• Arama

İstanbul'un En İyi Yeni Nesil Meyhaneleri

Meyhanelerin günümüz ritmine uyum sağlayan modern versiyonları artık şehrin her semtinde, neredeyse her sokak ve her köşe başında. Aralarında kaybolmak istemeyenler için seçkin bir öneri hazırladık, tavsiye ve yorumlarla doldurduk!

Son on yıldır yeni nesil meyhane konseptini o kadar çok konuştuk ki, meyhane kültürünün aslını, gerçek adabını doğru düzgün bilip sindirmeden moderniyle uğraştık desek yeri, kabul edelim. İstanbul meyhane kültürü Osmanlı’dan bugüne sosyal hayatı, memleketin geçtiği süreçleri yansıtan, yanındaki çilingir sofrasıyla, mezelerle, farklı etnik kökenlerin İstanbul’a kattığı zenginlikler ve bıraktığı hatıralarla şekillenen derin bir mevzu.

Geçmişten bugüne meyhane kültürünün tarihi

Duayen Vefa Zat’ın ‘Rakı Ansiklopedisi’nde tasvir ettiği “küflü şarap kokan” ama mezelerinin lezzetiyle hatırda kalan eski meyhanelerde önceleri şarap içilirmiş. Anason güzelimiz rakıyla tanışıldıktan sonra rakı yanına tüketilen yemeklerin kültürü de, meyhaneler de bu doğrultuda gelişmeye başlamış. Osmanlı Dönemi’nin ‘Gedikli’ denilen belgeli meyhaneleri, her akşam dolup taşar, patronlarına barba, tezgahın başındaki meyhane ustasına mastori denilirmiş. Boydan boya bar gibi uzanan büyük tezgâhın çevresinde şarap ve tuzlu balık fıçıları olur, içeriye doluşan müşteriler fasulye piyazı, turşu, leblebi gibi meyhanenin baş mütevazı mezelerini yavaş yavaş içkilerine eşlik ettirirmiş. Mutfakların her zaman düzenli ve tertemiz olduğu Gedikli meyhaneler hakkında en çok hatırlatılan bilgilerden. Tanzimat ve Cumhuriyet sonrası Gedikli meyhanelerin yerini masalı düzen, beyaz örtüler almaya başladıktan sonra Avrupa’dan ithal çatal bıçaklarıyla birlikte klasik meyhane dönemi de başlamış oluyor.

Kur masayı Madam Despina

Meyhane tarihinin erken evrelerindeki erkek egemenliğinin kırılması bugünden bakıldığında sanılacağı kadar kısa ya da kolay bir süreç değil asla. Bugünün modern meyhane konseptlerinin vazgeçilmezi kadın müşteriler, uzun yıllar meyhanelere adım atamamış elbette. 50’lerin ikinci yarısından sonra Tomris Uyar, Leyla Erbil gibi edebiyatımızın öncü kadınları meyhaneye gitmeye başlasa da bunun kabul edilmesi, hatta meyhanelere bir kadın tuvaleti kısmının eklenmesi bile neredeyse 70’leri bulan bir süreç. Kadın meyhanecilerin lideri Madam Despina’yı ve Kurtuluş’taki güzel meyhanesini burada anmanın tam sırası. Türkiye’de kalan Rumlardan Madan Despina, dolmaları özellikle de yaprak ciğeri, meyhanesinin atmosferiyle çok sevilmiş. Bugün meyhane eski lezzet ayarında değil ama hiç değilse yerli yerinde. İçinde vakit geçirmenin keyfi de her zaman başka. Lefter, Pandeli, Lambo gibi eski Beyoğlu Pazarı meyhaneleri akşamcıların, İstanbul entelejansının en uğrak yerleri. Yazık ki 6-7 Eylül olayları ve akabinde yaşananlarla sahipleriyle birlikte hayatımızdan ve Beyoğlu’ndan çıkıp giden değerler.

Meyhane adabı nedir?

Eskinin klasik meyhanelerinden geriye çok az örnek kaldı. Bu meyhanelerde içkiye eşlik eden yemeklerin az ve öz seçilmesi, küçük lokmalarla, eskilerin ‘çatal ucu’ diye tabir ettiği şekilde yenmesi makbuldü. Kavun, peynir ve beyaz leblebiyle bütün geceyi geçirmek de; piyaz, turşu, tarama, tuzlu balıkla, humus, favayla belki ciğerle devam etmek de vardı ama hepsi her zaman kararında. Paylaşmak, sohbet etmek bu kültürün ve sofranın asıl olmazsa olmazı. Bugünün yeni nesil meyhanelerinde masaya donatılan onlarca meze, ara sıcak çilingir sofrasının hafif eşlikçi adabını bozan unsurlar. Neticede meze bir teknik, yeni tatlara, deneyimlere açık. Bugün yaşanan çeşitlilik; şeflerin meyhane konseptine kattığı yaratıcılık, hepsi güzel. Meyhanenin bu kültürü doğru yaşatması sofranın muhabbetini paylaşanların, doğru iyi seçimler yapmasına kalıyor diyebiliriz.

İstanbul’un Yeni Nesil Meyhaneleri

Yeni nesil meyhaneler gençlerin meyhane kültüründen kopmaması, kolay ulaşması, tanışması, özellikle azınlıkların ve Osmanlı-Türk kültürünün köklü mezelerini öğrenmesi adına başardıklarıyla ayrıca sevindirici. Acele etmeden, karın doyurmak için değil, tadına varmak için yemeye çalışacaklara yeni dönem mekanlar seçkimiz aşağıda...

Alaf 2 TEK, Kuruçeşme

Dönemimizin en yetenekli genç şeflerinden Murat Deniz Temel ve Tuba Yazıcı Temel’in açtığı Alaf, İstanbul’un en heyecan veren yenilerinden. Alaf 2 Tek, Beyoğlu’nun eski zaman tektekçi meyhanelerinden ilham alıyor. Bu geleneği, gerçekten tadanı etkisinde bırakan nefis ve pratik atıştırmalıklarla tamamlıyorlar.  Uzun barında sadece patates, turşu, belki tuzlu balık duran, hızlıca iki tek atılıp kaçılan tektekçi meyhanelerin ruhu da böylece Kuruçeşme’deki bu minik ama tasarımıyla oldukça işlevli mekânda yeniden hayat buluyor. Yedi farklı bölgeden kebap, deniz kestanesi, tulum peyniri, mumlu kefal yumurtası gibi çok özel lezzetleri ayaküstü rakının yanına eşleyebileceğiniz, oturup alevin önünde pişen etleri, kokoreçi izleyerek tadım yapabileceğiniz şahane bir ortamları var. İzmir’den gelen midye dolmalar ve kokoreç ayrı bir dünya zaten. Alaf Kuruçeşme ise üst kattaki şık restoran konseptleri. Tarihi apartmanın birinci katında konumlanan restoran, hem tasarımı, hem de menüsüyle çok başka. Bu katın alameti farikası taş fırını; Anadolu’nun farklı bölgelerinden kebap ve pide çıkarıyorlar. Anamur’dan nefis çökelek övmeç, Urfa’dan çiğ köfte üstü tartar, Mersin’den turba sarılı batırık, Hatay’dan tuzlu yoğurt kavurması, Alanya’dan keçi kavurma ve kuzu kaburga pastırmalı pide İstanbul’da rastlayamayacağınız etkileyici seçenekler arasından tavsiyemiz. Dar vakitte 2 Tek’e uzun keyifler için üst kattaki Alaf’a mutlaka zaman ayırın. (Kuruçeşme Cad. No: 19B; Beşiktaş; 0533 650 65 35)

Mahkeme Lokantası, Karaköy

Karaköy'de Bankalar Caddesi’nin alt tarafında Perşembe Pazarı’nın kurulduğu ara sokaklardan birinde konumlanan bu özel binaya vurulmamak imkânsız. İsmini karşısındaki 1314 yapımı Ceneviz Mahkemesi’nden alıyor. Uzun yıllar iş hanı olarak kullanılan tarihi yapı; ünlü Kamondo Ailesi’ne ait. İstanbul’da yaşayan Sefarad Yahudilerinden bankacı aileyi yaptırdıkları ünlü merdivenlerle de hatırlarsınız. 1845 yılına ait binanın ilk adı Saatçi Han; hem giriş kapısında hem de içeride üst kata çıkan duvarlardan birinde eski harflerle yazılı. Bu yazılar öyle güzel ki, durup uzun bakmadan geçemiyorsunuz. İşletmenin bugünkü sahibi Selim Akgül, eskiden iş yeri olarak kullandığı alanı, Karaköy’ün yaşadığı gelişmeyle birlikte bir restorana dönüştürmeye karar vermiş. 2017’de açıldıklarından bu yana öğlenleri Türk yemekleri sunan bir esnaf lokantası olarak çalışıyorlar. Akşamüstü 16-18 arası hazırlıklar yapılıyor ve 18’de meyhane olarak tekrar kapılar açılıyor. Mahkeme Lokantası’nı eşsiz kılan itinayla; işin gerçek erbablarına yaptırılan titiz renovasyon. Tarihi doku zedelenmeden eski tuğla duvarlarını, yüksek tavanı ortaya çıkarmışlar. Sade bir tasarıma giderek de bunu tamamlamışlar. Alt kata 110 kişi ağırlanabiliyor. Yazın açılan akordiyon kapılarla sokağa hakim şahane bir atmosfer oluşuyor. Üst katta yedi ayrı büyüklükte özel odalar var. Bunlardan üç tanesi 15, bir tanesi 25, diğeri de 33 kişilik. Odaları özel etkinlikler için kapayabiliyorsunuz. Mutfağın başındaki Sabır Usta’nın mezeleri leziz. Tarama, tarçınlı pilaki, portakallı levrek, ve şalgamlı frig bulguru favoriler. İtinalı servisleriyle ayrıca mutlu ediyorlar. (No.14; Yoğurtçu Han; Perşembe Pazarı Cad. Karaköy)

Ahali, Teşvikiye

İstanbul’da yeni nesil meze ve ara sıcağın ilk servis edildiği örneklerden Ahali. Meyhaneden çok bir meze bar ama yine de bu listede olması şart. Onu ayrıcalıklı kılan kapıdan girdiğiniz anda mutlu eden açık mutfak ve geniş bar hakim oturma düzeni. Bu samimi ortamı besleyen şahane odun ateşi yemekler bağımlılık yapıyor. Tek başınıza bile gelebilir, yalnız ya da mutsuz hissetmeden ayrılabilirsiniz.  Çalan müzikleri, bilgili, güler yüzlü çalışanları hepsi bütünü güzel tamamlıyor. Menü mevsime göre sıklıkla değişiyor. Ortaya soğuklar ve sıcaklar olarak yazılan menü paylaşmayı, tadını çıkarmayı sevenler için birebir. Uskumru, midyeli piyaz, kuru et waffle, paçanga topları, odun ateşinden kokoreç, kaburga roll, şaşlık akılda kalanlardan. (Teşvikiye, Av. Süreyya Ağaoğlu Sok. No:33; 0546 202 44 50)

Rana, Gümüşsuyu

İstanbul’un en ayrıcalıklı konumlarından birinde hizmet veren eski Topaz’ın yerine açılan Rânâ, deneyimli mutfağıyla mutlu eden meyhanelerden. Gülin - Yücel Özalp’ın işletme anlayışı ve muhteşem manzarasıyla öne çıkan mekânda uskumru, çıtır ekmekli tarama,  bombay pilaki, ıspanak kökü, pastırmalı humus, lakerda gibi soğuk mezeler mutlu ediyor. Sıcaklarda kuzu ciğer, orzo ve muska böreği kaçmaz. Mevsim balıkları kadar Rânâ köfte de seviliyor. Karışık otlu ahtapot kavurması, yerli kalamar tavası da cabası. (Ömer Avni Mah. İnönü Cad. No:50 - Gümüşsuyu; 0212 249 10 01)

Veranda Pera, Beyoğlu

İstanbul’un tarihi dokusunu doya doya hissedeceğiniz Pera’da soluklanmak için Haliç manzaralı geniş bir terastan daha iyi ne olabilir? Sıcakta ağır yemeklerden hoşlanmıyorsanız hafif mezeleri size göre. Anadolu’dan esinlenilen tatlara taze bir kaç dokunuş yapan menüde isli labne ve kekikli muhammara, kıtır mantı, bademli biber püresiyle gelen levrek ve çikolatalı kağıt helva öne çıkanlar. (Meşrutiyet Cad. No:83 Kat:3-4, Teras katı)

Firuze, Şişhane

Manzara isteyenleri üzmeyecek bir diğer modern konsept Firuze. Şişhane’deki İKSV binasının 6. katındaki terasa hakim mekân hem şık hem de konforlu. Tarihi yarımada ve Haliç’i izleyerek başladığınız akşamüstünü ilerleyen saatlerde tempolu müzikler de renklendiriyor. Eğer müzik istemiyorsanız dikkat, mutlaka rezervasyon yaparken sakin bir gün seçtiğinizden emin olun. Firuze menüsünde Antakya etkisi ön planda. Mutabbel, muhamara, kıbbe, humus, biber tarama, zahter salatası mutlaka tadılması gerekenler. Bulunduğu binanın ruhuna uyarak sanatla iç içe kurgulanan meyhanede, Canan Dağdelen’in cam terasa konumlanan NONPLACE.dot eseri dikkat çekiyor. (Nejat Eczacıbaşı Binası (İKSV), 6.Kat, Şişhane; 0212 238 50 50)

Köprüaltı Lokantası, Rumelihisarı

Rumelihisarı sahilinde tatlı bir köşeye konumlanmış Köprüaltı Lokantası. Günlük malzemeyle hazırlanan yemeklerine bir de günün sürpriz lezzetlerini ekliyorlar. Köprüaltı Lokantası’nın, damakta iz bırakmak üzerine iddialı olduğu sıkı bir menüsü var. Yanık süzme yoğurt, domatesli mücver, kaburga ve ahtapot lahmacun öne çıkan lezzetlerden. ‘Basit, iyi yemek’ mottosuyla yola çıkan mekanın menüsünde yer alan eğlenceli ürünler arasında “bugün hangi ot var”, “pideleri sor”, “bi çorba” ve “bugün ne tatlı yaptınız” gibi meraklandıracak tanımlar da var. Sektörün değerli isimlerinden Gül Etker’in açtığı Köprüaltı Lokantası, 60 kişilik kapasitesiyle haftanın 7 günü açık. Öğlen yemeği servisi de bulunan mekanın Türkçe parçalardan oluşan müzikleri keyifli. (Yahya Kemal Cad. No: 4 Rumeli Hisarı; 0212 287 73 23)

Tünel Buselik, Beyoğlu

Meyhane kültürünü hakkıyla yaşatmayı hedefleyerek açılan Buselik, hem geleneksel hem de modern dokunuşlara sahip bir adres. Kısa sürede müdavimlerini de oluşturan konsept hızla şubeleşti. Tünel Residence Teras ikinci şubeleri. Hisar’da, Moda’da ve Fenerbahçe’de de açıldılar. Adını buselik makamından alan meyhane, mevsimine göre yöresel lezzetler, özgün mezeler sunuyor. Özenli bir servisleri var. Tünel Buselik’te kurduğunuz mezeli sofraya Haliç’ten Sultanahmet’e uzanan panoramik tarihi yarımada manzarası da eşlik ediyor ki mekânın en büyük artılarından biri bu. Geleneksel Türk ve Ege tatlarını yorumlayan menüde badem ve fıstıklı Girit ezmesinden fırında otlu levreğe, güveçte yaprak ciğerden pastırmalı sıcak humusa, sıcak ot kavurmadan İzmir tulum peynirli köz patlıcan güvece keyifli seçenekler var. Tahin helvalı katmer ve keçi sütü dondurma tatlı bir final için şahane seçenekler. (Meşrutiyet Caddesi No: 96 Teras; 0212 292 10 02)

Hane, Kadıköy

Kadıköy Moda hattı her gün yeni açılan bir başka kafe ve meyhaneyle dolup taşıyor ancak radara girecek kalitede yeni yerler az. Modalı hâlâ Koço ve Sahil restoran hattında takılı ancak onlar da fahiş fiyatlarıyla üzüyor. Hane mahalle meyhane konseptinin başarılı uygulanmış örneklerinden. Yöresel malzemelere ağırlık veriyorlar. Rahat bir oturma düzeni var, mekân üzerinize gelmiyor. Köz biberli kaya koruğu, balık kokoreç, ızgara kaya levrek, isli uskumru menüden seçtiklerimiz. (Mimar Çıkmazı Sokak No: 7; 0216 550 00 02)

Küçük Kulüp Meyhane

Teşvikiye’nin en popüler modern meyhanelerinden. Eski 45’lik geceleri de düzenleyen mekân Yeşilçam ve nostalji hakim atmosferiyle gerçekten sempatik. Gençleri kendisine çekmeyi başardığı da kesin. Amerikan Hastanesi’nin yanındaki Poyracık Sokak’ta konumlanan Küçük Kulüp’te müzik hakimiyeti söz konusu ama rahatsız eden, bağıran türde değil. Patates delileri bu meyhaneye ayrıca uğramalı. Patatesi parlatan her işletme bizi sevindiriyor elbette. Küçük Kulüp’te yoğurt soslu anne patatesi şahane bir eşlikçi. (Poyracik Sok No:47; 0212 219 10 30)

E-Bülten Üyeliği
X
SÖZLEŞME

Bu internet sitesine girilmesi veya mobil uygulamanın kullanılması sitenin ya da sitedeki bilgilerin ve diğer verilerin programların vs. kullanılması sebebiyle, sözleşmenin ihlali, haksız fiil, ya da başkaca sebeplere binaen, doğabilecek doğrudan ya da dolaylı hiçbir zararlardan ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun sorumluluğunun olmadığını, tarafımdan internet sitesinde E-Bültene üye olmak için veya başkaca bir sebeple verdiğim kişisel verileri, özellikle de isim, adres, telefon numarası, e-posta adresi, banka bilgisi, yaş ve cinsiyetle ilgili benzeri bilgileri kendi rızam ile paylaştığımı, ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun nin bu bilgileri kullanmasına muvafakat ettiğimi, bu bilgilerin 3.gerçek ve/veya tüzel kişilerin eline geçmesi ve bu şekilde olumsuz yönde kullanılması halinde ve/veya bu bilgilerin başkaca kişiler ile paylaşılması halinde ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun sorumluluğunun olmadığını gayri kabili rücu, kabul, beyan ve taahhüt ederim.