• Arama

Fatoş Altınbaş Sarıgül'den Yeni Kitap: Kapalıçarşı'nın Taşları

Fatoş Altınbaş Sarıgül’ün Kapalıçarşı kültürünün ve zanaatlarının dünyada yeniden değer bulmasını amaçlayarak yazdığı "Kapalıçarşı'nın Taşları" kitabını inceleyin.

Kıymetli taşlar değerlendirme enstitüsü olan GIA’de eğitim alarak mücevher dünyasındaki ilk adımını atan Fatoş Altınbaş Sarıgül, bugün ailesinin kurduğu vakfa ait olan Altınbaş Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olarak ders veriyor ve aynı zamanda aile şirketlerinde yönetim kurulu üyeliği görevini üstleniyor. Yakın zamanda yazdığı "Kapalıçarşı'nın Taşları" kitabıyla Kapalıçarşı kültürünün ve zanaatlarının dünyada yeniden değer bulmasını amaçlayor.

Önce biraz sizi tanıyalım; kimdir Fatoş Altınbaş Sarıgül?

İstanbul’da, birbirlerine sevgi ve saygı ile bağlı bir anne ve babanın evladı olarak, çok güzel bir çocukluk geçirerek, büyüdüm. Annem benimle ve benden dört yaş küçük erkek kardeşimle ilgilenirken, babam gece geç saatlere kadar çalışırdı. Babamla pazar günlerimiz özel günlerdi. Çocukluk ve genç kızlık günlerim ailemle birlikte güzel anılarla doludur. Özellikle babam eğitimimiz ve kişisel gelişimimiz konusunda çok hassastı. Beni ve kardeşimi her yaz yabancı dilimizi geliştirmemiz için mutlaka yurt dışına yaz okuluna gönderirdi. Kışları ise sömestr tatilinde boş bırakmaz, kayak için yine yurt dışında bir okulda zamanımızı kendimizi geliştirerek değerlendirmemizi sağlardı. Üniversite eğitimim için yurt dışında bir okulu seçmemi çok arzu etti, fakat ben lisede Türk eğitim sistemi içinde başarılı bir öğrenciydim. Üniversite sınavı için çok çalışıyordum ve sınavda Türkiye’de iyi bir üniversiteyi kazanabileceğimi düşünüyordum. Öyle de oldu. Bilkent Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nü kazanınca yurt dışına gitmek istemedim ve lisans eğitimim için Ankara’ya yerleştim.

Lisansdan sonra ise master yapmak için iki yıl Milano’da kaldım ve Politecnico di Milano Üniversitesi’nde MBA programını tamamladım. İstanbul’a döndükten sonra iki yıl ticaret hayatında çalıştım. Bu arada kıymetli taşlar değerlendirme enstitüsü olan GIA’de eğitim almak için dört ay Londra’da kaldım. Eşimle tanıştığım zamanlar kariyerime yön vermeye çalıştığım zamanlardı. Evlendikten sonra akademik kariyerime devam etme kararı olarak Yeditepe Üniversitesi’nde antropoloji alanında doktora yapmaya başladım. Bugün ise ailemin kurduğu vakfa ait olan Altınbaş Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olarak ders veriyorum ve aynı zamanda aile şirketlerinde yönetim kurulu üyeliği görevlerimi devam ettiriyorum. Tüm bunların yanında hayatıma anlam katan 2 kızım ve eşim her zaman önceliğim.

Mücevherci bir aileye doğan Fatoş Altınbaş Sarıgül için mücevherle uğraşmak  bir kader mi yoksa, bu ailenin bir ferdi olmasanız da mücevher tutkunuz olur muydu?

Altınbaş Mücevherat bir aile şirketi olduğundan, elbette ben de aile işimi sürdürmek yolunda adım attım. 2 yıllık ticaret geçmişim bu sebeptendir. Fakat bir süre sonra, mücevherin üretiminde değil de ticaret kısmında olduğum için çok keyif almadım. Bu sebeple akademiye döndüm. Şu anda ise yaptığım işi çok farklı görüyorum. Yeni kitabım “The Stones of Grandbazaar” ile amacım Kapalıçarşı kültürünün ve zanaatlarının dünyada yeniden değer bulması. Kapalıçarşı’daki Ermeni mücevharet ustaları tarafından tasarlanan Mevarìs mücevher koleksiyonuyla ise üzerindeki işçiliği, değerli taşları ve Kapalıçarşı ruhunu taşımasıyla miras bırakılabilecek mücevherlere ruhunu verecek, bu sanatın değeriyle ilgilenen mücevher tutkunları ile buluşturmak istiyorum.

Kapalıçarşı’da somutlaşan mücevher tutkunuzu akademik seviyeden kapsamlı bir projeye dönüştürmenize giden süreçten biraz bahseder misiniz?

‘Kapalıçarşı’nın Taşları’ kitabını hazırlarken, Fransız fotoğraf sanatçısı Chloe Le Drezen ile tüm sokakları tekrar farklı bir gözle arşınladık. Ve bir yabancının gözünden Kapalıçarşı nasıl görünüyor, onu izleme fırsatı buldum. Bu süreçte Kapalıçarşı’yı kitabımda yansıtırken, geleneksel zanaatlardan bana en yakın olanı mücevherin ustaların elinde nasıl aşama aşama sıfırdan yapıldığına ve onların mücevhere nasıl anlamlar yüklediğine şahit oldum. Böylece, her parçanın hikayesini dinleyerek ve benim de her parçaya anlam yüklemeye başlamamla mücevher koleksiyonu oluştu. Bu eşsiz koleksiyona kendi aurasını yükleyerek, onları kendi ortamlarından çıkarıp hak ettikleri değerde sergileyerek biz de farklı bir anlam daha katmış olduk.

The Stones of Grandbazaar bir kitap, sergi ve koleksiyondan oluşan kapsamlı ve çok zengin bir proje. Bu projeyi hayata getirirken nelerden beslendiniz ve ilham aldınız?

Bu projeyi hazırlarken beni en fazla motive eden, Kapalıçarşı’nın modern zaman dinamiklerine ve teknolojiye yenilmesi sonucu kaybettiği popülerliği ve ışıltıyı ona tekrar kazandırma fikriydi. Elbette bu benim tek başıma yapabileceğim bir şey değil ve fazla ütopik olabilir. Fakat oradaki tasarım gücünü ve bir ürünün tamamen el yapımı olmasının dünyada algılanan değerini vurgulamak istedim.

Küratörlüğünü üstlendiğiniz projenin yaratım sürecinde kimlerle çalıştınız?

Aslında bu proje bir önceki kitabım olan “Kapalıçarşı'da El Yapımı Mücevherat Ustaları, Bir Dönüşüm Hikayesi”nden yola çıkarak gelişti ve evrildi. İlk başta akademik dilden uzak, fotoğraflı anlatımı ve masalsı akıcılığıyla, Kapalıçarşı tarihini kolay ve zevkli bir biçimde okunur kılmayı; Kapalıçarşı’nın tarihi önemini ve ülke tarihimizdeki yerini uluslararası platformlarda da paylaşabilmeyi istedim. Daha sonra proje gelişti.... Akaretler’de yer alan “The Stones of Grandbazaar Arts&Design” hayata geçti. Bu mekanda Haziran ayı sonuna kadar kitabıyla, fotoğraflarıyla, Mevaris koleksiyonu sergisiyle ve konusunda uzman konuklarımızın katılımıyla gerçekleşen sohbetlerle Kapalıçarşı ve yansıttığı değerleri İstanbullularla ve turistlerle paylaşıyoruz.

Akademik çalışmalarım sırasında 28 usta ile görüştüm. Bunlardan bazıları ekonomik sebeplerle, bazıları çırak yetiştiremediklerinden, mesleği bırakmışlardı. Bazıları ise küçük atölyelerde yaratmaya devam ediyorlardı. Bu yaratıcılıklarına devam eden 6 ustanın ürünlerin oluşan Mevarìs koleksiyonu böylece kurgulandı. Bu ustalardan ikisi sevgili Özlem Güsar ile yaptığımız söyleşiye katılan Sebu ve Arto ustalar. Kitabı kurgulama sürecinde bana destek olan ajansım İstanbul 74, fotoğraf sanatçısı Chloe Le Drezen ve Altınbaş Üniversitesi desteklerine de minnettarım.

Kapalıçarşı’yı bu kadar özel ve eşsiz kılan nitelikler neler?

Kapalıçarşı bana göre, Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethetmesi ve çarşının kurulma talimatını vermesiyle, Osmanlı devletinin yüzlerce yıllık İstanbul sevdasına kavuşmasını simgeler. O tarihten sonra ise asırlarca çarşı Avrupa ve Asya’nın ortak ticaret noktası olmuştur. Dolayısıyla yüzlerce hikaye ile doludur. Duvarlarının, yerlerinin her taşı tarihi içinde barındırır. İnanılmaz bir ruhu vardır. Her bedesten kendi kokusu ve ruhuyla farklılaşır. Bu ruhla ustalar yaratıcılıklarını beslemiştir ve eşsiz mücevherler yüzyıllarca Avrupa’lı asillerin gözdesi olmuştur. Veya çok değerli ipekler, halılar, teşbihler hep Kapalıçarşı’da ederini bulmuştur.

Kapalıçarşı özelinde asla unutamayacağınız bir anınızı paylaşır mısınız?

İçimde hayranlığa yol açan ve asla unutmayacağım bir anım oldu. Bir ustanın işlediği altın ve üstü değerli taşlarla süslü küçük bir kutu gördüm. Bunun ne için olduğunu sorduğumda, 82 yaşındaki bir İstanbul hanımefendisinin bu kutuyu, kendisi ve eşi vefat ettiğinde alyanslarını koyup çocuklarına miras bırakmak üzere yaptırdığını öğrendim. Bu beni çok etkiledi. Bu dünyadan gitmeye hazırlanan birinin, mirasını hazırlaması belki de koleksiyona da ilham veren bir şey oldu.

Bu çalışmadan sonra mücevhere ve ustalara bakışınızda neler değişti? 

Bu zanaata olan saygım daha da arttı diyebilirim. Kapalıçarşı’daki mücevherat ustalarının kültürüne, görgüsüne, işlerine olan saygılarına ve sevgilerine tanık oldukça sanatın nasıl icra edildiğini ve insanlıkla nasıl ilgili olduğunu öğrendim. Bir toplumun gelişimi için neden önemli olduğu hakkında farklı bir farkındalığım oluştu. 

Mücevher tutkunu olan ve hem zevk hem de maddi olarak doğru yatırımları yapmak isteyen kadınlar için verebileceğiniz tavsiyeler neler?

Mücevherin ekonomik bir yatırım aracı olarak düşünülmesi çok doğru bir yaklaşım. Ben artık sektörü ikiye ayırıyorum. Mücevher ve takı olarak. Takı dediğimiz, popüler trendleri takip eden, hızla değişen moda akımlarına uyan, yine değerli taşlardan üretilen ürünler var. Bunlar tüm kadınların modaya uygun olarak kullandığı ve modası geçince unutulan ürünler. Mücevher ise modadan bağımsız, değerini sizin ona yüklediğiniz anlamdan alan, maddi değeri dışında maneviyat barındıran nesneler. Bu ikisini ayırmak gerekir diye düşünüyorum.

Sizin en değerli mücevheriniz hangisi? 

En değerli mücevherim 12 yıl önce Sebu ustanın tasarlayıp ürettiği düğünümde taktığım yakutlu gerdanlığım. Benim için yeni bir hayata geçişin simgesi.

Mevarìs’in anlamı nedir ve neden bu ismi seçtiniz? 

Mevarìs eski Osmanlıca miras anlamına geliyor. Bu ismi seçmemin nedeni Kapalıçarşı’ya yüklediğim anlamda gizli.

Mevarìs koleksiyonunda sadece bir parça seçme hakkınız olsaydı kendiniz için hangisini seçerdiniz? 

Koleksiyondaki tüm parçalar eşsiz. Kendim için ise açılış gecesinde taktığım FLAM kolyeyi seçerdim sanırım. Flam kolye ateş anlamına geldiğinden bana verdiği güce inanıyorum.

*Fotoğraf Kredisi: Serhat Hayri

E-Bülten Üyeliği
X
SÖZLEŞME

Bu internet sitesine girilmesi veya mobil uygulamanın kullanılması sitenin ya da sitedeki bilgilerin ve diğer verilerin programların vs. kullanılması sebebiyle, sözleşmenin ihlali, haksız fiil, ya da başkaca sebeplere binaen, doğabilecek doğrudan ya da dolaylı hiçbir zararlardan ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun sorumluluğunun olmadığını, tarafımdan internet sitesinde E-Bültene üye olmak için veya başkaca bir sebeple verdiğim kişisel verileri, özellikle de isim, adres, telefon numarası, e-posta adresi, banka bilgisi, yaş ve cinsiyetle ilgili benzeri bilgileri kendi rızam ile paylaştığımı, ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun nin bu bilgileri kullanmasına muvafakat ettiğimi, bu bilgilerin 3.gerçek ve/veya tüzel kişilerin eline geçmesi ve bu şekilde olumsuz yönde kullanılması halinde ve/veya bu bilgilerin başkaca kişiler ile paylaşılması halinde ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun sorumluluğunun olmadığını gayri kabili rücu, kabul, beyan ve taahhüt ederim.