• Arama

Paris Haute Couture Haftası 2020 İlkbahar/Yaz

Paris Haute Couture Haftası akılda kalan defilelerle başladı. Tüm moda tutkunlarının takip ettiği Paris Haute Couture Haftası 2020 İlkbahar/Yaz defilelerini şimdi keşfedin.

Paris sokakları yılın stil kokan dönemlerinden birine ev sahipliği yapıyor. Moda tutkunlarının bir arada toplandığı, dünyaca ünlü isimlerin ilk sırayı doldurduğu Paris Haute Couture Haftası, Dior’un 2020 İlkbahar/Yaz defilesiyle start verdi.

23 Ocak Perşembe gününe kadar devam edecek Paris Haute Couture Haftasının en dikkat çekici defilelerini sizler için takip ediyoruz. En yeni defileleri ilk gören olmak için OGGUSTO’yu takip etmeyi unutmayın.

Christian Dior

Dior Kreatif Direktörü Maria Grazia Chiuri için her koleksiyon, belli bir meseleye dikkat çekmek için bir fırsat niteliğinde. Koleksiyon üzerinde çalışmak, ele aldığı konuya kendi yaklaşımını geliştirmesine katkıda bulunuyor. Chiuri her bir sezonda, feminizm ve kadınsılık arasındaki ilişkinin karmaşıklığını anlamaya çalışırken kendisini bambaşka bir şekilde düşünmeye sevk ediyor. Moda ve beden arasındaki doğru bağlantıyı kurabilmek için onu adeta bir manifesto gibi yeniden inşa ediyor. Bu yaklaşım, tasarımcıyla yazarlar, araştırmacılar ve sanatçılar arasında her bir defilenin ruhunu oluşturan ve setine ilham veren bağlar kurulmasını sağlıyor.

Dior Haute Couture İlkbahar-Yaz 2020 Koleksiyonu için Judy Chicago tarafından Rodin Müzesi’nin bahçesinde tasarlanan “The Female Divine” enstalasyonu, bir set tasarımının ötesinde anıtsal bir iş. Çok önceden beri süregelen üretkenlik gücüne bir saygı duruşu niteliğinde. Maria Grazia Chiuri bu koleksiyonla işte bu fikrin yaratıcısı olan öncünün, Amerikan feminist sanatının kurucusu Judy Chicago’nun vizyonunun altını çiziyor. Dior’un defilesine ait video’yu izlemek için tıklayın.

Giambattista Valli

Her Couture haftasının en dikkat çeken isimlerinden olan Giambattista Valli, yenilikçi bir hamleyle moda dünyasını şaşırttı. Geçtiğimiz sezon hazırlaması 100’lerce saat süren koleksiyonunu dakikalar içerisinde bitecek bir defilede göstermek yerine bir sergi düzenleyen tasarımcı, bu sezon bu fikrini bir adım daha ileri götürdü ve basın gösteriminin ardından, koleksiyonun sergilendiği Jeu de Paume’nin kapılarını halka açtı.

Marella Agnelli, Lee Radziwill ve Jackie Onassis gibi 1960’lar ve 70’lere kendilerine has estetik anlayışları ve kusursuz zevkleri ile damgalarını vurmuş, hayatlarının her alanında stil sahibi kadınlardan ilham alınarak hazırlanan koleksiyon, Valli’nin adeta alamet-i farikası haline gelmiş hayal dünyasının görkemli bir dışavurumu. Lee Radziwill’in geçtiğimiz seneki vefatıyla dünyayı belki de terk etmiş bir hayat tarzını yansıtan göz alıcı parçalar; abartılı volümleri, eğlenceli tüyleri, mutluluk veren renkleri ve alışılmışın dışındaki formları ile bir Haute Couture koleksiyonundan bekleneni layığı ile yerine getiriyor ve insanı görür görmez hayallere sürüklüyor.

Chanel

Karl Lagerfeld’in ölümünün ardından geçtiğimiz sene Chanel’de bayrağı devralan Virginie Viard, SS20 Couture Koleksiyonu ile markaya kendi imzasını atmaya kararlı olduğunu gösterdi. Coco Chanel’in büyük kısmını bir yetimhanede geçirdiği çocukluğundan ilham alarak hazırladığı koleksiyon için “Karl’ın hoşuna gitmezdi” diyen Viard, Grand Palais’i de söz konusu yetimhane Aubazine’nin bahçesine dönüştürdü. Yoksul ve kimsesiz çocukların gönderildiği bir mekanın replikasını yaratıp dünyanın en pahalı elbiselerini orada sergileme fikri tartışmaya açık olsa da, aslında Coco Chanel efsanesinin temelinde yatan öğelerden biri de işte bu “karşıtlık”.

Yetimhanedeki rahibe ve öğrencilerin üniformalarından esinlenilerek tasarlandığı aşikar detaylar, maskülenlik ve feminenlik arasındaki sofistike denge, siyah ile beyazın hakimiyeti ve zamansız minimal tasarımlar ile adeta Coco Chanel’e saygı duruşu niteliğindeki koleksiyonun, otobiyografik elementlerini de gözden kaçırmamak gerekiyor. Annesinin ölümünün ardından yetimhanede kendi başının çaresine bakmak zorunda kalan Coco gibi, Virginie Viard da sağ kolu olduğu mentoru Lagerfeld’in ölümünün ardından şimdi dümeni tek başına idare ediyor. 

Schiaparelli

6 ay önce Schiaparelli’de başa geçen Daniel Roseberry, modaevinin efsane kurucusu Elsa Schiaparelli’nin yenilikçi ve sürrealist mirasının izini sürüyor. Elsa Schiaparelli’nin stüdyosunda çalışırken büründüğü pragmatik stili ile meşhur Sürrealist partilerinde hafızalara kazınan tarzı arasındaki zıtlıktan ilham alan Roseberry, drapeli zarif ipek elbiselerden mücevherlerle işlenmiş takımlara kadar, koleksiyonda yer alan tüm parçalarda bu ikilik halini yansıtıyor.

Farklı hayat tarzlarına ve stillere sahip kadınları giydirmenin yanı sıra bir kadının içindeki farklılıklara da hitap etmeyi amaçladığını ifade eden Roseberry’nin tasarımları, Schiaparelli’nin ünlü “The Skeleton Dress”i ve markanın imzası haline gelen pembe renge referanslar yaparak adeta markanın ikonik tarihine saygı duruşunda bulunuyor. Tasarımcının kişisel tarihinden de izler taşıyan koleksiyon, 1970 ve 80’lere atıfta bulunan renkleri ve formları ile de dikkat çekiyor.

Givenchy

Givenchy’nin kreatif direktörü Claire Waight Keller, markanın SS20 Couture Koleksiyonu için yüzünü moda dünyasının favori ilham kaynaklarından biri olan Virginia Wolf’a dönüyor. Virginia Wolf ve Vita Sackville-West’in birbirlerine yazdıkları tutkulu aşk mektuplarından etkilenen tasarımcı, koleksiyonun kendisini de Hubert de Givenchy’ye yazılan bir aşk mektubu olarak görüyor. Bu sezon örneğini pek çok kez gördüğümüz üzere, Keller da arşivlere girip usta modacının sıklıkla Audrey Hepburn’ün üzerinde görülmüş ikonik tasarımlarını, zamansız ve sofistike esanslarını koruyarak modernize ediyor. 

Vita Sackville-West’in evinin olağanüstü bahçelerini de ziyaret eden tasarımcının buradan aldığı ilhamı, koleksiyondaki 3-D çiçek işlemeleri, göz alıcı çiçek formları ve bolca kullandığı canlı renklerde görüyoruz. Keller’in büyük titizlikle ortaya çıkardığı sanat eseri niteliğindeki koleksiyonun defilesi de bu romantik koleksiyonun etkileyiciliğini bir üst seviyeye çıkardı. Podyumda yükselen sütunlara yerleştirilen platformlara oturan violonistler, The Poet Acts by Philip Glass ve The Hours gibi filmlerin soundtracklerinde yer alan eserleri çalıp şairane bir atmosfer yarattılar.

E-Bülten Üyeliği
X
SÖZLEŞME

Bu internet sitesine girilmesi veya mobil uygulamanın kullanılması sitenin ya da sitedeki bilgilerin ve diğer verilerin programların vs. kullanılması sebebiyle, sözleşmenin ihlali, haksız fiil, ya da başkaca sebeplere binaen, doğabilecek doğrudan ya da dolaylı hiçbir zararlardan ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun sorumluluğunun olmadığını, tarafımdan internet sitesinde E-Bültene üye olmak için veya başkaca bir sebeple verdiğim kişisel verileri, özellikle de isim, adres, telefon numarası, e-posta adresi, banka bilgisi, yaş ve cinsiyetle ilgili benzeri bilgileri kendi rızam ile paylaştığımı, ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun nin bu bilgileri kullanmasına muvafakat ettiğimi, bu bilgilerin 3.gerçek ve/veya tüzel kişilerin eline geçmesi ve bu şekilde olumsuz yönde kullanılması halinde ve/veya bu bilgilerin başkaca kişiler ile paylaşılması halinde ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun sorumluluğunun olmadığını gayri kabili rücu, kabul, beyan ve taahhüt ederim.