• Arama

Türk Moda Tasarımcıları: Ezra ve Tuba

İkonik kelebek elbise ve kalp krizini haber vere tişört gibi giyilebilir teknoloji tasarımlarının yanı sıra sürdürülebilir kumaşlarla yarattıkları parçalar ile dikkat çeken Ezra ve Tuba’ya markaları hakkında merak ettklerimizi sorduk.

Tekstil kökenli bir ailden gelen Ezra ve Tuba Çetin, küçük yaşta tasarımla tanıştılar ve o zamandan tek hayalleri ileride kendi markalarını kurtmaktı. Ezra Çetin, Ankara Bilkent Üniversitesi’nde grafik tasarım, İstanbul Marmara Üniversitesi’nde Görsel Sanatlar eğitimini aldı. Tuba Çetin, Bilkent Üniversitesi’nde Görsel Sanatlar okudu. 2006 yılına kurdukları markaları “ezra+tuba”, bugünlerde giyilebilir teknoloji tasarımları ve sürdürülebilir kumaşlarla oluşturdukları koleksiyonları ile ön plana çıkıyor.

Markanızın kuruluş sürecini anlatır mısınız?

Ezra: Biz küçükken evin her yerinde kumaşlar ve tasarımlar vardı ve evde en çok sanat konuşuluyordu. Kaçınılmaz olarak biz de bu ortamda tasarıma yöneldik. 5 yaşında ilk elbiselerimizi tasarladık ve bu elbiseleri anneannemiz kendi terzisine diktirdi. İşte o andan sonra pek başka bir kariyer arzumuz olmadı. Annemiz bizi öncelikle resim yapmaya yönlendirdi. Heykel ve seramik dersleri aldık. Ardından tekstil tasarımı üzerine bizi eğitti.

Tuba: Evet,  o yaşlarda kendi markamızı kurma hayalimiz vardı. Farklı disiplinlerde ikişer üniversite bitirerek farklı markalar altında çalışıp kendimizi geliştirdik. Elbette iki kardeş olmanın da büyük faydaları var, birbirimizi tamamlıyoruz. Annemizin bize kattığı en iyi özellik, beraber çalışıp etüd ederek üretmek. Üretim ve tasarım eğitimlerimi aile şirketlerinde geliştirdik. Ardından yurt dışında ve yurt içinde hazır giyim markalarda tasarımcı olarak çalıştık. 2004 yılında ilk olarak lüks denim ve spor giyim markası olarak başladığımız yolculuğumuzu 2006 yılında lüks geniş kadın ürünleri olarak değiştirerek Milano'dan danışmanlarımız ile devam ettik. 2006 yılında, “ezra+tuba” adlı lüks kadın giyim couture ve hazır giyim markamızı ile “etcetura” bridge markasını kurduk. 2009’dan itibaren Federation Francaise de la Couture du Pret-a-Porter des Couturies et des Createurs de Mode tarafından davet edildik, “Mode à Paris” ve Milano Moda Haftası kapsamında hazır giyim koleksiyonlarını 2009 ve 2012 yılları arasında defileler ile tanıttık.

Teknolojiyi modaya eklemeye nasıl karar verdiniz?

Ezra: Giyilebilir teknoloji isminden de anlaşılacağı gibi üzerinize giydiğiniz teknoloji içeren her türlü elbise ve nesneyi tarif etmek için kullanılan genel bir terim. 2012 yılında Paris Moda Haftasındaki dört yıllık sürede gerçekleştirdiğimiz defileler, satış kampanyaları sonucunda sektörde kalıcı olabilmek için farklılık yaratmanız gerektiğini gördük. Olanca gücümüz ile yeni projeler üzerinde çalışmaya başladık. 2015 yılında ilk beş projemizi Intel’e sunduk ve 2016 yılında Giyilebilir teknolojilerde dünyada bir ilki başardık ve 100 yılın keşifleri arasına girdik. 

Tuba: Giyilebilir teknolojiler için 2016’nın ısınma yılı olduğu düşündüğümüzde, 2019 itibarı ile  devrimin başlangıcı olacak. Giyilebilir ürünlerle beraber, 7/24 birbirlerine bağlı olan elektronik ürünler ağını temsil eden IoT’de hayatımıza akın edecek. Tahminler, 2019’da gelişmiş ülkelerdeki hanelerdeki IoT ağlarının en az 5 üründen oluşacağı yönünde.

Giyilebilir teknoloji yaratırken nelerden ilham alıyorsunuz?

Ezra:  Dört farklı disiplinde eğitim aldık. Geleceğe dair teknolojiden faydalanmak üzere çalışmalar yapabilmek için mühendisler ile çalışmaya başladık ve bizde bu arada yakında yaşanacak değişimin bir parçası olabilimek adına yazılımdan detaylara kadar kendimizi eğitmeye başladık. Teknolojik değişimler ve dijital ağların küreselliği trendlerin daha hızlı değişmesine ve gelişmesine neden oluyor. Markalar ve pazarlama giderek artan sofistike bir tüketici dünyası yaratıyor. Bu dünyada kendi görsel dillerini nüanslarını, farklılıklarını, etik anlayışlarını ve şeffaflıklarını yansıtıyorlar. Hayatlarında teknolojinin onlara cevap verdği gibi hızlı ve konforlu çözümler bekliyor. Biz de bu veriler doğrultusunda çalışmaya başladık.

Tuba: Biz Star Wars ve Jetgiller ile büyüdük. Bırakın gelecek yüzyılı önümüzdeki birkaç yılı tahmin etmek bile ürkütücü, yine de günün birinde insanlık medeniyetini değiştirecek teknolojilerin hayalini kurmadan edemiyoruz. Peki, geleceği tahmin etmek mümkün mü? Daha önce bunu deneyip becermiş olanlara bakalım. Gelmiş geçmiş en iyi bilim kurgu yazarlarından biri olan Jules Verne, kendisi bilim adamı olmamasına rağmen, zamanının bilim dünyasıyla fazlasıyla haşır neşirdi. İsabetli tahminlerini ve vizyonunu bilimin toplumu kökten değiştirme gücünü kavramış olmasına borçluydu. Leonardo da Vinci ise hem kendisi bir mucitti hem de zamanının önde gelen yenilikçi ve ileri görüşlü kişileriyle yakın temastaydı. Bu nedenle her ikisinin de geleceğe yönelik öngörüleri fazlasıyla tuttu. Geleceği tasarlamak kısaca bir ekip işi. Bu geleneğe uygun biçimde, günümüzün önde gelen bilim insanlarının çalışmalarını yakından inceleyerek dünyanın çeşitli yerlerindeki laboratuvarlarda geleceğimizi değiştirecek teknolojilerin prototiplerinin oluşturulduğunu görmek mümkün. Biz bilimi ve teknolojiyi yakın takip ederek özellikle biomimikri’den destek alıyoruz.

Teknoloji moda endüstrisini nasıl etkiliyor?

Tuba: Bilimin, durmaksızın hız kazanan buluşlarla yoğun ve çalkantılı bir süreçten geçtiği şu dönemde, 2100’ü öngörmek elbette zor. Son birkaç on yılda biriken bilimsel bilgi, tüm insanlık tarihi boyunca elde edilenden fazla. Üstelik 2100’e kadar kat be kat artmış olacak. 1900’lerde yaşayanların 2000’li yılları tasavvur etmesinin ne denli güç olduğunu takdir edersek, önümüzdeki asrı tahmin etmenin zorluğunu kavrayabiliriz. Kısa bir süre sonrası için ancak şunu söyleyebiliriz moda 2 başlık altında toplanacak: “Doğaya Dönüş ve Teknolojinin Desteklediği Ürünler”.

Ezra: Dört farklı disiplinde eğitim aldık. Geleceğe dair teknolojiden faydalanmak üzere çalışmalar yapabilmek için mühendisler ile çalışmaya başladık ve biz de bu arada yakında yaşanacak değişimin bir parçası olabilimek adına yazılımdan detaylara kadar kendimizi eğitmeye başladık. Teknolojik değişimler ve dijital ağların küreselliği trendlerin daha hızlı değişmesine ve gelişmesine neden oluyor. Markalar ve pazarlama giderek artan sofistike bir tüketici dünyası yaratıyor. Bu dünyada kendi görsel dillerini nüanslarını, farklılıklarını, etik anlayışlarını ve şeffaflıklarını yansıtıyorlar. Hayatlarında teknolojinin onlara cevap verdği gibi hızlı ve konforlu çözümler bekliyor. Biz de bu veriler doğrultusunda çalışmaya başladık.

Gelecekte teknolojinin moda dünyasındaki yeri nerede olacak?

Ezra:  “Dünya bilgisayar pazarı belki beş adet olabilir.” 1943- Thomas Watson - IBM yönetim kurulu başkanı. Gelecek tahmininde bulunanlar, çoğunlukla teknolojinin hızını olduğundan kat kat düşük hesapladıkları için yanılmıştır. Unutmayalım, tarih yazan iyimserlerdir kötümserler değil. Bunu ve geleceği küçümseyenlerin yaptığı çarpıcı hataları göz önünde tutarak öngörülerimizi sağlam bir bilimsel temele oturtmalıyız. Teknoloji ipten başlayarak IOT hayatımıza hız katacak ve daha önemlisi sağlık konularında büyük gelişmeler yaşanacak. Vücudumuzu sadece ilaçlar ile değil giydiğimiz ürünler ile korumaya başlayacağız ki bu çalışmaların bazıları artık uygulamaya açık duruma geldi. 

Tuba: Bu değişim gerçekten uzak bir bilim kurgu gibi gelebilir size, ama aslında hem sosyal hem teknolojik daha derin değişimlerin temelini oluşturuyor. Sonuçta değişim başladı. Mobil cihazlar, giyilebilir teknolojiler ve sanal gerçeklik için geliştirilecek sayısız uygulama, yazılım alanında teknolojik olduğu kadar müthiş bir ekonomik büyüme sağlayacak ve elbette bu büyüme özellikle tekstil alanında kaçınılmaz olacak. Artık tüketici hayatına hız, konfor katmayan hiçbir ürüne sıcak bakmayacaktır. Keza doğaya zarar veren geri dönüşümü olmayan bir çok ürün de talep görmeyecektir. Biz de bu doğrultuda kumaş ve ürün çalışmaları yapıyoruz. Yeni projelerimiz var olanı da geliştiriyoruz.

Arçelik Buzdolabı için tasarladığınız elbiseden bahseder misiniz? Bu proje nasıl gelişti?

Tuba: Türkiye’nin en güçlü sektörünün lideri olan bir marka ile çalışmak bize farklı deneyimler kattı. Malzemeler bizim her zaman hayal gücümüzü tetikliyor… Karbonfiber ÇelikNaz elbise tasarımımızı tamamen “Black Diamond” karbonfiber buzdolabından ilham alarak yarattık. Black Diamond yani Siyah Pırlanta ışığın neredeyse tamamını emer, eşsiz bir parlaklık içinde görünür. Tasarımı yaparken siyahın cazibesi bir yana, karbonfiberin siyah pırlanta ile olan benzerlikleri sihirli, neo-gotik ve futuristik hayal kapıları açtı bize. 

Ezra: Tasarımı yaparken malzemenin zenginliği yanı sıra tasarımın gücü çok etkileyiciydi. Black Diamond’dan yola çıkarak buzdolabının kapağını açınca gördüğünüz ürünün ömrünü uzatan mavi ışık bizim için elbisenin tamamlayıcısı oldu. Hareket ederek form değiştiren parçalar yer değiştirdiğinde mavi ışığı görüyorsunuz. Şunu eklemeden geçemiyeceğiz; Arçelik Endüstriyel tasarım başkanı ve ekibi yaratıcı inovatif geleceği tasarlarken inanılmaz bir vizyon ile çalışyorlar. Bazen umutsuzluğa kapıldığımız dönemler oldu ama Serdal Korkut Avcı ve ekibi ile tanıştığımızda kendimizi arzu ettiğimiz yaratıcı insanlar ile beraber bulduk. Bir de Kurumsal ve Marka yöneticilerinin yaratıcı süreçlere verdikleri destek tasarım süreçlerinde çalışırken bizi destekledi.

2018-2019 koleksiyonlarınızdan bahseder misiniz?

Ezra:  Projemizde, yaşadığımız coğrafyada “yürünmeyen yollarda yürüyen” güçlü kadınların hikayelerini her sezon koleksiyonlarına yansıtan tasarımcılar Ezra ve Tuba’nın,  Cumhuriyet kadınlarının ruhundan esinlenerek yarattıkları “Tevhide” nin hikayesidir. Tevhide Cumhuriyeti kurmak için yola çıkan ve bugünde bu idealizm ile hareket eden aydın Türk kadınını temsil etmektedir.

Tuba: Koleksiyonumuzda Kurtuluş savaşında ve ardından Cumhuriyet kurulurken vatanı kendi hayatlarından önde tutan Türk kadının cesur ve bilge yolculuğu bugünlere bir gelecek bırakmıştır. Biz de buradan ilham alarak   kumaşlarımızı geliştirdik. Şöyle ki bugün dünyada plastik hammaddeden sonraki en büyük atık her yıl 27 milyon ton ile çöp olan kıyafetler doğada 200 yılla 1000 yıl arasında yok olmuyor. Bu nedenle bizim koleksiyonumuzdan tercih ettiğiniz herhangi bir ürünü istediğiniz kadar kullanabilirsiniz ama lütfen çöpe atmayınız, bir saksıya bir bahçeye bir avuç toğrağa gömmeniz yeterli. 3 ay içerisinde toprakta çözülerek 1 yıl içerisinde toprakta yok olacaktır. Artık geleceğe daha fazla duyarlı olmalıyız üretici olarak da tüketici olarak da. 

Markanızı birkaç kelimeyle anlatın desek?

Ezra: Güçlü, doğayı seven ve teknolojiyi sınırsız kullanan bir kadın. Bizim kadınımız geleceğe artılar bırakan farkındalığı olan bir insan. 

Tuba: Değişimlere hızla uyum sağlayan geleceği önemseyen bir kadına hitap ediyoruz.

E-Bülten Üyeliği
X
SÖZLEŞME

Bu internet sitesine girilmesi veya mobil uygulamanın kullanılması sitenin ya da sitedeki bilgilerin ve diğer verilerin programların vs. kullanılması sebebiyle, sözleşmenin ihlali, haksız fiil, ya da başkaca sebeplere binaen, doğabilecek doğrudan ya da dolaylı hiçbir zararlardan ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun sorumluluğunun olmadığını, tarafımdan internet sitesinde E-Bültene üye olmak için veya başkaca bir sebeple verdiğim kişisel verileri, özellikle de isim, adres, telefon numarası, e-posta adresi, banka bilgisi, yaş ve cinsiyetle ilgili benzeri bilgileri kendi rızam ile paylaştığımı, ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun nin bu bilgileri kullanmasına muvafakat ettiğimi, bu bilgilerin 3.gerçek ve/veya tüzel kişilerin eline geçmesi ve bu şekilde olumsuz yönde kullanılması halinde ve/veya bu bilgilerin başkaca kişiler ile paylaşılması halinde ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun sorumluluğunun olmadığını gayri kabili rücu, kabul, beyan ve taahhüt ederim.