• Arama

Moda Haftalarının Geleceği Ne Olacak?

  Koronavirüs sonrasında moda haftalarını bekleyen değişimleri inceledik.

*Bu yazı, 02.07.2020 tarihinde editör tarafından güncellenmiştir.

Şubat 2020’de Milano Moda Haftası kapsamında düzenlenen Sonbahar/Kış 2020 defilesini salgın tehdidi nedeni ile izleyicisiz gerçekleştiren Armani, moda haftalarının geleceğine dair ilk ipucunu vermiş oldu aslında. O noktadan sonra yıl içerisinde düzenlenmesi planlanan moda haftalarının çoğu iptal olurken, bir kısmının ise dijital olarak düzenlenmesine karar verildi. Shanghai Moda Haftası bu uygulamanın ilk örneği olurken, Haziran ayındaki Londra Erkek Moda Haftası’nın da dijitale taşınıp cinsiyet ayrımı yapmadan düzenlendi. Cruise defilesini ilk kez dijital ortamda gerçekleştiren Chanel’in yanı sıra Türkiye’de de Vakko ilk dijital trunk show’u düzenledi. Eylül’de gerçekleşecek İstanbul Moda Haftası’nın dijital olarak düzenlenmesi için hazırlıklar devam ediyor. Bu düzenin salgın sonrasında eskiye dönüp dönmeyeceği ise meçhul.

Moda haftaları ve çıkarılan koleksiyonların sıklığının tasarımcılar üzerinde büyük bir baskı yarattığı biliniyor. Bu sebeple şu anki durum, pek çoğu tarafından mutluluk verici bir gelişme olarak karşılandı. İlk manifesto Saint Laurent’ten geldi ve bundan sonra koleksiyonlarını önceden belirlenmiş bir takvimde sunmayacağını açıkladı. Saint Laurent’ın ardından ise Gucci, yılda sadece iki kez koleksiyon çıkaracağını ve “sezonsuz” bir strateji izleyeceği açıklamasını yaptı. Sektörün en büyük gruplarından olan Kering Grubu’nda yer alan bu markaların aksine, bu durumdan memnun olmayan devler çoğunlukta gibi gözüküyor. 

Bu doğrultuda ilk açıklamayı yapan Burberry oldu. 17 Eylül’de İngiltere’de ismi açıklanmayan bir açık hava mekanında sadece modeller ve defile çalışanları ile fiziksel bir defile düzenleyeceğini açıklayan markanın ardından bir adım da Dior’dan geldi. Cruise defilesini 22 Temmuz’da davetli katılımı olmadan Lecce’de düzenleyeceğini açıklayan Dior, Eylül ayında Paris Moda Haftası kapsamında düzenlenecek defileye izleyici davet etmeyi umduklarını belirtti. Benzer bir hamle ile, Fendi de 22 Eylül’de Roma’da az sayıda davetlinin katılımı ile bir defile düzenleyeceklerini doğruladı.

Dior’un CEO’su Pietro Beccari’nin de söylediği gibi, bu markalar defileleri ve moda haftalarını duygusal ve geleneksel bir konsept olarak görüyor ve vazgeçmeyi düşünmüyorlar. Benzer bir açıklama yapan Bruno Pavlovsky, Chanel’in Başkanı, markanın Capri’de gerçekleştirilmesi planlanan Cruise defilesi dijital ortama taşınmış olsa bile işlerin eski haline dönmesini umduklarını belirtti. Pavlovsky, senede 6 defile yapıp resmi moda haftası takviminde yer almaya devam edeceklerini de ekledi. 

Böyle düşünen sadece markalar değil elbette. Fransız Moda ve Haute Couture Federasyonu’nun Başkanı Pascal Morand, son dönemde yaşananlar çok sayıda dijital yeniliği beraberinde getirmiş olsa bile dijital etkinliklerin fiziksel olanların yerini alamayacağını söyledi. Federasyon da Paris Moda Haftası’nın 28 Eylül - 6 Ekim tarihinde düzenleneceğini açıkladı.  

Peki, bu ısrar niye?  Moda haftaları, yeni sezon kıyafetlerin sergilendiği birer platform olmanın çok ötesine geçiyor ve pek çok açıdan önem taşıyor. Her şeyden önce, sektörün en görkemli geleneklerinden biri haline gelen bu haftaların resmi takvimlerinde yer almak özellikle nispeten yeni markalar için prestij anlamına geliyor. Çoğu zaman bu haftaların beraberinde gelen trade show’lar ise markalar, müşteriler ve ticari partnerler arasındaki ilişkiyi canlı tutuyor. Sıklıkla Instagram akışlarını süsleyen kokteyl ve parti anları ise çoğu zaman eğlenceden çok iş olarak görülüyor. Sektörün dünyanın dört bir tarafından gelen aktörleri arasında bilgi ve fikir alışverişi yapılan bu etkinlikler,  yeni iş birliklerini ve kararları doğuruyor. 

Bu noktada sorulması gereken soru belli: Bu ilişkiyi moda haftaları olmadan devam ettirmek mümkün mü?  Bunu mümkün kılmak için devreye dijital showroom’lar giriyor. Ordre, Joor ve NuOrder gibi firmalar bu işi yıllardır yapıyor olsalar da konsept ancak şimdi moda dünyasının çoğunluğunun dikkatini çekti. Dijital olarak gerçekleştirilen Londra Erkek Moda Haftası da bu konsepti ilk kez deneyenlerden oldu. The British Fashion Council’in websitesinde; defileler, tasarımcılarla röportajlar, webinarlar’ın yanı sıra satın almacılar için de özel bir sistem kurdu. Joor ile iş birliği yapan The British Fashion Council, bu platform üzerinden satın almacıları dijital showroom’lara yönlendirdi. Benzer bir sistemin Temmuz’da gerçekleştirilecek Paris Couture Haftası’nda da kullanılması bekleniyor.

Yüksek çözünürlüklü fotoğraflardan video’lara, 360 derece görüntülerden AR kullanımına bu showroom’lar ürünleri basın, müşteriler ve satın almacılar ile buluşturmak için teknolojinin bütün nimetlerinden yararlanıyorlar. Bunun tek başına yeterli olup olmayacağı ise büyük bir soru işareti. Özellikle moda sektöründe, ürüne dokunma ve kumaşı hissetme ihtiyacı pek çok açıdan önem taşıyor. Bundan yakın zamanda tamamen vazgeçilmesi ise olası gözükmüyor.

Dior ve Saint Laurent gibi moda evlerinin defilelerinin yapımcılığını üstlenen Alexandra de Betak, geleneksel defile konseptleri geçerliliğini yitirmiş olsa da dijital defilelerin tek başına istenen heyecanı yaratmasının mümkün olmadığını savunuyor. “Bir şova 1000 kişi davet ettiğiniz zaman, o kişilerin her biri sizin için birer içerik üreticisi haline gelir” diyen yapımcı, bu tarz bir etkinin dijital etkinlikler ile kompanse edilmesinin zor olduğunu belirtiyor. Veri danışmanlığı hizmeti sunan Launchmetrics’in açıkladığı son rakamlar da bir anlamda bu görüşü destekliyor. Bu rakamlara göre; Haziran ayında gerçekleşen Londra Moda Haftası, Ocak ayındakine göre %55 daha az medya etkisi yarattı.

Bütün bu gelişmeler,  farklı platformlara yer veren çok kanallı stratejilerin geliştirilmesi gerektiğinin birer göstergesi. Aslına bakarsanız, moda sektörünün pek çok alanında olduğu gibi burada da dijital ve fiziksel birlikteliği anlamına gelen fijital bir dönemden geçiyorduk bir süredir. Defileler canlı yayınlanıyor, koleksiyonlar anında dijital platformlar üzerinden satışa çıkarılıyor ve bazen bu platformlara özel etkinlikler düzenleniyordu. Instagram’ın Moda Departmanı’nın başındaki Eva Chen’in de söylediği gibi dijital platformların önemi giderek artacağı kesin olsa da herkes uyacak tek bir modelden bahsetmek mümkün değil. Bu noktada markalar için en büyük zorluk ise, dijital ve fiziksel tarafı kendilerine en uygun şekilde dengelemek olacak.

Kaynaklar: 

Bain & CompanyBCG (Boston Consulting Group)BOF (Business of Fashion)ForbesFortuneJing DailyLuxury DailyMcKinseyVogue BusinessWWD (Women’s Wear Daily)

E-Bülten Üyeliği
X
SÖZLEŞME

Bu internet sitesine girilmesi veya mobil uygulamanın kullanılması sitenin ya da sitedeki bilgilerin ve diğer verilerin programların vs. kullanılması sebebiyle, sözleşmenin ihlali, haksız fiil, ya da başkaca sebeplere binaen, doğabilecek doğrudan ya da dolaylı hiçbir zararlardan ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun sorumluluğunun olmadığını, tarafımdan internet sitesinde E-Bültene üye olmak için veya başkaca bir sebeple verdiğim kişisel verileri, özellikle de isim, adres, telefon numarası, e-posta adresi, banka bilgisi, yaş ve cinsiyetle ilgili benzeri bilgileri kendi rızam ile paylaştığımı, ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun nin bu bilgileri kullanmasına muvafakat ettiğimi, bu bilgilerin 3.gerçek ve/veya tüzel kişilerin eline geçmesi ve bu şekilde olumsuz yönde kullanılması halinde ve/veya bu bilgilerin başkaca kişiler ile paylaşılması halinde ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun sorumluluğunun olmadığını gayri kabili rücu, kabul, beyan ve taahhüt ederim.