• Arama

Koleksiyoner Sohbetleri: Feride İkiz

Sanat Danışmanı ve Sevil Dolmacı Art Consultancy Kurucusu Sevil Dolmacı, Feride İkiz ile sanat koleksiyonu üzerine OGGUSTO için konuştu.

Koleksiyonunuzda kaç eser var ve karakteri nasıl oluştu? Bugüne kadar ki alım stratejileriniz nasıldı, değişim gösterdi mi?

Farklı disiplinlerden Türkiyeli çağdaş sanatçıların işlerini biriktiriyorum. Benim çocukluk hayalim büyüdüğümde duvarları dev boyutta soyut resimlerle kaplı bir evde oturmaktı. 90’lı yılların sonunda Beşiktaş’ta bir sergide ilk defa interaktif bir video yerleştirme gördüm, akıllı telefonların dahi olmadığı bir dönemden bahsediyorum, bu da sanat mı diye çok şaşırdım. Çağdaş sanat ilgimin farklı disiplinlere yönelmesinde çok etkisi oldu.,

Koleksiyonumda ağırlıklı olarak, heykel, dijital üretilmiş resim, video ve yerleştirmeler var. Koleksiyonerlik tamamen bir tutku benim için, katiyen bir yatırımcı değilim, daha sonra satmak maksadıyla eser almıyorum. Kendi zevk ve beğenimin yanı sıra kavramsal sorunlara eğilen, meselesi olan işleri toplamaya özen gösteriyorum.

Koleksiyonun ana teması ‘İnsan’ diye özetleyebilirim. 21. yüzyılda insanlık tarihinin belki de en radikal dönüşümü yaşanıyor (teknolojik gelişmeler hayal gücümüzü zorluyor) Diğer yandan dünyada hala demokrasi, düşünce özgürlüğü gibi problemler devam ediyor, otokrasinin yaygınlaştığını görüyoruz. Küresel ısınma, 3. Dünya Savaşı gibi ciddi risklerle karşı karşıyayız. İnsanlık bu problemleri çözmek için birleşebilecekken ayrılıkçı rüzgarlar dünyaya hâkim oluyor.  Tüm bunlar çağdaş sanat üretimini etkiliyor, benim de koleksiyonum bunları mesele eden işlerden oluşuyor.

Alt başlıkları modern hayatın problemleri, insanlığın bugünü ve geleceği, yarattığımız medeniyetle, ürettiğimiz teknoloji ile olan çatışmamız, toplum ve birey ilişkisi, siyaset diye sayabilirim. Estetik açıdan pek çok kişinin beğenisini kazanacak işlerin yanı sıra yere toprakla yazılmış bir yazı veya çaldığı zaman sizi yerinizden zıplatan bir zilin olduğu yerleştirme gibi işler de var. Sergileyemeyeceğim işi almam diyordum ama bu konuda da sınırları zorlamaya başladım, en son 9+1 kanallı bir video işim de oldu ha:ar’ın en yeni projesi. Büyük konuşmamak lazımmış, şimdilik depolarda olmasa da hard disklerde işler birikmeye başladı.  

Popüler olanı alma tutkum yok, alacağım işlerde ayıracağım fonun sanatçıya, üretimine, ve hatta yurt dışına açılmasına nasıl katkısı olacağını çok önemsiyorum. Sanatçı özgeçmişlerini, çalıştığı galerileri, katıldığı yurt içi ve yurt dışı sergileri, fuar ve sanatçı programlarını detaylı inceliyorum, sergi metinlerini dikkatli okuyorum. Danışmanla çalışmıyorum ancak koleksiyon yapma amacınıza bağlı olarak, çalışılabileceğini de düşünüyorum.

 

Seyahatlerinizde özel sanat rotalarınız var mı?

Kesinlikle. Son yıllarda aile tatillerini de sanat takvimlerini dikkate alarak hazırlıyorum. Çok şanslıyım ki eşim ve kızım çok destek oluyorlar. Örneğin bazen havalimanından direkt bir sanatçı sohbetine yetiştiğimiz oluyor. Venedik Bienaline düzenli gidiyoruz, ticari olmaması nedeniyle fuarlara kıyasla çağdaş sanat üretimi açısından daha heyecan verici buluyorum. Gitmeden muhakkak rehberli tur ayarlarım, güncel eleştirileri okuyup hazırlanırım.

Tatil planladığımız şehirlere gitmeden sanat ajandasını muhakkak kontrol ediyorum. Bu vesile ile Amsterdam Art Weekend, Lyon Bienali gibi organizasyonlarda bulunma şansımız da oldu. İstanbul Bienali, Mardin Bienali, Contemporary Istanbul gibi Türkiye’deki organizasyonları da takip ediyorum. Paris’e her sömestr tatilinde gidiyorum, Le Marais sokakları favorim, Perrotin, Nathalie Obadia, Thaddaeus Ropac gibi galerileri, Centre Pompidou gibi çağdaş sanat müzelerini, koleksiyoner vakıflarının sergilerini her gidişimde düzenli olarak ziyaret ediyorum. Sanıyorum bir sonraki Paris ziyaretini ancak François Pinault’un Borsa binasında açacağı müze tamamlandıktan sonra yaparım, merakla bekliyorum.

Centre Pompidou

New York’un özel bir yeri var, son iki yıldır koleksiyon sanatçılarım Hande Şekerciler ve Arda Yalkın misafir sanatçı programındayken ısrarlarını kıramayıp gidiyorum. Şehrin altını üstüne getiriyoruz hep beraber. Klasik sanat rotasının dışında misafir sanatçı programlarını ziyaret etme, yöneticilerle tanışma, sanatçı atölyelerine gitme imkânı buluyorum. Chelsea bölgesi 19. cadde ile 25 arası favorim, bölgenin dönüşümü heyecan verici, eski depolar arasında dünyanın en büyük galerileri (Gagosian, David Zwirner, Pace, Hauser&Wirth, Paul Kasmin vb.), bir arada. Gittiğiniz döneme de bağlı olarak ayaklarınızı yerden kesecek sergilere denk gelmek mümkün. New Museum, Whitney Museum, Moma, Moma PS1 ve MET favorilerim. Gitmeden daha hangi müze, hangi gün, geç saate kadar açık bakar, haftayı ona göre planlarım. Bu sene Loop Barcelona ara dönem okul tatiline denk geliyor ArtOn Galeri’nin Oddviz ile katılacağını öğrendim, gitmeyi çok istiyorum.

Koleksiyonunuzda sizin için farklı yeri olan eserler var mı? Hangileri? Neden?

En zor soru bu herhalde. Hemen hemen hepsinin yeri çok özel. Aslında koleksiyon yaparken ben müthiş dostlar kazandım, kazanmaya da devam ediyorum, ailecek çok nitelikli sanatçılarla, küratörlerle, sanat yazarlarıyla, akademisyenlerle, yöneticilerle tanışıp, hiç bitmesini istemediğimiz sohbetlere dahil oluyoruz. Manevi anlamda kendimi ve ailemi çok zenginleşmiş hissediyorum. Birçok işin alımıyla ilgili işi ilk gördüğüm an veya sanatçıyla ilk tanışmamla ilgili enteresan hikayeler biriktiriyorum, bunları şimdiden bir anı kitabında toplamaya başladım, bir gün yayınlar mıyım bilmiyorum.

Muhakkak bir iş seçecek olursam belki önünde poz verdiğim bu resmi seçebilirim, Hande Şekerciler ile Arda Yalkın’ın sanatçı ikilisi ha:ar olarak ilk üretimi. İmkânsız Heykeller serisinin birincisi. İlk Nisan 2018’de New York’ta Hande ile Arda Residency Unlimited’teyken taslağını görmüştük kızımla. Daha tamamlanmadan ilk edisyonunu aldık. Resmin bitmesi yaklaşık on bir ay sürdü, tüm üretim sürecine şahit olduk, bittiğinde ilk versiyonundan çok farklı bir noktaya geldi ve de müthiş oldu. Dijital olarak üretilmiş bir resim, ışıklı kutuya basmayı tercih ettik, teknolojik alt yapısını da kurduk, cep telefonuyla uzaktan ışıklarını ayarlayabiliyorum.

Bir başka iş Arda’nın Infinite Loop (Sonsuz Döngü) isimli yine dijital bir üretim olan video işini not edebilirim, görür görmez çok beğendik kızımla, aldığımızın gecesi uyuyamadım mutluluktan, nedenlerini artık anılarımda anlatıyor olacağım. Bir ilaç kapsülü içinde koşu bandında sürekli koşan bir adam, asla duramıyor… Ekranın duvara dikey takılması gerekiyordu, montaj ekibini ikna etmem çok güç oldu. Hande Şekerciler’in Ectasy serisi I numaralı heykeli, Şifa Girinci’nin ‘El göçtü biz kaldık’ neon işi, Güler Güçlü’nün Kaçınılmaz Ağırlık serisinden heykelleri, Kemal Tufan’ın Labirentli İç Deniz heykeli, Aslı Işıksal’ın heykelleri, Nejbir Erkol, Hamza Kırbaş’ın video işleri... Genel koleksiyon çizgisinden bazı yönleriyle biraz farklı işler de var, örneğin Mithat Şen, Günnur Özsoy ve Evren Erol’un soyut heykelleri gibi, onların da farklı yeri var.   

Türkiye’de alıcı olarak sanat piyasasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Çok seçkin sanatçılarımız, heyecan verici üretimler var. Ancak Türkiye’de sanat icra etmek çok zor. Tutku ve fedakârlık işi. Son yıllarda sanatçılarımız gelecek görmeyip yurt dışına Berlin’e, Amerika’ya, Londra’ya yerleşmeye çalışıyorlar. Galerilerin işleri de kolay değil, sanatçı ile çalışmak ciddi yatırımlar gerektiriyor, finansal sıkıntılar aşikâr.

Sanat sevgisinin tabana yayılması, yaygınlaşması, sanat eseri alımının da sınırlı sayıda kurum ve koleksiyonerden çok daha geniş kitlelere yayılması lazım. Sanat eseri almak için çok büyük bir maddi gücün olması gerektiğine inanmıyorum. Kariyerinizin başında kağıt işler alabilirsiniz, edisyonlu işleri tercih edebilirsiniz. İmkanlarınız arttıkça daha fiyatlı eserlere yönelebilirsiniz. Bizde maddi imkanları arttıkça insanların tercihi öncelikle araba, ev, teknoloji ürünleri almak ve bunları yenilemekten yana. Sanat eseri alımı en son sıralarda yer alıyor. Eser alımı tabana yayılmadığı için de dar bir piyasamız olduğunu düşünüyorum.

2019 ve sorasında rekabet çok daha artacak alıcılar 2000’li yıllarda yurt dışı piyasaları ve yabancı sanatçıları keşfetti, yerel galeriler dahi yabancı sanatçılarla çalışmaya başladı bunlar artacak. Ancak ilgi de artıyor, CI’ın, Mamut Art, Base gibi organizasyonların artan ziyaretçi sayıları bunun bir göstergesi. Sosyal medya da daha geniş kitlelere ulaşmak anlamında pek çok fırsatlar getiriyor. Bu yıl açılacak Arter, OMM gibi müzeler de sanat piyasasına dinamizm getirecektir.  Finansal anlamda getiri konusu, beni birincil olarak ilgilendirmiyor ancak bu alanda Aylin Seçkin gibi akademisyenlerin araştırmaları var, en son Ebru Nalan Sülün’ün kitaplaştırdığı bir çalışması var bunları da inceliyorum. Sanata yatıran maddi ve manevi anlamda kaybetmez diye sözü bitireyim.   

Para limitiniz olmasa almak istediğiniz eser ne olurdu? Neden?

İnanın çok düşündüm para limitsiz olsa şunu alırdım gibi aklımda bir isim ve iş yok. Tabi ki hâlihazırda almayı arzu ettiğim sanatçılar ve işleri gibi uzun bir listem var, sürekli güncelliyorum. Aslen sanat ile ilgili projelerim var aklımda, yavaş yavaş geliştirdiğim, para limitsiz olsa onları hayata geçirmek isterim. Aslında bu projeleri hayata geçirmek için paranın da beni sınırlayabileceğine inanmıyorum, dünyada para da çok, yeter ki projeniz iyi olsun. Şu an iş hayatım çok yoğun, kariyerimde arzu ettiğim bir yerdeyim ancak durmak, yok yoğun tempo devam edecek, diğer yandan ailem var yakın ilgime ihtiyacı olan. Aslen paradan ziyade, bugün zaman limitli diye düşünüyorum. Bugün Pinault kadar bir fonum olsa fena olmazdı diğer yandan da aynı zevkle eser toplayabilir miydim, hiç sanmıyorum. 

E-Bülten Üyeliği
X
SÖZLEŞME

Bu internet sitesine girilmesi veya mobil uygulamanın kullanılması sitenin ya da sitedeki bilgilerin ve diğer verilerin programların vs. kullanılması sebebiyle, sözleşmenin ihlali, haksız fiil, ya da başkaca sebeplere binaen, doğabilecek doğrudan ya da dolaylı hiçbir zararlardan ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun sorumluluğunun olmadığını, tarafımdan internet sitesinde E-Bültene üye olmak için veya başkaca bir sebeple verdiğim kişisel verileri, özellikle de isim, adres, telefon numarası, e-posta adresi, banka bilgisi, yaş ve cinsiyetle ilgili benzeri bilgileri kendi rızam ile paylaştığımı, ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun nin bu bilgileri kullanmasına muvafakat ettiğimi, bu bilgilerin 3.gerçek ve/veya tüzel kişilerin eline geçmesi ve bu şekilde olumsuz yönde kullanılması halinde ve/veya bu bilgilerin başkaca kişiler ile paylaşılması halinde ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun sorumluluğunun olmadığını gayri kabili rücu, kabul, beyan ve taahhüt ederim.