olarak tanımladığı menüsünden lezzetli başlangıçları ve şarap eşliğinde günü batırmak.  

Otelin SPA bölümünde en hoşuma giden ise pandemi günlerinin zoraki hediyesi uyku sorunlarını düzenleyen ve solunum sistemine desteği olan tuz odasında zaman geçirmek.

En Sevgi Dolu Otel: Alaçatı İncirli Ev

Aslına sadık kalınarak sevgiyle yenilenen eski Rum evinin bahçesi, koyu gölgesi ve dinlendirici özelliğiyle tarihi incir ağacını merkez alarak düzenlenmiş. Yöresel mimariye uygun hazırlanan iç avlu ve ön bahçeyi karadut, badem, mandalina ve yediveren limon ağaçları renklendiriyor. Otelin sakin ve tarihi dokusu sizlere gerçek bir dinginlik sunarken, Alaçatı’nın merkezine çok yakın olması da eğlenmek isteyenlere cevap veriyor. Özellikle sakinlik ve hareketi bir arada yaşamak isteyenler mutlaka bu otele gitmeli.

Alaçatı İncirli Ev’de kahvaltı yapmak çok ayrı bir ritüel. Adına ilham veren görkemli bir incir ağacının yer aldığı avlusunda kahvaltı servisi veren İncirli Ev, özellikle reçelleriyle meşhur. Reçellerin tamamı otelin sahibi Osman Amca tarafından yapılıyor ve tahmin edeceğiniz üzere en lezzetlisi incir reçelleri. Reçel ön planda olunca haliyle ekmeklerin de tadı şahane. Taze söğüş tabağı, zeytin çeşitleri ve peynirler de her yerde olduğu gibi kahvaltının olmazsa olmazları arasında masada yerini buluyor. Otlu peynirli böreklerine de yer bırakmayı unutmayın derim!

E-Bülten Üyeliği
X
SÖZLEŞME

Bu internet sitesine girilmesi veya mobil uygulamanın kullanılması sitenin ya da sitedeki bilgilerin ve diğer verilerin programların vs. kullanılması sebebiyle, sözleşmenin ihlali, haksız fiil, ya da başkaca sebeplere binaen, doğabilecek doğrudan ya da dolaylı hiçbir zararlardan ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun sorumluluğunun olmadığını, tarafımdan internet sitesinde E-Bültene üye olmak için veya başkaca bir sebeple verdiğim kişisel verileri, özellikle de isim, adres, telefon numarası, e-posta adresi, banka bilgisi, yaş ve cinsiyetle ilgili benzeri bilgileri kendi rızam ile paylaştığımı, ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun nin bu bilgileri kullanmasına muvafakat ettiğimi, bu bilgilerin 3.gerçek ve/veya tüzel kişilerin eline geçmesi ve bu şekilde olumsuz yönde kullanılması halinde ve/veya bu bilgilerin başkaca kişiler ile paylaşılması halinde ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun sorumluluğunun olmadığını gayri kabili rücu, kabul, beyan ve taahhüt ederim.